Kahramangiller

Herkese ve Her Şeye Karşı Savaş! – Total War: Warhammer

Ne yapsam, ne yazsam diye düşünüp daldım oyun arşivime. “Bu günlerde hayatımı hangi oyun silip süpürüyor?” sorusunu kendime sorduktan sonra cevabı biraz bekledim. Çok geçmeden beklenen cevap geldi: Total War: Warhammer! Son zamanlarda oldukça iyi satış yapmış oyunumuz neymiş, kim kiminle savaş halindeymiş, İmparator Franz gerçekten de bir oturuşta iki kuzu yiyebiliyor muymuş, hep beraber öğrenelim. Şöyle buyurun…

Son Zamanların Başlangıcı

Tur tabanlı strateji türüne sahip olan oyunumuz, aslında bir çok oyuncunun gönlünde taht kurmuş olan (taht? Ney? Demir Taht? Khaleesi? Yok yok bu o değil) Total War serisinin, şahane bir şekilde Warhammer evreniyle birleşimi, birbirini tamamlaması, hatta birbirine çok aşık olan bir çift oluşturması diyebiliriz. Total War’ın bildik, sevildik sistemi ile, Warhammer’ın yine bildik ve sevdik dünyasının birleşmesi gerçekten de dahiyane bir fikir olmuş. Üstelik fikir teoride kalmamış pratiğe de çok güzel dökülmüş. Peki ilk paragrafta övgüler, övgüler. Ama gerçekten de neyi övüyoruz? Anlatayım.

Warhammer evreni, ortaçağ civarında yapısı, yönetimi ve teknolojisi olan, geniş ve fazlasıyla kanlı bir evrendir. İçinde aynı zamanda büyü, mistik yaratıklar ve elfi cücesinin olduğu, ırkların sadece birbirleriyle değil, aynı zamanda fazlasıyla kendi içlerinde de savaşmakta oldukları, oldukça gerçekçi bir evren. Oyunumuz da bu evrenin en şatafatlı olaylarının birinde yani “Son Zamanlarda” (End Times) kısmında geçiyor.

Neredeyse tüm ırklar parçalanmış durumdadır; Cücelerin her bir klanı başına buyruk davranmakta, Bretonnia’nın kasaba ve köyleri kendi özgürlüklerini ilan etmekte, İmparatorluk’da ise halkı yönetmesi ve birleştirmesi gereken kontlar birbirleriyle siyasi yarış içerisindedirler. Saydığım bu ırklar ve diğerlerinin durumları benzerken bir kişi, her ırktan bir lider ortaya çıkar ve ulusunu tek bayrak altında toplar. Bunu yapmak zorundadır çünkü almadığı her kasaba ve kale kendisine potansiyel bir düşman iken, kuzeyin Kara Tanrıları da yavaş yavaş güç toplamaktadır. Tüm dünyanın son zamanlarını getirmek için…

Ekonomi Olmadan Ordu Olmaz

Oyunda neredeyse tüm Total War prensiplerine sadık kalınmış; bir bizim bir de diğer kişilerin sırayla oynadığı turlarda köy, kasaba gibi yerleşim yerleri alarak ve buralardan vergi toplayarak öncelikle kasamızı dolduruyor, sonrasında ise kasadaki bu paralarla ordumuzu geliştiriyoruz. Tabi sadece ordu değil, kontrolümüz altında olan tüm yerleri büyütmek ve geliştirmek mümkün. Bu geliştirmeler sayesinde yeni ünitelere kavuşuyor ve ünitelerimizin daha deneyimli olmalarını sağlayabiliyoruz. Ünitelerimiz aynı şekilde savaşlarda da deneyimli hale gelerek daha “elit” askerlerimiz oluyorlar. Oyunun ana iskeletini böyle özetlesek de aslında her şey bu kadar basit değil.  Çünkü aslında ele geçirdiğiniz yerdeki kişiler birer robot değil, sizin hakkınızda iyi kötü düşünceleri var ve bu oyundaki her şeyi ama her şeyi etkiliyor.

Hemen bir örnekle kafada oluşan soruları silmeye çalışayım: Diyelim ki yeni bir yerleşim yeri ele geçirdiniz. Savaşı bitirdikten sonra bu yere uygulayabileceğiniz birkaç seçenek var. Yeni topraklarınızı yağmalayabilir, talan edebilir, koloni oluşturabilir ya da tamamıyla yok edebilirsiniz. Bu saydığım seçeneklerin her birinin kendisine göre eksi ve artı sonuçları var. Koloni haline getirilen bir yerin halkı en başta size karşı negatif bir tutumda oluyor. (az önce insanların babalarını, çocuklarını öldürdünüz savaşta, pek haksız sayılmazlar)  Yapacağınız şeylere göre (moral vermekte başarılı olan bir kahraman, asayiş arttıran binalar vb. gibi) halkın belli bir süre sonra size alışmasını sağlayıp morali arttırabiliyorsunuz.

Moralin yüksek ya da düşük olması çok önemli çünkü morali çok düşmüş olan bir yer, belli bir süre sonra size isyan ediyor, kontrolünüzden çıkıyor ve küçük, genelde de düzensiz bir ordu oluşturuyorlar. Büyük bir tehdit sayılmaz (Haydi daha Kara Tanrıların seçilmişini yeneceğiz) ama beklenmedik bir yerde, özellikle stratejik ya da ekonomik önemi olan bir yerin kaybedilmesi ciddiyetle can sıkabilir. Bu sebeple önceden önlem almakta fayda var. Aynı zamanda yeni bir yer fethedildiğinde askerleriniz bir kısmı burada kalıyorlar, yani birkaç tur boyunca burada kalmak ve sayısı azalan ünitelerin sayısının tamamlanmasını beklemek önemli olabilir.

Kahramanlar, Olaylar ve Magazin

Her ırk için başlangıçta seçebileceğimiz 3 farklı lord var. Bu adamlar seçtiğimiz ırkın bir yada birkaç konusunda en güçlü adamları. Kabiliyetleri birbirinden farklı olduğu için hangisi ile başlayacağımıza dikkat etmek gerekiyor. Şahsen genelde ben, ırkın kralı yada bilinen lideri (Karl Franz, Vlad vb. gibi) ile başlamayı tercih ettim ama diğer liderler de gayet başarılılar. Oyuncunun oynama tarzına göre seçim yapabilecek olması ve oyunun sadece bir lideri bize ittirmemesi güzel olmuş. Kendi özelliklerine ek olarak, oyunda yaptığımız ve yapmadığımız işlere göre kahramanlarımız kişisel olarak sıfat kazanıyorlar.

Örneğin savaş esnasında sağlam bir hücum gerçekleştirip düşmanı hallaç pamuğu gibi attınız (deyim?) Savaş sonrasında “Kendinden emin saldırgan” şeklinde bir sıfat kazanıp, hücum hareketlerinize bonus kazanabiliyorsunuz. Benzeri bir şekilde bir yerleşim yerinde herhangi bir harekette bulunmadan çok fazla zaman geçirirseniz “tembel” gibi kelimeler de size yapışabiliyor. Çok tatlı bir detay olmuş. Bu bonusların neredeyse hepsi kalıcı.

Üstelik bu özellikler sadece savaş anlamında değil, onun haricinde stratejik haritada da işinize yarayabiliyor, ya da sizi yaralayabiliyor.

Empire oynarken bir ışık büyücüm vardı, adam önce lonca başkanı oldu (Genel gelirim daha çok arttı) ardında da azmetti belediye başkanı oldu (gelir daha da çok arttı) Sonrasında bir savaşta bacağını kopardılar ve “bacağı sakat”  sıfatını aldı, hızı düştü.  Diyeceksiniz ki belediye başkanının savaşta ne işi var? Adam aynı zamanda bir ışık büyücüsüydü bir de ters bir zamandı, bulunduğu bölgeyi sadece o savunabilirdi, ya da başka belediye başkanı olmak isteyenler komplo kurdu bilemedim…

Yukarıda bahsettiğimin örnekte, adamlarımızın (yani aslında lord ve kahramanlarımızın) yaşadıkları hissiyatı oyuncuya güzel bir şekilde verilmiş durumda. Söz konusu olan büyücüyü savaşa sokmadan önce iki defa düşündüm, eğer ölürse maddi kaybım olacaktı ama sokmazsam da büyük ihtimalle toprak kaybedecektim. Bu tür ikilemlerde kalmak gerçekten güzel.

Bir de emir olayımız var. Her bölge için (genelde her bölge 2-3 yerleşim yerinden oluşuyor) ayrı bir emir verebiliyorsunuz. Örneğin Kaos Güçlerinin etkilerini azaltmak için bir bölgeye rahipleri yollarken, böyle bir derdi olmayan ve size gönülden bağlı olan başka bir bölgeye daha ağır vergi koyarak onları “ödüllendirebiliyorsunuz.” Özellikle vergi ayarlaması oldukça önemli, ana geçim kaynağınız vergi oluyor ancak aynı zamanda kendisi asayişi de ciddi bir seviyede etkilediğinden nereden vergi alıp almayacağınızı enine boyuna düşünmenizi tavsiye ederim. Bak olayları anlatacaktım (Olay…olay…olay… Cüce lideri Thorgrim tahtından düştü mü? Orman elfleri sadece bitki kökü mü kemiriyor? Ebediseçilmiş Arkahon’un iç çamaşırında gerçekten de ok atan domuzcuklar mı var?) Yine konudan konuya geçtim. Neyse anlatayım.

Siz dursanız da, ilerleseniz de, dünya dönmeye devam ediyor. Zaman ilerledikçe nereden çıktığı belli olmayan ork ve goblin sürüleri sorun olmaya başlıyor. “Beastmen” dediğimiz yarı yaratık- yarı insan canavarlar savaş için bağırmaya başlıyorlar. Bir de Kara Tanrıların birleşerek seçtikleri, ve tüm dünyayı yok etmeye yeminli olan Arkahon var. Ölüm için geliyor… Bu ve daha küçük olaylar tüm oyun boyunca bizleri etkilemeye devam ediyor. Topraklarımıza gelen bir göç ile ne yapacağımız, ekmek çalan bir hırsıza karşı tutumumu, yeminini bozan bir cüceye karşı ne ceza verileceği gibi, oyuna direkt etkisi olan olaylar turlarda ilerledikçe başımıza geliyor. Karakter sıfatlarında olduğu gibi yine olumlu ve olumsuz olaylar olabiliyor. Her bir olay için genelde iki seçeneğimiz oluyor. Nir örnekle açıklayalım.

Örneğin bir hareketiniz yüzünden Tanrıların öfkesini üstünüze çektiniz. Bu olaya iki şekilde cevap verebilirsiniz; ya tanrıları kızgın olarak bırakır onlardan korkmazsınız (nasıl etkiler bilemiyoruz) ya da belli bir paraya kurban kestirirsiniz, adaklar adarsınız ve onları memnun edersiniz. Tam yerindeyken Kurban Bayramınızı kutluyorum. (Oh çok iyi aradan çıkardım) Yine oyunun artı olarak bulduğum yanlarından.

Yorumlar