Kahramangiller

Ironclad: Tactics – Bir Tuhaf Kart Oyunu

Kart oyunlarının hastasıyım. Hayır, yalnızca Magic: the Gathering türevlerinden bahsetmiyorum, pişti oynamayı dahi severim. Askerliğimin tüm akşamlarını ufacık ve sigara dumanına boğulmuş bir sandık odasında, kaçak votka eşliğinde ihale oynayarak geçirdim. Bilgisayar çağındayız malum, bilgisayarda ve telefonda ne kadar MtG çakması oyun varsa sıkılana kadar oynuyorum. Hemen hepsi para tuzağı olduğu için çok da ısrar etmiyorum. Biraz maymun iştahlıyım diyebilirim.

Bir de MtG türevi olmayan kart oyunları var. Bunların bazıları (örneğin Dead Man’s Draw, Card City Nights) safi kart oyunları. Kendi mekanikleri var, yani MtG türevlerine göre çok daha orijinal oyunlar ama pek popüler olamadılar. Bir de hibrid kart oyunları var. Kimisi işi aksiyonla birleştiriyor (Hand of Fate), kimi RPG ile (Thea, Card Hunter), kimi oyunlar ise sıra tabanlı taktik strateji ile. Bu son türü biraz açayım.

Sıra tabanlı taktik strateji kart oyunları (STTSKO diye kısalttım, ama Status Quo’ya benzerliğinden SQ diye iyice kısaltayım gitsin) tıpkı MtG türevleri gibi önceden bir deste yaparak oynanır. Ancak kartları ortaya oynamak yerine, gridlerden oluşan bir haritaya birim, bina, büyü vb. indirmek şeklinde oynanır. Bir yandan bu birimler, normal bir sıra tabanlı strateji oyunu (Heroes ya da Xcom gibi düşünebilirsiniz) gibi savaştırılırken, bir yandan yeni kartlar çekilip sahaya sürülmeye devam edilir. Genellikle SQ haritalarında kontrol edildiğinde puan vb. kazandıran stratejik noktalar ve yok edildiğinde karşı tarafa savaşı kazandıran bir ana ünite ya da bina vardır.

Haydutlar da oynayabildiğiniz fraksiyonlar arasında.

Haydutlar da oynayabildiğiniz fraksiyonlar arasında.

SQ türünün gördüğüm ilk örneği PoxNora idi. Bu ekip oyunu Sony’e sattıktan sonra aynı konseptte Conquest of Champions’u yaptılar. Bugünlerde ise yine birebir aynı konseptteki bir diğer SQ olan Duelyst bir fırtına oldu esiyor. Bu oyunu da yakın zamanda mercek altına almayı düşünüyorum. Ama bugünkü konumuz başka bir oyun: Ironclad: Tactics.

Daha önceki yazılarımı okuyanlar biliyor, genellikle gözden kaçma potansiyeli yüksek oyunları incelemeye çalışıyorum. I:T de işte böyle bir oyun. Aslında Zachtronics Industries adında, SpaceChem, Infinifactory ve TIS100 gibi popüler bulmaca oyunlarını yapmış olan bir firmanın oyunu. Firma dediğime bakmayın, Zachary Barth adında bir adamdan ibaret. Bu arkadaş, piyasanın en zekice ve en zor bulmaca oyunlarını yapmanın yanı sıra 2009 yılında Infiniminer adında bir oyun yaptı, ancak biraz saflığından, biraz da iyi niyetinden, bu oyunu bedava ve open source olarak internete koydu. Sonra Markus Persson, yani internet ismiyle Notch, bu oyuna RPG öğeleri ekleyip piyasanın belini kırdı. Kodunun bile büyük oranda aşırma olduğu sızan bilgiler arasında, ama bir oyunu open source olarak sunuyorsanız hak iddia edemiyorsunuz.

İşte, gördüğünüz gibi hayatı ıskalayan bu zeki ama saf adamın hayatı ıskalayan oyununu ele alıyorum. Ironclad: Tactics tamamen kendine has tuhaf bir mekanikle geliyor. Ve aslında Steam’de hak ettiği yorumları alamamasının da sebebi bu tuhaf mekaniği birçok oyuncunun anlamaması.

Ironclad: Tactics'in savaş ekranı.

Ironclad: Tactics’in savaş ekranı.

Öncelikle kısaca oyunun kurgusuna değineyim. Ironclad: Tactics, Amerikan iç savaşının başladığı yıllarda, bir bilim adamının özel bir kömür icat etmesi ve bu kömürle çalışan yürüyen savaş makineleri yapması üzerine kurulu alternatif bir gerçeklikte geçiyor. Yani ilkel mechler de diyebiliriz. Oyunun tek kişilik modunda siz bu bilim adamının öğrencilerini oynuyorsunuz ve amacınız hem savaşı Birleşik Devletler adına kazanmaya, hem de kayıp bilim adamını bulmaya çalışıyorsunuz. Oyun boyunca hem Konfederasyonun, hem de kızılderililerin de Ironcladlar kullanmaya başladığını da şaşkınlıkla izliyorsunuz.

Yorumlar