Kum, Ticaret ve Deve: Caravan

Ticari zekası olan ya da olmayan tüm okurlarımıza merhaba. Bu yazıdaki konuğumuz sayesinde kumları aşacak, susuzluğa karşı duracak ve daha türlü belaları aştıktan sonra mallarımızı satacağız, üstelik kazık yemeyeceğiz! Haydi hep beraber Caravan’a.

Ihh Gözüme Kum Kaçtı!

Sütunlar Şehri İrem… Tahtın varisi olarak bir elimiz yağda, bir elimiz bağda olarak yetişmişiz. Bırakın iş yapmayı, burnumuz kaşındığında bile kaşıması için kölelerimiz var. Ne ? Fırtına mı geldi? Gelsin, gelip geçicidir. Ne geçmedi mi? Beter mi oluyor… Baba? Anne?

İşte bu şekilde bizim de maceramız başlıyor. Arap Yarımadasında geçen ve ticaretin hayati bir öneme sahip olan oyunumuzda ilk olarak oyun mekaniklerini öğreniyoruz. Hayatında hiç ticaret konusuna girmemiş olan karakterimiz ile beraber hangi mal nereden alınır, kime satılır gibi Kayserili arkadaşların doğuştan sahip oldukları bilgilere biz sonradan erişiyoruz. Hızlı, öğretici olan ilk kısmı geçtikten sonra da yavaş yavaş kendi ticari zekamızı ortaya koyuyoruz. Bu konu hakkında biraz daha detay vereyim.

Gördüğünüz gibi yolculukta yanımıza bir çok yardımcı alabiliyoruz. Hatta şansa bakın ki ikizler var…Ha pardon az karakter profili olduğu için öyleymiş…

Malumunuz Arap Yarımadasının çok büyük kısmını çöller kaplamakta. Bu sebeple bizde bir karavan oluşturarak bir şehirden aldığımız malları farklı bir şehire kazasız belasız olarak ulaştırarak hayatta kalmaya çalışıyoruz. Yiyecek, kumaş ya da değerli eşya gibi birden fazla kategoride mal var. Asıl amacımız malları alıp satarken kazık yememek hatta mümkünse kazık atmak. Evet biraz sert oldu ama doğrular bu şekilde. Mümkün olduğu kadar ucuza alıp pahalıya satabilmek için hangi şehirde hangi mal ne kadara gidiyor onun takibinin iyi yapılması lazım. “Abi fiyat karşılaştırmasını oyunda bırak ben gerçek hayatta bile yapmıyorum, sıkılıyorum.” diyen bir yapıya sahipseniz başka güzel yazılarımız da var sizleri ona alalım. Çünkü oyunun en kritik kısmı bu. Dolaştığımız yerler çöl olduğu için susuz dolaşmak gibi bir durum söz konusu değil. E suyu da bedavaya vermiyorlar haliyle…

Ne kadar Para O Kadar Köfte…Pardon Su

Su konusu da yine kritik olan konulardan. Her mal gibi suyun da fiyatı şehirden şehire değişkenlik gösteriyor. Her zaman lazım olan bir eşya olduğu için de zorunlu kaldığınızda çok pahalıya da olsa almak zorunda kalıyorsunuz. Küplerde taşınan sulara kendimizden tutun da yanımda getirdiğimiz yardımcılar ve karavanı oluşturan tüm hayvanlara kadar herkesin bolca ihtiyacı var. Karavanınız ne kadar büyükse ve gideceğiniz yol ne kadar uzunsa o kadar çok suya ihtiyacınız oluyor. Es kaza suyunuz biterse hemen oyunu kaybetmiyorsunuz (Hayır Dark Souls değil bu). Ama yavaş yavaş siz ve yardımcılarınız hasar almaya başlıyor ve karavandan hayvan kaybedebiliyorsunuz. Ki her hayvanın belli bir kapasitede eşya taşıma kabiliyetinin olduğunu düşünürsek, hayvan öldüğünde mal da kaybetmiş oluyorsunuz. Oyunun bu noktada ilginç bir psikolojisi var; önceleri hayvanlara çok iyi davranıp asla ölmelerine izin vermeseniz de bir süre sonra olay biraz daha farklı olabiliyor…Bu açıdan bir karavan sahibi olarak hissediyorsunuz bu açıdan beğendim.

Şehirlere Dadanan Musibetler

“Diz çökünce saldırmaz.” felsefesi acaba bu arkadaşlar için de geçerli mi?

Deadalic imzalı olan oyunumuz kendisine, bolca, Arap kültüründen etmenleri konu etmiş; oyunun en başından gördüğümüz gibi metafizik olaylar da olmakta. Fazla spoiler vermeyeyim ama yolculuklar sırasında insan olmayan varlıklarla da temasa geçiyor ve iyi kötü (sanki daha çok kötü gibi) etkileniyorsunuz. Arap efsaneleri ve gerçek hayatta olan şehirlerle ilgili benzerlikler yine artı diyebileceğimiz unsurlardan. Yine de oyunun 2D olması, sadece sağa doğru ilerlememiz bu konuyu biraz baltalamış. Aslında baltalamayabilirdi; yani şehirlere geldiğimizde bir standart resim yerine her şehire özgü bir kaç farklı görsel konulması mesela, çok hoş bir ayrıntı olabilirdi. Oyunda ise şehir ne kadar büyükse o kadar iletişime geçebileceğimiz kişi sayısı oluyor. Yine bu şekilde görevlerimizi de alıp senaryoyu ilerletebiliyoruz. Oyunun ilk anlarından itibaren bazı yaratıkların etrafa saldırması, zaten zor olan çöl şartlarını iyice zorlaştırıyor ve şehirlerde bu saldırıların sonuçlarını net olarak görebiliyoruz. Tavsiyem, oyundayken kağıt kalem ile not alın çünkü her şehir, haritada göründüğü gibi olmuyor. Ve oyunun kesinlikle büyük hataları kaldırmayan bir yapısı olduğunu da hatırlatmak isterim.

Tür: Ortaya Karışık

Oyunun türü olarak bolca strateji, biraz da RPG diyebiliriz. Akıllıca planlama yapmalı ve bir sonraki adımı düşünerek hareket etmemiz gerekiyor. Bunu yaparken (parası ile) seviye atladığımızda, adamlarımızın türüne göre değişen özellikler de bize yardımcı oluyor. Seviye atladıkça yanımıza daha çok yardımcı alıp daha farklı özellikler kullanabiliyoruz, ancak burada net çizgiler var. Örneğin savaşçı olan bir sınıf dövüşme kabiliyetleri üstüne özellikler alabilirken tüccarlar pazarlıkta avantaj sağlayan özelliklere sahipler. Dolayısıyla bir karakter her konuda çok iyi olamıyor. Bu konunun da olumlu olduğunu söylemeliyim, bu şekilde yardımcılara daha büyük görev düşüyor ve yoklukları fark ediliyor. Yardımcıları da ya parayla satın alıyor ya da kendileri, kendi amaçları doğrultusunda bir süreliğine bize katılabiliyorlar. Bize bedavaya katılanlardan maksimum kar etmenizi tavsiye ederim, ticaret ticarettir.

Marib’e Hoşgeldiniz! Binbir gece masallarımız, acı suyumuz, ve birbirine benzeyen görevlerimiz var. Size ne verelim?

Steam üstünden Türkçe desteğinin bulunduğu oyunda her türlü pazarlık ve dövüş zarla yapılıyor. Rakibimiz ve biz, ortaya atılmış olan zarları en stratejik şekilde kullanarak üç özellik ile yenmeye çalışıyoruz. Tabi pazarlıkları kaybetmemizin bize çok büyük bir eksisi yok, ancak dövüş kaybedildi mi, en azından dövüşü kaybetmiş karakter ölüyor (gitti yatırımlar pardon adam) Bazı durumlarda dövüşü kaybetmek bütün karavanı kaybetmek anlamına da gelebilir, dolayısıyla en az bir adet dövüşebilen yardımcıyı yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederim zira siz çok çok iyi dövüşemiyorsunuz. (RPG öğeleri var dedim direk sınıf seçebilediğiniz RPG demedim)

Güneş Son Bir Kez Kum Zerreciklerinin Arkasında Kaybolurken

Caravan’a bir not vermem gerekirse en fazla “geçer” not verebilirim o da biraz kanaat kullanarak. İlk olarak ticaret sevmeyenlere asla hitap eden bir oyun değil, yani ticaret opsiyonel değil asıl olay. Haricinde her şehire geldiğinizde save alındığı için bir yanlış hareket yeniden başlamanız demek. Yanlış anlaşılmasın zor oyunları çok severim (Darkest Dungeon bitirmiş insanız) ancak haritada durumunun çok iyi olduğunu gördüğümüz şehire gittiğimizde hiçbir şeyin kalmadığını görebiliyoruz ve her şey mundar oluyor. Ama şehri görmeden de bu bilgiye sahip olamıyorum? Yani bazı noktalarda zorluğun kıvamı kaçmış. Tabi ki her şeyin en kötüsüne hazır olmak lazım ama bazen olamıyor ve bunu canımızla ödüyoruz.

Ek olarak görevler ve karşılaştığımız olayları kısa zamanda ezberliyoruz; neyin tuzak neyin olmadığı, hangi kararın bize nasıl geri döneceğini biraz alışıktan sonra fazla iyi bilmeye başlıyoruz ki işin sürprizi ve büyük ölçüde heyecanı kaçmış oluyor. Zaten minimum olan grafiklere de yukarıda yazdığım gibi biraz daha fazla detay yapılabilirdi. Buradan da çok bir destek veremiyorum. “Çölde geçen zor ticaret oyunu” oynamak gibi bir isteğiniz varsa seversiniz, ama dünyanın geri kalanına maalesef pek tavsiye etmiyorum. Senaryonun da yine ağzı açık bırakan olaylara gebe olduğunu söyleyemem. Ben yaklaşık 5 TL’ye Steam üstünden almıştım, oyunun şu anki fiyatı 20 TL civarında ki cimri biri olarak bu fiyata değmeyeceğini net olarak söyleyebilirim. Meraklısıysanız ya da indirime girdiğinde “bir deneyeyim ya merak ettim” diyorsanız o zaman düşünülebilir.

Yorumlar