Nostalji Krizlerine Bire Bir Oyunlar #13 – Zeus: Master of Olympus

Yakarsa Dünyayı Garipler Yakar

Oyunu yukarıda bahsettiğim gibi tekrar anlamak ve kontrollü bir biçimde oynamak için epey vakit harcadım. Oyunun görsellerinin çok sevimli olması da, şükür ki erkenden bıkmamamı sağladı. Lakin, oyunda bir türlü çözemediğim bir durum var ki, o da popülasyon ve işsizlik dengesini bir türlü sağlayamamak. Oyunu en basit seviyede oynamama ve yapılması gereken her şeyi fazlasıyla yapmama rağmen, bir türlü ortaya çıkan yangının ya da sebepsiz yere sağda solda baş gösteren bina yıkılmalarının önünü bir türlü alamadım.

Ne zaman işçiye gereksinim duysam, şehrin en dolu ambarı ya da store house’ı yıkılır. Agora’dan gelen eli boş döner, yiyecek seviyesi kritik duruma gelir. Zaten işçi bulamadığın şehrinden, halk yiyecek yok diye çeker gider. Şu oyundaki en büyük mutsuzluk bu. Yoksa, Cerberus gelmiş, şehre Hydra saldırmış hiç önemli değil. Yeter ki, gariban adam aç kalmasın.

Hydra’dan korkmadım, popülasyondan korktuğum kadar…

Oyunun adı mitolojik, hiç içinde mitoloji öğesi yok mu diye soruyorsanız, elbette var. Sürekli sağdan soldan bir sis bulutu içerisinde fırlayan antik yunan tanrıları, köşe başında bilet satmaya çalışan stand elemanı gibi şehrin içinde bir oraya, bir buraya dolanıyor. Eğer bana taparsan, sana şöyle kıyak geçeriz, kredi notunu düşürürüz, düşük faiz uygularız (!?) gibisinden teklifler sunuyor. Tabi bu işin geyiği, her tanrının tapınağının farklı getirileri mevcut. Bunu ilerleyen bölümlerde kısaca da olsa anlatacağım. Bir de mitolojik kahramanlar var. Bu arkadaşlar ayrıca terbiyesiz. Eğer şehir sarayının yanına olmak kaydıyla, etrafı düzgün bir muhitten yer kiralayıp, mekanın içinde 16 amfora şarabı (o kadar şarabı bi tekne başka kente zor taşıyor bu arada) doldurursan, gelir senin memleketindeki yaratığı döverim diyen içten pazarlıklı tipler bunlar. Ama ne yapacaksınız, halk perişan… Mecbur yapıyorsunuz.

Oyunla İlgili Ufak Tüyolar

Oyunda ilk dikkatinizi çekecek olan şey, zamanın oldukça hızlı ilerlemesi. Oyuna başladığınızda, dünya haritasından görebileceğiniz komşu şehir devletlerinin hükümdarları, belirli bir zaman dilimi içerisinde sizden; 4 şişe şarap, 6 balya saman gibi taleplerde bulunuyorlar. Elinizde hali hazırda istenilenler mevcutsa, direk gönderebilirsiniz fakat yoksa, işi sağlama almaya bakın zira ne olduğunu anlamadan süre bitiyor. Bu önemli, çünkü yardım taleplerine ne kadar dönüş yaparsanız, tam ekonomimiz battı derken, zamanında 4 balya saman gönderdiğin krallık, al ortaam lazım olur minvalinde bolca Drachma’yı (Antik Yunan para birimi) adeta düğünlerde para saçan Arap şeyhleri gibi yağdırıyorlar.

Yine, bu yardımlaşma meseleleriyle alakalı söyleyeceğim bir şey varsa, o da adamına göre hediye gönderin. Oyunda böyle bir seçeneğiniz mevcut. Müttefik ve hatta düşman olduğunuz krallıklara hediye gönderebiliyorsunuz. Bu hediyeler gerek Drachma, gerekse ürettiğiniz herhangi bir şey olabilir. Lakin, göndereceğiniz hediyeleri, gönderdiğiniz krallığın ithal ettiği ürünlerden seçerseniz bu seçenek işe yarıyor. Yoksa, bir havalar, bir havalar. “Sen bunu bize gönderdin ama lazım değildi.” diye tribe girmeler falan. Ha bir de, sakın para göndermeyin, gerek yok. Hatta ve hatta, Storage’ınızdan yer açmak adına üretim fazlası olan ürünleri ticaretle bile eritemeyecek boyuta geldiyseniz salın hediye olarak gitsin.

Ah o ‘nice koçyiğitler’…

Zaman hızlı ilerliyor demiştim fakat yardım talepleri ve savaş açma durumları haricinde, zamanın ne kadar hızlı ilerlediğinin çok bir önemi yok. O yüzden işleri ağırdan almaya çalışın. Her şeyi sırasıyla yapmaya gayret edin. Önce yemek, sonra istihdam, ardından yün, zeytinyağı gibi halkın ihtiyaçlarını karşılayacak işleri tamamlamadan gereksiz şeyler yapmayın. Şehrinizde yeterli miktarda yiyecek yoksa; “Aman efendim, şehrimizde tiyatro yok, bir tiyatro dikeyim.” demeyin, üzülürsünüz.

Zira oyun, popülasyonu var olan mekanlara eşit dağılımla yerleştiriyor. Bu sebeple, halkın zaruri ihtiyaçlarını karşılayacak işletmeler, çalışan eksikliğinden ötürü yıkılıp sizi bir anda çöküşe götürebilir. Bu sebeple, haritanın üzerindeki her şeye, boş araziler hariç, her şeye sağ tıklamaktan çekinmeyin. Bir işletmede kaç işçinin çalıştığından tutun, bir adamın el arabasında kaç parça malzeme taşıdığına kadar her şeyi görebiliyorsunuz oyunda. Bu da hamlelerinizi doğru yapmanız için, popülasyonu kolay takip etmenizi sağlayan bir başka güzellik. Ha, yolda alakasız gezen bir adamın üzerine de sağ tıklayabilirsiniz. Çok eğlenceli sohbetler döndüğünü gördüm. Oyunda sizi eğlendirebilecek bir başka faktör de bu diyebilirim.

Bu yazı, "Nostalji Krizlerine Bire Bir Oyunlar" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar