Victorian Mysteries: Woman in White İncelemesi

Zenginin malı züğürdün mouse tutan kolunu yorarmış. Bugün incelediğim Woman in White, toprak ağası konakları içinde piksel avlayarak miras adaleti sağlamaya çalıştığımız bir viktoryan polisiye macerası. Eğri oturup doğru konuşalım burada 5 dolarlık bir casual indie oyunundan bahsediyoruz. Kalkıp da 90 saat içerik, full body motion capture animasyonlar, SÜPER ULTRA HD pikseller falan beklememek lazım, ona göre.

İçerik

Girizgahta Woman in White için point and click adventure dedim, ama tabi 2019 senesinde işler o kadar kolay değil. Standart point and click etkileşimi üzerine eklenmiş katmanlar var. Misal pek çok toplanabilir eşya doğrudan üzerine tıklayarak hacılanamıyor, eşyanın durduğu yere tıklandığında oyun bir hidden object mini oyunu açıp oyuncuya çer çöp arasından çeşitli eşyalar ayıklatıyor, bu eşyaların bir iki tanesi de karakterin cebine gidiyor. Benzer şekilde oyun anahtar veya tornavida gibi başka eşya üzerinde kullanılacak aletleri doğrudan ekrana tıklayarak kullandırmıyor, üstünde kullanılacak eşyanın detay görselini veren bir ufak pencere açıp oraya tıklatmayı tercih ediyor. Ve doğal olarak arada bir kısım mini oyunlar da var. Gördüğüm kadarıyla başarısızlığın cezalandırılması gibi bir durum da yok.

İlk bakışta Woman in White güzel bir visual novel olabilecekmiş gibi geliyor ama diyalog seçenekleri aslında seçenek değil. Hangisine tıklandığından bağımsız olarak konu doğrusal olarak devam ediyor. Bunun sebebini sonradan araştırırken öğrendim ki; Woman in White kerli ferli bir viktoryan polisiye romanıymış. Oyunun içinde anlatılan konu da romanın Wikipedia özeti. Ondan seçenek olması kafamı karıştırdı. Tahmin ettiğim kadarıyla diyalogları baştan sona dinlemek istemeyenler için diyaloglar iki parçaya ayrılmış. Özet isteyenler orta seçeneğe tıklayıp konunun özetini alıp devam etsin, hiç ilgilenmeyenler son seçeneğe basıp yürüsün diye düşünülmüş.

Benzer şekilde oyunun sonunda çoook uzun bir kapanış anlatısı var. Yine tahmin ediyorum ki; en baştan “Bütçenin yettiği yere kadar konuyu oyun olarak ilerletelim, bütçenin bittiği noktada kalan kısmı video olarak verelim.” diye hesap yaptılar. Konunun climax yaptığı bir noktaya kadar getirip iyi yerde kesmelerine artı puan verdim.

Oyundak ipuçlarını toplayan günlük şeklinde bir arayüz var.

Dİyalogları geçmekte çok bir sakınca yok oyun zaten ipuçlarını bir günlükte biriktiriyor.

Teknik

Animasyonlarla hiç uğraşılmamış, 2-3 frame çizip araya otomatik smear frame oluşturmuşlar. Kendi gördüğüm kadarıyla devamlılık arz eden tek animasyon başlardaki kedili sahne. Diyaloglarda animasyon yok. En dandik Japon visual novel’larında bile konuşan karakterlere 2-3 farklı poz çizilir en azından onlar arasında geçiş yapılır. Burada karakterleri cutout olarak mizansene yapıştırmışlar, öyle mal gibi duruyorlar.

Gelelim asıl mevzuya. Hidden object bulmacaları beni tatmin etti. Hakikaten şeytanca detaylar var. Neredeyse her bulmacada en son nesneyi ipucuyla buldum, ama yine de adillik hissini bozmuyor. Eşya tasarımlarında ve isimlendirmede viktoryan settinge uygun davranmaları da çok hoş. Sadece bir iki tane eşyanın çok kötü çizilmiş hitboxu “Lan bu ne saçmalıktır” dedirtti.

Dağınıklıkta eşya arama mekaniği ile viktoryan dönem toprak sahibi evlerinin doluluğu da bir ludonarrative harmoni yaratıyor. Geriye dönük olarak baktığımızda viktoryan devre dair önemli anlatılardan biri evlerin kuşaklarca birikmiş eşya ile dolu olması ve bu eşyaların altında sayısız sırrın saklanmasıdır. Mesela bir kilisenin yanında duran iş masasına bakınca sadece masanın üstündeki orada durması gereken eşyayı değil, yıllar boyunca orada birikmiş türlü hurdayı ve o arada gelip yerleşmiş bitkiyi hayvanı da görüyoruz.

Müzikler temaya uygun, synthesizerda döneme ait tuşlu enstrümanlara abanmışlar. Melodiler kesinlikle dikkat dağıtıcı değil. Oyunun müziklerini bir hür ve beleş asset sitesinden düşürdülerse mesela, ordan alıp konsantrasyonlu iş yaparken arka plana açmak isteyenler çıkabilir. Sürekli aynı melodilerin tekrarından bir noktada tiksinecekler hiç kasmadan oyunun sesini kıssınlar, ona dikkat etmek lazım.

oyunun diyalog arayüzünden bir kesit

Oyunun görsel kalitesi bu ayarda.

Oyuncu Deneyimi

Woman in White seçeneğe dayalı kaydetme mekanizmasına sahip değil, aslında gerek de yok. Konu zaten düz doğrusal olduğu için oyunu açıp kapayınca oyuncunun çözdüğü bulmacalar ve bulduğu eşyaya göre en son mantıklı noktadan devam ettiriyor.

Oyun motoru, konunun doğrusallığından faydalanarak, her sahne için gerektiğinde “Burada artık yapacak bir şey yok” diye ipucu veriyor. Bu tür oyun mekanizmalarını takdir ediyorum çünkü devir değişti, eskiden bol vakit ve az oyun vardı, insanlar sıkıldığı için iyi oyunun meziyetlerinden birisi çok vakit yemekti. Hem o devirde pikseller de daha büyüktü, tek tek piksellere tıklamak kolaydı. Artık öyle değil, insanlar piksel avlamak istiyorlar ama doğru yerde avlamak istiyorlar, çünkü yanlış yerde piksel avlamak eskisine göre çok daha yorucu.

Benzer şekilde nesne arama ekranlarında sağa sola çok sık yanlış tıklayınca tıklama yaklaşık 5 saniye bloklanıyor, ama sessizce bloklanmıyor, oyun mouse imlecine çok net ve anlaşılır bir animasyon yaptırıyor. Bu tür görsel fonksiyonalite açıklamalarını seviyorum.

Buna karşılık oyun motoru aynı kapasiteyle bazı sahne geçişlerini “Devam etmek için bir şey daha yapman lazım” diye blokluyor. Yahu birader bu bir bulmacalı mini-oyunlu macera oyunu, benim yolumu zaten bulmaca ekranları ile bloklayarak para kazanıyorsun, “hele az daha dolan bakın” diye mesaj yazmak ne?

Aynı şekilde bir harita fonksiyonu var, hikaye aşırı düz olduğu halde bölüm için dolanmalar doğrusal olmadığı için lazım gibi, ama mesela harita sistemi hangi odadan hangi odaya geçiş olduğunu göstermiyor. Zaten bölümler basit  deyip uğraşmadılarsa, en başta neden harita var?

Özet

Bu oyunu oynayarak 2 saat hoşça vakit geçirdim. Steam kütüphanemde bekleyen tamamen timesink olsun diye tasarlanmış onlarca oyun varken bir oyuna 2 saat koyarak tamamına erdirmek psikolojime çok iyi geldi. Normalde saçma sapan mantık cambazlıklarıyla insanı çileden çıkarıp klavye kırdırdığı zaman kendini başarılı gören point and click türünün bu şekilde casuallaştırılabilmesi hoşuma gitti. Özellikle ben gibi ruhen yaşlı ve yorgun insanlar için bu erişilebilirlik çok önemli.

Yorumlar