Geçmişi Değiştirmek – Last Day of June

Selam! Bugün sizlere bir sevgi hikayesi anlatacağım. Hayır, anlatacağım hikaye bir “aşk hikayesi” değil. Bir insanın canından çok sevdiği için neleri göze alacağını, nelere katlanacağını, neleri değiştirmek zorunda oluşunun hikayesini anlatacağım. Bugün Last Day of June hakkında konuşacağız sevgili okuyucu. Hazır mısınız? Çünkü duygusal bir yolculuk olacak.

Acı Hatıralar

İnsan hayatı tecrübelerle doludur, her tecrübe bizi şu an olduğumuz kişi olarak şekillendirir. Bu tecrübeler yeri gelir mutluluk dolu, sımsıcak bir şey olurken bazı tecrübeler vardır ki paramparça eden, buz gibi hislerdir. Genellikle bu paramparça eden, buz gibi tecrübeleri yaşadığımızda ilk söylediğimiz şey “keşke” olur, keşke yapmasaydım veya söylemeseydim. O an çoğu insana bunu değiştirmek ister misin diye sorsalar büyük ihtimalle neredeyse herkes kesin bir evet cevabı verecektir. Neden hâlâ konuya girmediğimi merak etmiş olabilirsiniz, “felsefe yapma yazısı değil bu, incele artık şu oyunu” demiş de olabilirsiniz. Ancak inanın bana, bu oyun yukarıda saydıklarımın daha geniş bir hali.

Duygularımızı anlatmak için genellikle sözlere ihtiyaç duyarız, ancak Last Day of June bunu reddetmiş ve oyunda homurdanmaya benzer sesler dışında tek bir sözcük kullanmamış. Peki nedir bu “geçmişi değiştirmek”? Oyunumuzun konusu, sevdiği kadınla pikniğe giden ve dönüşte trafik kazası yaparak eşini kaybeden bir adamı anlatıyor. Baş karakterimizin bir ismi yok, en azından oyunda sözcükler, kelimeler bulunmadığından ötürü kendisinin adını bilmiyorum. Ancak onun hakkında bildiğim bir şey var. Eşini, geçmişi değiştirme pahasına seviyor. Last Day of June harika seçilmiş renk paletiyle bizlere sevdiği kadını bir bakıma canlandırmak isteyen bir adamın öyküsünü anlatıyor. Bir bulmaca oyunu olan Last Day of June, içerisindeki akıllıca bulmacalar ve sanatsal grafikleri sayesinde sizleri bir maceraya çıkartıyor.

Sanat, Oyun İçindir

Belki de yüzyıllardır tartışılır bu sanat toplum için mi, yoksa sanat için midir diye. Artık bildiğim bir şey varsa o da sanat kesinlikle oyunlar içindir. Last Day of June, her bir karesi sanatsallık dolu bir oyun. Karakterlerin hiçbirinin ne gözü var,  ne ağzı ne de konuşacak cümleleri var. Ancak her karakter duygularını, demek istediklerini o garip homurdanma ile beraber o kadar güzel yansıtıyor ki, sanki sayfalarca konuşmuş gibi oluyor 3-4 saniyelik bir homurdanma. Oyunun daha sanatsal olduğu bir şey varsa o da oyunun içindeki ünlü tabloların yeniden yorumlanışıdır. Size tam anlamıyla sanatsal bir deneyim yaşatmak isteyen Last Day of June, gerek müzik seçimleri gerekse sahne seçimleriyle sanatsal kişiliğini oturtmuş.

Peki neden kafayı bu kadar “sanat” ile bozdum da deminden beri sizlere oyun şöyle sanatsal, böyle sanatsal diye anlatıyorum. Aslında bu oyundaki “June” karakterine yapmak istediğim bir saygı duruşudur bir bakıma. Evet yanlış duymadınız, “Last Day of June” ismindeki June Haziran ayı değil, June adındaki kadının son gününden bahsediyor. Yani belki Amerika’yı tekrar keşfetmiş gibi oldum, ancak ben oyun ile ilk karşılaştığımda Haziran ayından bahsediyor sanıyordum, neyse.

Oyunun oynanışından bahsetmem gerekirse eğer, oyunda yaşadığımız trafik kazasının sebep(ler)ini öğreniyor ve o yaşanan olaylar dizisinin olmaması için geçmişi değiştiriyoruz. Her eylemin başka bir eylem doğurduğu ve bu eylemler silsilesinde parçaları doğru oturtarak o kazanın hiç oluşmamasını engellemek için birbirinden ilginç ve zekice bulmacalar çözüyoruz

Günahsız Oyun Olmaz

Şimdi gelelim işin en civcivli kısmına. Oyunun sevaplarından ve günahlarından bahsedeceğim ve büyük ihtimalle hepinizin beklediği o asıl konuya. Öncelikle deminden beri karmaşık bir şekilde anlatmaya çalıştığımı şu an özetleyeceğim, karakterlerin tek kelime etmemesi onların “cansız” olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, oyundaki her bir karakter farklı tepkiler, farklı hislerle etkileşimde bulunuyor çevresindeki dünyayla. Oyunun hikayesini ana karakterimizden ziyade genel olarak farklı karakterler üzerinden öğreniyor ve böylelikle ince eleyip sık dokumuş olan güzel bir hikaye öğreniyoruz. Ancak bu anlatım tarzının beni daha da memnun eden tarafı ise ana hikayeyi öğrenirken aynı zamanda bulunduğumuz andan öncesini de farklı bakış açıları üzerinden öğreniyor ve bulunduğumuz ana nasıl geldiğimizi daha iyi anlıyoruz.

Ana karakterimizin “bölümleri” geçtikçe iyice çöken, sinirlenen, yılmış bir ruh haline bürünmesini izlemek her ne kadar üzücü olsa da gayet güzel düşünülmüş bir detay.  Ana karakterimizin ve diğer karakterlerin hikayelerini oyunu oynadıkça öğrenirken aynı zamanda diğer karakterlerin geçmişlerinin bir özetini de oyunun içinde çeşitli yerlere dağılmış “hatıra parçacıkları” yardımıyla da öğrenmiş oluyoruz.

Last Day of June genel olarak gayet güzel bir oyun olsa da tabii ki günahları da yok değil, öncelikle ara sahneleri geçmek gibi bir opsiyon yok. Normalde bu benim dert edeceğim bir konu değil, ancak oyunun yapısı gereği sürekli farklı karakterlerin geçmişlerine gittiğimiz için oyun boyunca aynı ara sahneyi 5-10 defa görüyor olabilirsiniz ve bu takdir edersiniz ki bir noktadan sonra büyüsünü yitiriyor. Onun dışında bu bir eksi midir bilmem ancak oyunun grafik ayarları yok denecek kadar az, eğer iyi bir bilgisayarınız varsa bu zaten bir eksi değildir ancak makinesi biraz eski olan oyuncular için (bkz: Indie Avcısı) can sıkıcı olabilir.

Steam - Last Day of June
Künye
Çıkış tarihi 31 Ağustos 2017
Geliştirici: Ovosonico
Yayıncı: 505 Games
Platformlar: Nintendo Switch, Playstation 4, Windows
Tür: Macera, Bulmaca
Hikaye Grafik Müzik Oynanış
8.3/10 8.1/10 8/10 7.6/10
Artıları Eksileri
Hikayeyi işleme biçimi, Renk paleti, Sanatsallığı Ara sahneler geçilmiyor, Oyun yapısı gereği kendini tekrar ediyor ama bu kadar tekrara ne gerek vardı

Yorumlar