Kahramangiller

Fullmetal Alchemist: Brotherhood – Ölümsüzlüğün Peşinde!

Bu yazıyı kaleme alabilecek sürüyle anime hayranı/otaku olduğuna eminim, ancak kimse tanıtmamışken bir el atmamak olmazdı. Hem de izlemeyi yeni bitirmişken…

Animelerle aran nasıl diye soracak olursanız, ortadan hallice diyebilirim. Önceleri daha çok severdim ancak zaman içinde animelerde beni iten bazı özellikler fark ettim. Aşırı uzunlukta olmaları, abartılı tepkileri ve sürekli bağırarak konuşmaları, karakterlerin güçlerinin abartı ile çok çok abartı arasında değişmesi, genelde hikayelerinin derinliğe sahip olmamaları ve kurgularının basit olması gibi etkenler yüzünden, zamanla anime merakım ciddi şekilde azaldı.

Not: Bu yazdıklarımın hepsi için geçerli olmadığını biliyorum, ancak izlediklerim ya da ortada en çok dolaşanlarda sıklıkla görülen durumlardı.

Anime Sevmek ya da Sevmemek

Gel gelelim, Fullmetal Alchemist’e bir değil, iki değil tam üç kez baştan başlamıştım. Öyle ya, bu kadar insan beğeniyorsa bir bildikleri vardı elbette. Ancak ilk seferinde 10. ikinci seferinde 13. bölümde kalmıştım. Epeyce zaman sonra tekrar başlayayım dedim ama bu kez de 3 bölüm izleyebildim. Yani bazen “olmayınca olmuyor”du. Zorlamanın manası yok demek ki, bana hitap etmiyor deyip o defteri kapattım.

Görüntüsüne bakmayın, tanısanız çok seversiniz.

Görüntüsüne bakmayın, tanısanız çok seversiniz.

Epeyce zaman sonra eşim, imdb’den animeleri kurcalarken “En yüksek nota sahip olanlardan biri bu, sen biliyor musun?” diyerek Fullmetal Alchemist Brotherhood’u gösterdi. Haydi senin hatırına bir şans daha verelim, hem de yenisiymiş baksana diyerek Brotherhood’a başladık.

Herhalde bende bir acayiplik olacak ki; yine 10. bölüm civarında sıkılmaya başladım, belki de önceki deneyimlerden kaynaklanan bir psikolojik eşik oluşmuştur, kim bilir… Yine de o sırada izlemeyi bırakmadan devam ettik. Ancak zaman içinde, kendi türü içinde bir şaheser olduğunu anladık. Evet, 3 kez Fullmetal Alchemist’e başlayıp bırakan biri olarak, Brotherhood için bunu söylüyorum: Bir şaheser!

Zaten internetteki birden çok kaynakta da belirtildiği gibi; Brotherhood serinin mangasına çok yakın bir şekilde ilerliyor. İlk seri ise, mangayı esas alarak bir çok değişiklik yapıyor ve “uyarlama” olarak ilerlemeyi tercih ediyordu. Bu yüzden Brotherhood ile ilgili ilk dikkatimi çeken konulardan biri ise; derinliğe ve farklı kanallardan ilerleyen bir kurguya sahip olması oldu.

Yorumlar

  • nurtaleva

    en sevdiğim animedir. hikayesi ve felsefesi mükemmel. hem izlerken çalan, duyguyu coşturan müzikleri hem de açılış-kapanış müzikleri ve jenerikleri en başarılı örnekler. kurgusu zaten başarılı. karakterler en başarılı olduğu konu olabilir. hele bir bölüm var ki, winry ve ed teğmenin evine ziyarete gidip, winry’nin elma poşetlerini düşürdüğü… o elmalar gibi yaşlar düşer gözlerden. hiç zayıf yönü yoktur bana göre. o nedenle bütün olarak çok başarılı. en sevdiğim anime demiştim değil mi?