Kahramangiller

Owlboy: Pixel Ölmedi

Simon Stafsnes Andersen ya da bilinen takma adıyla Snake, Norveç’in en güzel şehri Bergen’den çok yönlü bir sanatçı. Ama onu özel kılan, günümüz pixel art camiasının tabiri caizse krallarından biri olması. Dört yıldır moderatörlüğünü yaptığım Pixeljoint‘in “Hall of fame” tablosunun tepesinde Snake’in eserlerinden biri yer alır. Genellikle çok konuşulan platform oyunu mockup’ları yapan Snake ile 2015’te uzunca bir röportaj yapma şansım olmuştu, İngilizce bilenler buradan okuyabilir. Bu röportajda da göreceğiniz gibi Snake ve oyun stüdyosu D-Pad, son 8 yıldır uzun soluklu bir projeyle uğraşıyordu: Owlboy. Bu tip bir camiada şöhretli bir isimseniz, projeniz de dilden dile dolaşan bir efsaneye dönecektir, döndü de.

Çok çeşitli zamanlarda “work in progress” çalışmalarını gördüğün Owlboy’un görsel bir ziyafet olacağı belliydi, ancak bu kadar iyi bir oyun olmasını beklemiyordum. Oyun, çıkar çıkmaz çılgın iyi incelemeler aldı ve daha önemlisi Steam’de kullanıcı notu mümkün olan en yüksek seviyede.

2-1

Owlboy, “metroidvania” tabir edilen türe dahil edebileceğim bir oyun. Bu türe ait platform oyunları bölümlere ayrılmamıştır, oyun boyunca geçtiğiniz hemen her bölgeye geri dönebilirsiniz. Ana karakterinizin oyun boyunca farklı özellikler kazanıp daha önce açamadığı kapılardan geçebilir ve genellikle de bir takım eşya, para vb. toplayarak bir takım kilitli materyalleri açarsınız.

Owlboy’un türe getirdiği en büyük farklılık ise karakterinizin uçabilmesi! Evet uçan bir karakterle nasıl platform oyunu oynanır, bu oyunda göreceksiniz. Oyunda, pek çok oyunda olduğu gibi başı belada bir diyarda, bu toprakların bekçiliğiyle görevli baykuş adamlardan birini canlandırıyorsunuz. Gençsiniz ve ne yaparsanız yapın ustanıza yaranamıyorsunuz. Üstelik bir de doğuştan dilsiz olduğunuz için kendinizi savunma şansınız da olmuyor. Neyse ki yol boyunca pek çok dost edineceksiniz. Bu dostların önemli bir kısmını ayaklarınızla taşıyacak olmanız da cabası. Evet oyunun ana mekaniği, taşıdığınız dostlarınız arasında geçiş yaparak onların farklı özelliklerini kullanmak.

4

Owlboy’un kimi zaman yürek burkan, kimi zaman iç ısıtan öyküsü, her ne kadar indie oyunlarda alıştığımız klişelerin üzerine inşa edilmiş olsa da asla sıradan bir öykü değil ve çok sıkı. Elbette bu bir metroidvania olduğu için ve bu türe ait oyunlar da doğaları gereği uzun oldukları için bazı tekrarlar var. Mesela kovaladığınız zibidi korsan, her seferinde uyuyan bir boss’u uyandırıp başınıza bela ediyor. Bu yüzden bir RPG ya da macera oyunu akıcılığı beklemek yanlış olur ama kendi türü içerisinde gayet iyi diyebilirim, en azından yavaş yavaş keşfettiğiniz ilgi çekici bir öykü var. Bu bakımdan Ori ya da Teslagrad gibi hikaye konusunda çok minimal davranan türdaşlarının önüne geçiyor.

Boss’lar demişken, oyunda bunlardan çok sayıda var ve gerçekten eğlenceliler. Zaten bulmaca havasında geçen boss dövüşleri de bu türün olmazsa olmazıdır. Bazıları gerçekten tuhaf olan bu boss dövüşlerinde, çeşitli arcade klasiklerinden izler de bulacaksınız.

Benim bir platform oyununda öncelikli kriterim kontrollerdir ve bu yüzden pek çok isim yapmış oyunu 15 dakikadan fazla oynamadım. Owlboy, malum görsel bombardımanı ve sprite’larının iriliğiyle bu konuda büyük bir risk almış, ama belli ki D-Pad sıkı çalışmış ve kontrolleri olabileceği en iyi seviyelere getirmiş.

5

Oyunda gözüme çarpan ciddi bir eksik, oyun içi harita ve bu haritada daha önce açtığınız yerlere ışınlanabilme. Tamam, uçuyorsunuz ve hızlısınız, bu yüzden bir yerden bir yere gitmek uzun sürmüyor ancak bazı alanlar o kadar karmaşık ki, daha önce tamamlamış olduğunuz için yönlendiren bazı elementler olmayınca kaybolmak işten bile değil. Bu durum Steam forumlarında yeterince yer buldu ve sonraki sürümlerde ekleneceğini düşünüyorum.

Snake, 8 bit müzik konusunda da deneyimli bir isim ancak Owlboy’da oyun müziği çıtası inanılmaz yerlere çekilmiş. Zengin bir soundtrack’i olan oyunda senfonik müziklerden gayet sevimli, atmosferik 8 bit parçalara kadar pek çok farklı formda çok sıkı işler var. Her beklediğim cutscene’de müzik yoktu ama olsun.

Efsane grafikleri, tatmin edici uzunluğu ve ideal zorluk seviyesi ile her metroidvania severe gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir oyun Owlboy. Bol oyunlu günler dileğiyle.

Not: Geçenlerde düzenlediğim Owlboy konulu pixel art yarışmasının sonuçlarına şuradan göz atabilirsiniz.

Yorumlar