Kahramangiller

Deadlight – Baltalar Elimizde Shotgun Belimizde

Keçileri kaçıranların arasından, uzayın derinliklerine kaçtım. Derin uzayda metal, devasa bir kutunun içerisinde beni gördüğü yerde öldürmek isteyen uzaylılarla yüzleştim ve Dünya’ya geri döndüm. Şimdi de bir Zombi Kıyameti’nin içine düştüm… Eğer 8 yaşındaysanız ve aşıksanız, hayat gerçekten çok acımasız olabiliyor.

Bu yazımızın konusu olan oyunun ismiyse; Deadlight. Deadlight, Tequila Works tarafından geliştirilmiş ve Microsoft Studios tarafından da 2012 yılında yayınlanmış bir zombiler arasında hayatta kalma/gerilim ve platform oyunu. Gel gelelim, platform oyunlarını şahsen ben pek tercih etmiyorum. Son bir kaç senedir ufak bir ekiple veya tek başına odaya kapanıp oturup oyun geliştiren insanların çoğalması ve oyun oynayan kesimin de “Retro Gaming” kavramına yönelişinin de bir uzantısı olarak platform oyunları bir hayli arttı. Bu sebeple de ortalığı bir ton birbirine benzeyen oyun doldurdu, gitti. Dolayısıyla “yeni” ve “platform oyunu”nu bir arada gördüğümde şüphe ile yaklaşıyorum. Fakat işin içerisine Zombiler dahil olunca, bir şans vermeye karar verdim.

021

Deadlight’ın daha giriş sinematiğinden verdiğim bu şansı heba etmeyeceğini anladım. Oyun yerde hırıltılar çıkartarak uzanan, Karla adında bir kadının kafasına sıkmamız ile başlıyor. Sürüden ayrılanı kurtlar kaparmış –ki gerçekten de kapmışlar da. Karla’nın her yeri ısırık içerisinde ve iki ayağı üzerine de doğrulduğu gibi ablası Stella’nın da dahil olduğu, hayatta kalmaya çalışan grubumuzu öldürüverecek. Bu yüzden de ana karakterimiz Randy, Z-Nation usulü merhamet ederek, tek kurşunla Karla’nın hayatına son veriyor. Grubumuz; Stella, yaşını başını almış Red Neck bir amca ve bir güvenlik görevlisinden oluşuyor. Karla’ya ateş ettiğimizde çıkan ses yüzünden etraftaki zombilerin dikkati o sırada bulunduğumuz depoya çekiliyor ve grubumuz başka bir yere gitmek üzere harekete geçiyor. Randy’nin hitap ettiği şekilde, Babalık’ın bahsettiği askeri üsse gitmeye karar veriliyor, ancak Randy’nin bir karısı ve çocuğu var. Onlar olmadan güvenli bölgeye gitmek istemiyor ve onları aramak için gruptan ayrılması ile maceramız başlıyor.

*** UYARI! *** Yazının devamında spoiler bulunuyor, demedi demeyin!

deadLight

Eğer Walking Dead’in çizgi romanlarını ve çizim tarzını seviyorsanız sizin de ilk andan itibaren oyundan beklentiniz oldukça yüksek olacak. Sinematik çizimleri Walking Dead’e kıyasla biraz daha keskin ama kesinlikle aynı karanlık atmosfere sahip ve oyunda içerisine gireceğiniz çevreye sizi çok iyi bir şekilde hazırlıyor.

İlk dakikalarınızda dikkatinizi çekecek birkaç şeyden bahsetmek istiyorum; 3 bar canınız, Stamina’nız ve günlüğünüz dışında başka hiçbir şeyiniz yok. Ateşli silahlar, yok; balta veya levye gibi sessiz ama derinden iş gören aletler, yok. Stamina’nız ise bir yerlere atlayıp zıplarken, duvarlarda asılı kalırken, tırmanırken, koşarken ve ilk bölümün sonlarına doğru edineceğiniz baltayı da sallarken tükeniyor. Ne yazık ki acı gerçek ile burada da yüzleşiyoruz; zombi kıyametinde yorgun düşüp, öylece kalakalmak kendi elleriniz ile ölüm fermanınızı imzalamakla aynı şey. Bunların yanında çevrenizdeki zombiler harita içerisinde derinliğine de hareket edebilirken, evet siz sadece ileri, geri veya yukarı, aşağı gidebiliyorsunuz.  Zombilerin dikkatini bilumum sesler çıkartarak çekebiliyor ve çevrenizdeki bir takım objeleri veya yerleri de öldürmek için kullanabiliyorsunuz; örnek olarak iki bina düşünün, Randy bir binanın çatısında ve gitmeniz gereken diğer binanın da çatısında bir grup zombi var. Islık çalıyor veya el hareketleri çekip goril gibi sesler çıkarıyorsunuz. Sesiniz yüksek olduğu için zombilerin dikkatleri size dönüyor ve Randy’e doğru şuursuzca yürürken 5. , belki de 20. kattan kendilerini boşluğa bırakıveriyorlar. Zaten bulduğunuz baltayı da öyle tuşa abanarak har vurup harman savuramıyorsunuz. Stamina’nız iki üç ataktan sonra bitiyor; dolayısıyla oyun hack&slash olmaktan ziyade zombilerden kaçınmak üzerine yoğunlaşıyor. Tabii her zaman “Baltalar elimizde, shotgun belimizde zombi avlarız biz! Hey, zombi!” seçeneğiniz de, var.

031

Yorumlar

  • Ekin

    Yazıya ek bilgi : “Zombie” kelimesinin telif hakkı Marvel’da olduğundan mütevellit, herkes antin kuntin isim takıp duruyor imiş. Bilmiyordum, öğrendim. Buraya iliştirdim.

  • İgzeAethelwine

    Mükemmel yazmışsın Mobziy abla Keepo bir babanın kızına duyduğu duyguları iyi anlatan bir oyuna benziyor umarım kızını bulur ve yaşıyodur

    • Ekin

      Ay teşekkür ederim! 😀 Baba-kız ilişkisinden daha farklı bir yere gidiyor aslında. Oynanılmasını şiddet ile tavsiye ediyorum.