Dünyanın En Uzun Oyun Fragmanı: Kingsglaive – Final Fantasy XV

Final Fantasy dendiğinde geçmişi yad etmemek elde değil. Dile kolay, 1987’de bir yanda JRPG türünü domine etmekte olan Enix’in Dragon Quest’i, bir yanda Wizardry ve Ultima gibi yapımlarla nasıl başa çıkacağını kara kara düşünen Hironobu Sakaguchi’nin haciz tehlikesi altında olduğu süreçte, firması Square için son bir oyun yapma kumarından doğan Final Fantasy bugün JRPG türü dendiğinde akla gelen ilk isim olmayı başarmış durumda.

1987’de NES sistemi için doğan ve sayısız platforma yayılan, hatta bu süreçte bir zamanlar JRPG sektörünün en büyük iki firması olan Square ve Enix’in birleşmesine ön ayak olan seri, zamanla sadece bir oyun serisi olmakla da kalmadı ve yaklaşık son 15 yıldır sinematik sunumuyla her seferinde sinema ile arasındaki kulvar farkını azalttı. Serinin önümüzdeki aylarda piyasaya sürülecek en yeni oyunu (ki Final Fantasy gibi sayısız oyun barındıran bir külliyat için “…serinin son oyunu…” türü bir ifade kullanmak, takdir edersiniz biraz anlamsız kaçacaktır!) Final Fantasy XV yoldayken Squarenix, söz konusu oyunun geçtiği evrende geçecek çoklu medya çıkartmasının ilk dalga örneklerinden birisi olarak CGI filmi Kingsglaive’i 19 Ağustos itibariyle sinemalara sundu.

Ben de, öncelikle filmi ABD ile aynı anda ülkemizde vizyona sokan ve son 15 yıldır Battle Royale’den başlayarak sayısız uzak doğu filmini ülkemize de vizyona sunarak ülkemizde vizyona giren yabancı filmlerin tümden bir Hollywood bataklığı olmasının önüne geçen yayıncı Bir Film‘e teşekkür ederekten sizlere film hakkında naçiz düşüncelerimi sunmak istiyorum.

Bu arada; yazıda bol miktarda SPOILER bulunduğunu hatırlatmakta fayda var!

finalFantasy1

Okurların tümünün bir Final Fantasy oyuncusu olmadığını tahmin ederek ve 1987’de başlayan ve tarzı birçok kez elden geçen Final Fantasy’i sizlere tek tek anlatmanın sizi sıkmaması için oyunlardan bahis geçmeyi bir başka yazı dizisine bırakarak düşündüğümde, filmin isminden ötürü bir devamlılık sıkıntısı yaşayıp yaşayamayacağınız sorulursa, Final Fantasy XV’in -roma rakamı taşıyan her ana oyunda olduğu gibi- birbiriyle direkt bağlantısı olmayan evrenlerden oluştuğu söylenebilir. Bu yüzden serinin çıkan en son (yada daha eski tarihli) herhangi bir oyununa başlamanız durumunda herhangi bir karakter/hikaye bağlantısı aramıyorsunuz. Öte yandan Squarenix işi sağlam tutmuş olmak istemiş ki, 29 Kasım’da XBOX One ve Play Station 4 için piyasaya çıkması beklenen Final Fantasy XV ile aynı evrende geçen CGI filmi Kingsglaive: Final Fantasy’nin oyundan 3 ay önce vizyona gireceği duyurulmuştu.

Kingsglaive, yapılabilecek ilk tabirle Sin: The Movie, Dead Space: Downfall, Mass Effect: Paragon Lost veya Dragon Age: Dawn of the Seeker‘de olduğu gibi, daha çok batı pazarı için düşünülen uzun metrajlı bir filme benzetilebilir fakat Kingsglaive bu ve benzeri uzun metraj örneklerden A sınıfı bir görselliğe sahip olması, oyundan sonra çıkan bir yan materyal değil de oyundan önce çıkan bir yan materyal olması ve Anime’dir. CGI filmlerdir şu bu konusunda çok da ilgisi olmayan izleyiciyi bile tavlayabilmek adına popüler dizilerden yaptığı transferlerle dikkat çekmekte. Game of Thrones’den Lena Headey ve Sean Bean, Breaking Bad’den ise Aaron Paul’u kadrosunda ekleyen yapım bu sayede maça 1-0 önde başlarken aynı zamanda külliyatı eskiden beri takip eden oyuncular için birçok göndermeye de sahip.

Konuya geçmek gerekirse, olaylar büyünün şekillendirdiği bir krallık olan Lucis ve teknoloji odaklı bir imparatorluk olan Niflheim’in, başlarda aralarında bir sorun yokken, Niflheim’in giderek şiddetini arttıran yayılmacı politikaları sebebiyle savaşa sürüklenmeleri akabinde yaşananları konu alıyor. Kral Regis (Sean Bean tarafından seslendiriliyor), öldükten tanrısal güçlerle bir olan eski kralların gücünü kullanmayı sağlayan bir yüzük taşıyor ve büyünün saraydaki dev kristal üzerinden başkent Imsomnia’nın çevresinde neredeyse geçilemez bir bariyer yaratmasını sağlıyor.

lunafreya1

Öte yandan gerek ilerleyen yaşı, gerekse Niflheim’in en yoğun saldırılarına başlamış olması sebebiyle krallığındaki insanlar için barışı sonsuza dek sağlamanın imkansız olduğunun farkına varmakta. Zira Niflheim, bundan 12 yıl önceki son ani saldırısında bizzat kendisinin yanı sıra ailesinin de canına kastetmiş, kraliçenin ölümüne ve oğlu Noctis’in ağır yaralanmasına rağmen kendisini öldürmeyi başaramayınca kızı Lunafreya (Lena Headey tarafından seslendiriliyor) ve oğlu Ravus’u politik bir koz olarak rehin almıştır. Regis, kendisinde bulunan ve sadece “layık olana” tanrısal güçler verecek olan yüzüğü emanet edebileceği yegane kişilerin Noctis ve Lunafreya olduğunu ve onların kaderin büyük bir sınavı ile sınanacağını hissetmektedir. Fakat giderek artan Niflheim saldırıları yüzüğü onlardan birisine vermesine mani olmaktadır.

Güçlerini kralın büyü yeteneğinden alan ve krallığın özel birliği olan Kingsglaive, son görevinde Niflheim saldırısının baş edemeyecekleri bir seviyeye yaklaştığını görür ve bir savaş büyüsüyle bir fırtına yaratıp etrafta karışıklık çıkarttıktan sonra geri çekilirler. Öte yandan Niflheim de geri çekilir ve ilk işi bizzat küstah şansölye Ardyn Izunia’nın bizzat başkent Insomnia’ya gelerek Kral Regis’ten Insomnia dışında kalan tüm toprakların Niflheim’e bırakılmasını ve rehin tutulan Lunafreya yoluyla Lucis’le Niflheim arasında bir evlilik ile resmileştirilecek bir birleşme talep eder. Regis karar vermeye çalışırken, ona daha önce sınır bölgesi gerisine casus olarak yollanan bir Kingsglaive’in öldüğü ve Niflheim’in sınırı bir hava gemisi filosu ile ihlal ettiği haberi gelir. Öte yandan bu da aslında Niflheim’in işgal planın bir parçasıdır ve içeriden gelen ihanetle birlikte başkent Insomnia bir savaş alanından farksız hale gelir.

Nyx Ulric (Aaron Paul tarafından seslendiriliyor) Lunafreya’yı kurtarır ve mevcut ortamda onun koruyucusu haline gelir. Fakat bir Kingsglaive üyesi olarak sahip olduğu büyü yeteneklerini kaybettikten sonra kaçınılmaz şekilde kazanamayacağı bir savaş ile karşı karşıya gelir ve son çare olarak uğruna hayatını adadıkları kuralları koyan eski krallara karşı kendi hayatını ortaya koyacağı bir kumara girişir. Dahası bu fedanın geri dönüşü olmayacaktır. Öte yandan yıllar önce Regis’in ailesini katletmek için bizzat gelen Niflheim İmparatorluğunun güçlü ve esrarengiz generali Glauca’yı durduramazsa bu yaptığı fedakarlık da hiç uğruna olacaktır.

Karakterlerin batılı izleyici tipi tarafından hayli benimsenebilecek tipte olması ilk dikkati çeken şey. Öyle ki bunların bir Japon oyunu şablonunda olmasını bekleyen birisi olarak hayli şaşırdım. Ha keza filmdeki seslendirmelerin gerek batılı oyuncular, gerekse tanınmış seiyuu’larca yapılması da bir artı puan.

Yorumlar

  • Cihan Türe

    Tam izlemeyi düşünürken inceleme iyi geldi, vakit kaybetmeyelim.

  • Bay_Karamsar

    Gerçekten de upuzun bir oyun öncesi tanıtım fragmanı gibi.

    Draması, izleyicinin duygularını ticari kafayla manipüle edecek yönde. Az çok bu türden drama numaralarına aşina iseniz sıradan geliyorlar.

    Aksiyon kısmı en eğlenceli tarafıydı. Aksiyonu sıkmadı da, sonlara doğru; koftiden dramanın uzamasıyla o da uzatılmış hissi verdi.

    Nyx’ın, kendine engel olmaya çalışan korumaları iplemeyerek kralın yanına kadar gitmesine çok güldüm. Kralın özel kuvvetlerinden, biliyoruz orasını. Lakin akıl var, mantık var; koruma duvarına doğru yürüdüğünüzde, sırf kendinizden emin rolü keserek aralarından geçip gidemezsiniz. Korumaların tek yaptığı, herifin etrafını, ilerlemesine engel olmayacak şekilde sarmak oldu :D.