Kahramangiller

Bir Parmak Ok Atmak İsteyenlere: Arqy Archers

Merhaba genç okçular. Bu haftaki yazımızda kısıtlı olan zamanda bolca ok atmamızı sağlayan oyun, Arqy Archers konuğumuz. Bakalım kime, neye, nasıl ok atıyoruz?

Burada Herkes Siyah! (Zencilerle alakası yoktur)

Baştan söyleyeyim, sonra kandırmış olmayayım; Arqy, isimden de tahmin edilebileceği gibi bir cep telefonu oyunu. Dokunmatik teknoloji ve çekirdeklerin telefonlara girmesi ile, aslında piyasada çok sağlam cep telefonu oyunları bulmak da mümkün. Arqy için de bu şekilde umutlu konuşabiliriz.

Oyunun ara yüzü oldukça sade; İlk adımda senaryo ile maceraya mı çıkacağız, yoksa bir arkadaşımıza bağlanıp birbirimize ok mu atacağız onun kararını veriyoruz. Ne karar vermiş olursak olalım, oyun başladığında arkamızda beyaz fon, biz de çöp adamdan hallice çizilmiş, siyah bir figürüz. Oyunun yapımcıları yüzsüz bir oyun olmasını tercih etmişler. (Yani oyunda bizim ve düşmanlarımızın yüzü yok, yanlış anlamadınız değil mi?) Düşmanlarımız da bizim gibi siyah çizilmiş, ellerinde ok ve yay olan kişiler. Oyunda, estetik ve güç açısından bizi ve düşmanlarımızı tek farklı kılan şey ekipmanımız. O konuya da hemen geliyorum. Ama önce ok yay nedir, ok mu atılır yay mı atılır, o bilgileri vereceğim. Tabi Arqy stilinde.

Ödüllü Soru: Ok Atarken Kullanılması Gereken Parmak Hangisidir?

Yani aslında değişir. Oyunda her zaman için sağ tarafa bakıyoruz, hedeflerimiz sağ taraftan ortaya çıkıp bize ok yağdırıyorlar. Peki biz yer miyiz? Maalesef yiyoruz. Eğer telefonu elinizde tutarak oynuyorsanız baş parmağınızla yayı istediğiniz kadar gerip, istediğiniz açıyla atıyorsunuz. En fazla on haydi bilemedin yirmi atıştan sonra hedefleri baya seri şekilde vurmaya başlayabilirsiniz.(Yada ben çok yetenekliydim, atalardan birkaç okçu olabilir, bilemedim) Bu açıdan kolay anlaşılır, alışılır ve hızla oynanması açısından çok güzel olmuş. Yine de bazen hedefleri santim ile kaçırınca insanın bir telefonu fırlatası da geliyor.

Saldırı durumumuz böyleyken bir de savunma durumumuz var haliyle. Aslında çok da fazla defansif bir oyun oynayamıyoruz çünkü adamımız, adeta Battal Gazi, Malkoçoğlu gibi efsanevi bir şekilde, kendisine atılan oklara karşı sabit duruyor. Yani rakibiniz ıskalarsa ne ala, ama ıskalamazsa çatur çutur efekti ile vuruluyoruz. Kafadan vurulduğumuzda tek darbede inerken vücuttan vurulduğumuzda birkaç ok darbesine kadar dayanabiliyor, sonrasında ölüyoruz. (detaylar için bakınız, Yüzüklerin Efendisi, Boromir) Ama aslında hayatta her şey o kadar da kötü değil çünkü bizi kurtaracak olan bir araca sahibiz: Kalkan.

Kalkanımızı, bir tuşa dokunmak suretiyle aktif ediyor ve açık kalan o enfes birkaç saniyede tüm düşman oklarından korunuyoruz. Kafamıza, dalağımıza ya da ayak başparmağımıza gelmesi hiç önemli değil, dediğim gibi kalkan açık olduğunda tam koruma sağlıyor. Ama kalkanın çok kısa bir süre boyunca aktif olduğunu ve okların tam isabet edecekken açmanın en yararlı hareket olacağını mutlaka belirtmeliyim.

Savunmamıza ek olarak bir de her bölümde çıkan kırmızı iksirlerimiz var. Bunlara ok atarak da canımızı doldurabiliyoruz.

Alevli Ok mu Büyülü Ok mu? İşte Bütün Mesele Bu!

Oyunun senaryo kısmında ilerleyip “köyleri özgür bıraktıkça” (bırakma demişken, çok iyi grafiklerle ilgili düşüncelerinizi de bir kenara bırakın, genel olarak yazılanlardan durumu takip ediyoruz) altın kazanmaya devam ediyoruz. İlerlemeye devam ettikçe ve daha fazla köyü kurtardıkça tüm bu köyleri haraca bağlamış oluyoruz, bize zamanla para ödüyorlar. Pardon biz kısmen kahramandık değil mi? Haraç falan yok, onlar sadece gittiğimiz bu yolda bize desteklerini gösteriyorlar. İyi ki de gösteriyorlar çünkü ekipmanlar oldukça pahalı.

Farklı renklerde, estetik güzellik sağlayan pelerinler hariç, diğer bir çok ekipmanın oyun değiştirici seviyede etkileri var. Örneğin kendimize alacağımız bir miğfer, kafamıza gelen ilk saldırıyı engelliyor. Yanan ok eşyasını aldığımızda, düşmanın neresinden vurursak vuralım, yavaş yavaş can vermesine sebep oluyor. Başka bir ok çeşidi ise ard arda olan iki düşmanı delip geçiyor. Hedef almayı kolaylaştıran yaylar da mevcut tabi. Ama dediğim gibi, genelde ekipman çok pahalı olduğundan yavaş yavaş ilerleyebiliyoruz ki bence oyunun amacı tekrar ve tekrar oyuncuyu cezbetmek. Kendi adıma, oyunun büyük ölçüde bunu başardığını da itiraf edebilirim.

 

Okun Hedefini Biz Yapanlar: Düşmanlar

Düşmanlar da aslında bizden çok farklı kişiler değiller; onlar da yay kullanıyorlar, ekipmanları var, ağızıları burunları yok. Ağızları var dilleri yok diyeceğim ama ikisi de yok. Yayları var bol bol bize ok atıyorlar. En başta gelenler oldukça isabetsiz atış yapıyorlar. (Bazısı o kadar bombeli atıyor ki zannedersin elinde silah olsa maganda olacak) Ama ilerleyen zamanlarda miğfer alıyor ve tam kafadan vurma amacı güdüyorlar. Özellikle bu şekilde deneyimli olan düşmanları en önce haklamakta yarar var, demedi demeyin yoksa…Boromir. Yine ilerleyen bölümlerde ikiye, üçe karşı bir savaşacağımzı spoiler’ını da vereyim.

Sadakta Ok Kalmaması Hakkında

Oak Games’in sayesinde oynadığımız Google Play’in en iyi okçuluk oyunları arasında gösterilen Arqy Archers, kolay öğrenimi, bağımlılık yapan tarzı ve basit senaryosuyla, kafa patlatmadan rahat rahat oyun oynayıp, stres atmak isteyen kişiler için tasarlanmış başarılı bir yapım. Ücretsiz olan oyunumuza istediğiniz zaman Google Play’den ulaşabilirsiniz.

Yorumlar