Kahramangiller

Telltale’s Batman: Episode 1 – Gereksiz Tekmelerden Kaçının!

“Yeni bir Telltale mahsulünü övmeye nereden başlasak?” temalı başlıkların müptelası olan muhterem gönül dostlarım! Sözüm sizlere! Bu yazı virajı alınamamış Batman övgülerinden tamamen yoksun, taşa tutulmaya layık ve sonuna kadar da nemrut bir yazıdır. Sonra vay efendim “Senin kafana batarang saplarım!” yok efendim “Batmobilin altında kalırsın inşallah” gibisinden beddualara girmeyelim. Medeniyet sınırları içerisinde Telltale’in son altın yumurtlayan tavuğu Batman’e şöyle ferah ferah saldırayım istiyorum yani özetle. Ben bütün bu çirkinliği büyük bir rahatlıkla yaparken siz muhterem okuyucular da bir zahmet sinirlerine hakim olsun istiyorum bir de. En kötüsünden “delidir ne dese yeridir” diyip geçsin… Hee evet evet “heytırs gana heyt” pek tabi! Lakin bu gün o gün değil gibi mi ne?

Öncelikle orada burada okuduğum ve pek de anlam veremediğim şu “özlediğimiz türden Batman” mevzusuna eğilmek istiyorum. Abicim biz bu arkadaşın nesine özlem duyuyoruz ki? Nereye dönsek karşımızda değil mi zaten zat-ı muhterem? Kendi adıma Arkham serisi sayesinde özlediğim türden bir Batman öyküsüne kavuşmuşum zaten. Grafik anlamda gördüğüm en başarılı Batman kostümü de; arzuladığım Gotham tasviri de Rocksteadygiller tarafında toplumumuza büyük bir cömertlikle armağan edilmedi mi? PC’deki optimizasyon kabusu sebebiyle erken kepenk kapatan Arkham Knight’ın üzerinden de bir yıldan uzun bir zaman geçmiş. E o arada niteliği tartışmalı da olsa beyazperdede de Ben Affleck suretinde görmüşüz kendisini. Özetle Gotham Belediyesi çalışıyor diyebiliriz. Peki biz neyi özlüyoruz? Adam West’i mi? Kalem kaşlı Batman maskesini mi? Yoksa koltuk altları terle ıslanan o efsanevi taytı mı?

batman-telltale-2

Parmaklarınızı çıtlattığınızı duyabiliyorum o sebeple, saldırıya geçmeden ve toz şeker gibi dağılmadan Telltale standına doğru yöneliyorum. Serinin ilk oyununun adı; Realms of Shadow… Karşımızda yine o güzel tabirle Nolanesk bir Gotham tasviri var. Yani Rocksteady yapımlarının üzerine öyle fazla cümbüş arayanlar için önemli bir sürpriz falan yok yani. Tabi şimdilik… Zaman bizlere ne gösterecek orasını bilemeyiz fakat oyun bir Batman oyunundan ziyade, yapımcıların daha önce de bangır bangır ifade ettiği üzere Bruce Wayne oyunu. Yani evet halihazırda Dent ve Wayne’in “Gotham’ın Yeni Yüzü” kampanyasına dair bir şeyler duymaya niyetiniz varsa Telltalegiller size bunu fazlasıyla sunuyor ve büyük bir nezaketle Wayne Corps’un devasa salonuna davet ediyor. Fakat Batman ile büyümüş bir jenerasyon için Dent ve Wayne münasebetinin öykü değeri kaldı mı, işte orası bir miktar tartışmalı. Neyse ki bu iki egoistin “adalet” temalı bayık muhabbeti fazla uzun sürmüyor ve öykünün fitilini ateşleyecek olan Falcone oyuna dahil oluyor. Wayne ile Falcone’nin kafi miktarda eğleştiği gözdağı klişesinin ardından da nihayet ufak ufak mevzuya giriyoruz.

Aslında Telltale etiketini ilk gördüğünüz anda aşağı yukarı A, B, C’sini tahmin edebildiğiniz bir öykü var karşınızda. Ekibin elinde çok fazla bir alternatif yok ama muhtemelen birkaç sezona evrilmesi beklenen bir seri var. Dolayısıyla eldeki kartları akıllıca oynamak ve şatafatlı takılmamak büyük öncelik. Bu noktada Gordon, Dent, Falcone, Alfred, Vicki, Selina ve tabi Oswald Cobblepot arasındaki sık paslaşmalarla “hadi abiler ablalar Gotham’ı nasıl daha süper feci bir şehir yaparız?” sorularına tekrar tekrar abanmak ise ne yazık ki bir süre sonra ekran başında esnemenizi sağlıyor. Tabi unutmamak lazım ki hem görsel anlamda hem de içerik açısından Telltale Tarzı diyebileceğimiz çizgiden sapmayan bir ürün var karşımızda. Telltale’in yer yer hantallaşan hikayelerini AMC dizilerine benzetiyorum bu açıdan. 2 Saate yakın bir sürede yoğun ama biraz biraz da tutuk bir öykü busesi konduruyorlar oyun severlerin yanağına.

batman-telltale-4

Telltale ekibinin aksiyon kıtlığı çeken ürünleri suladığını biliyoruz. Bu sebeple öykünün Batman’den ziyade Bruce Wayne’e yüklenmesi oldukça makul. Hatta bu beklentiye rağmen girizgah kısmının çıtayı bir iki tık yükselttiğini bile söyleyebiliriz. TT’nin kıt imkanlarına rağmen büyük oranda stealth yeteneğine göz kırpacak bir iki fiyakalı hareket sebebiyle “belki de bu sefer aksiyon esnekliği falan vardır he mi?” diye soruyoruz kendi kendimize fakat birkaç dakika sonra o sorular havaya karışıyor. Tam da şu noktaya kocaman harflerle bir SPOİLER alarmı kuruyor ve diyorum ki; Catwoman ve Batman kapışması, ekibin –bence- en parlak işi olan Wolf Among Us da dahil olmak üzere TT elinden çıkmış en keyifli aksiyon yemlemesi olmuş. Hiç öyle aval aval bakmadan afiyetle yutun, ziyade olsun!

Yorumlar