Kahramangiller

Transformers: Devastation – Bu Dünyayı Başımıza Yıkarlar!

Muhtemelen bir kısmınız kapak resmine bakarak bu yazının yeni bir Transformers serisi hakkında olduğunu düşündünüz değil mi? Hayır, maalesef değil. Ama en az onun kadar heyecan verici, yeni bir Transformers bilgisayar oyunundan bahsedeceğim.

Transformers: Devastation, Michael Bay’in çektiği her Transformers filminin hemen ardından birer tane yapıştırılan, isimlerini burada zikretmeye bile değer görmediğim o oyunlardan biri kesinlikle değil! Anlayış olarak bir dereceye kadar bayrağı High Moon Studios’un geliştirdiği Transformers: War for Cybertron (2010) ve Transformers: Fall of Cybertron (2012) oyunlarından devralmış olduğunu söyleyebilirim. “Anlayış olarak” dedim, zira oyun bir 3rd person shooter değil, Decepticon’ların kıçını bir güzel tekmeleyebileceğiniz, eğlenceli bir hack & slash!

Görüntü ve Sesten Başlayalım

Aylar önce oyunun ekran görüntülerini ve videolarını gördüğümde ağzım açık kalmıştı. Zira Platinium Games, oyunun her şeyiyle 80’li yılların çizgi serileriyle aynı atmosfere sahip olması için gerçekten çok uğraşmış. Bu durumda elbette ilk olarak dikkatimizi çizgi filmlerle neredeyse aynı olan görüntüler çekiyor.

Oyun içi görüntü bu, yanlış anlama olmasın...

Oyun içi görüntü bu, yanlış anlama olmasın…

Oyun sektöründe yıllarca çalışmış bir sanat yönetmeni olarak şunu söyleyebilirim ki; çizgi film görüntüsü elde etmek için kullanılan “toon shader” yöntemi gerçekten çok risklidir. Ayarını tutturmak çok zordur ve genellikle hayal ettiğiniz gibi sonuç vermez. Bu yüzden tam çizgi film görüntüsü yerine Borderlands, Street Fighter IV ya da The Walking Dead gibi oyunlarda kullanıldığı gibi; modellere el çizimine yakın dokular kaplanır, keskin gölgeler ve modellerin çizgileriyse dinamik olarak hesaplatılır. Sonuçta görüntü illüstrasyon hissiyatı verir ama pek de çizgi film gibi görünmez. Transformers: Devastation’da kullanılan teknik çok daha ince düşünülmüş. Açıkçası animasyon serilerindeki yansımaların dikkatle incelenerek modellerin üstüne doku olarak giydirilmiş olduğunu çözmem için görüntüleri baya dikkatli incelemem gerekti. Uzun lafın kısası; oyunda kullanılan “toon shader” şu ana kadar gördüklerim arasında amaca en iyi hizmet etmiş olanı…

Kökenlerine böylesine sadık bir oyunda seslendirmelerin de orijinal olmasına şaşırmazsınız sanırım. Platinium Games, Transformers G1’de emeği geçen bütün seslendirmeci amcaları (en genci şimdilerde 50 yaşlarında malum) tek tek bulup seslendirmeleri onlara yaptırmış!

Dinobot Grimlock, Insecticon Kickback'e karşı

Dinobot Grimlock, Insecticon Kickback’e karşı

Oyunda atmosferi veren bir diğer konu da elbette müzikler! 1986 yapımı The Transformers: The Movie adlı uzun metrajlı animasyonu izlediyseniz, bu oyunun müziklerine de pek yabancılık çekeceğinizi sanmam. Özellikle savaş sahnelerinde ön plana çıkan cayır cayır heavy metal, 80’ler havasına girmenize yardımcı oluyor. Bu arada bu oyunun gazına gelerek geçen hafta The Transformers: The Movie hakkında bir tanıtım yazısı yazmıştım. Belki ilginizi çeker:

Hard’n Heavy Eşliğinde Bir Dönemin Sonu – The Transformers: The Movie 1986

Karakterler ve Aksiyon

Öncelikle şu bilgiyi vereyim: Oyun, dönemin ruhunu yansıtması amacıyla sadece Autobot’larla oynamanıza izin veriyor. Malum, 80’lerde kötü adamlara olan özenti, şimdilerde olduğu gibi bir çılgınlık şeklinde seyretmiyordu.

Karakter seçimleri, sinema filmlerinde hangi karakterler boy gösterip de popüler olmuşsa onları değil, 1986 yapımı The Transformers: The Movie dönemi öncesinde sevilen karakterler arasından seçilmiş. Sırayla Optimus Prime, Bumblebee, Sideswipe, Wheeljack ve Grimlock’la oynama şansımız oluyor. Karakterlerin temel dövüş hareketleri birbirine benziyor olsa da her birinin kendine has bir yeteneği ve nasıl dövüştüğünüze endeksli olarak dolan bir süper hareketi var. Sizleri bilmem, ama Wheeljack’le oynadığım için nasıl mutlu oldum belli değil.

Kavgaya direksiyon kilidiyle girmek...

Kavgaya direksiyon kilidiyle girmek…

Karakterler orijinal G1 (1984’te yayınlanmaya başlayan ilk Transformers serisi) tasarımlarına sahip gibi görünse de, bazı noktalarda G1 sonrası jenerasyonlardan, hatta Michael Bay’in filmlerinden izler taşıyor. Mesela Megatron’un saçma bir tabancaya dönüşmek yerine Transformers: Armada serisindeki (ya da ikinci Transformers filmindeki gibi) bir tanka dönüşmesi ve Sideswipe’ın ellerine entegre edilmiş kılıçlar ya da Bumblebee’nin araç formunun 1938 model Volkswagen Beetle olmaması gibi.

Yorumlar