Sinemanın “Yeni” Dahi Çocuğu Nolan

Nolan’ın histerik ve fantastik Dünyasına girmeye hazır mısınız? Daha yedi yaşındayken film çeken, süper kahramanlığın kitabını baştan yazan, rüyalarımıza söz geçiren adamı inceleyeceğiz bu hafta!

Kim Lan Bunun Yönetmeni!

Hep söyleyip duruyorum “Ben bir sinema geek’iyim!” diye. Uğraşıyorum; haberleri ülkemizde ve dünyada bu işin otoritesi olan sitelerden takip ediyorum. Arşivcilik, bende çok genç yaşlarda başladı. VHS’nin sonu, VCD’nin başları idi. Bakın VCD diyorum, DVD filan o zaman hak getire. Bizim nezdimizde DVD zengin işiydi. Bir DVD şimdiki gibi 10-15 lira değil, 50-60 liralardan başlıyordu. Tıpkı benim kuşağım için Kinder Süprizin pahalı olduğu gibi. İşte “The Mummy” ile başlayan arşiv macerası, beğendiğim filmleri birden fazla kere izlemek içindi o zamanlar. Şimdi ise “yarı profesyonel” bir tutku.

Yıl 2004 ben henüz Ankara’dayım internet kafede Ultima oynamaya gelmişim. Ama o zamanın efsane server’ı Olympus bakımda olduğu için, bende internette dolanıyorum. Şimdinin beyazperde.com’u, o zamanlar alemler.com’du. Ben de arada bir girip haberlere bakıyorum. Daha genç geekler pek bilmezler, o zaman evde internet demek baya lüks demek, ben bile 2006’da bağlatmıştım internetimi. Her neyse, alemler.com flaş bir haber geçmiş; “Batman Begins Yeni Fragmanı Geldi!” Ben de o zaman ne nerd’lük bilirim, ne geek’lik. Evet yönelimler bu doğrultuda ama millet bana “entel” diyor, nerd’lük, geek’lik hak getire, ama dehşet bir Batman hastasıyım, elimde İstanbul – Ankara arası yolculuk yaparken değerinin altında fiyata bulduğum bir sürü Batman çizgi romanları falan var. Ama yine 90’lardan yeni çıktığımız o dönemde, düzenli çizgi roman biriktirmek şimdiki kadar kolay değil, meşakatli iş (harbi lan ne şanslısınız siz ha!).

Eh dediğim gibi serde Batman hayranlığı olunca, hemen yapıştım fragmana 1024 dsl über hızlı(!) internet ile fragmanı izledim. Fragman bittiğinde ağzımdan bir kaç kelime dökülmüştü “Vay be”. Fakat bu “vay be” yönetmenin cesur davranarak, yepyeni bir akım başlatmasının eşiğinde olması ile veya Batman’i gelmiş geçmiş en iyi Batman’in oynayacağı ya da kadrosunda o zamanlar tanımadığım, Cane’ler, Freeman’lar, Oldman’lar olmasından filan değildi. Batman’i adam gibi meme uçsuz bir kostümün içinde görmenin vermiş olduğu bir “vay be” idi. Ama söyledim size; o zamanlar sinemadan anlamıyorum ben.

rrrrrr

I am the Night, I am the NOLAN!

Batman Begins geldi geçti. Çok beğenmiştim ama o zamanlar da arşivcilik bende yukarıda da yazdığım üzere, sadece filmleri birden fazla kere izlemek amacı güdüyordu. O yüzden sinemasal değerinin çok farkında değildim. Begins’den bir kaç sene sonra, henüz Dark Knight bombası sinemaya düşmeden önce bir film izledim adı “Prestij” idi. Sihirbazlığı zaten seviyordum, Hugh Jackman’a X-Men’den hastaydım, Michael Cane’i zaten Batman’den sonra araştırmış, adama tapar olmuştum ve film bittiğinde yaşadığım dumur ile birlikte resmen irkilmiştim. Christopher Nolan denilen adam hayatıma girmişti artık. Hemen internette küçük bir araştırma yapıp, bu adamın Batman Begins’in de yönetmeni olduğunu öğrenmiştim. Arkasından araştırma yaptığım sırada Dark Knight’ı çektiğini öğrenmiştim. Adam çok acayip işler yapmıştı, bütün eleştirmenler “Memento” diye bağırıyordu.

Sonra fark ettim ki; benim bilmeden daha önce izlediğim Robin Williams’ın müthiş bir psikopatı oynayabileceğini kanıtlayan ve Al Pacino ile karşılıklı döktürdükleri “Insomnia” da onundu. Dark Knight geldi geçti, eleştirmenler ve geekler’den müthiş eleştiriler aldı Nolan. Bende o ara gaza gelip “Memento” yu izledim ve bir kez daha merhaba beyin yanması <3.

Yorumlar