Kahramangiller

Zombilerle Dolu Bir Dünya – Project Zomboid

Eveeet! Bu ay neler yapamadık, Project Zomboid aldık ama doya doya oynayamadık. Neden? Çünkü iş. Çünkü hayat. Bu indie oyun, erken erişim durumunda aslında. Erken erişimdeki oyunları oynamama konusunda yeminliyim ama bir şekilde PZ bu yeminimi bozdu. Erken erişim diye ortaya çıkan 5 oyundan sadece 2 tanesi insan gibi çıktı, o yüzden artık olabildiğince uzaktan, sakince bakmakla yetiniyorum.

Yani, yetiniyordum. Ta ki GOG’da Zomboid’i görünceye kadar. Aslında bu tarz oyunlara kıyasla çok yavan bir konuya sahip. İçinde bulunduğunuz köyü zombiler istila ediyor, siz de hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Görünüm Diablo 2 gibi, izometrik bir biçimde bakıyorsunuz ve genel olarak yağmayla döndürdüğünüz bir ekonomiye sahipsiniz. Oyunda sağlam bir crafting sistemi var gibi duruyor, henüz verilen iki şehir de bayağı devasa görünüyor. Çalışıyor mu, çözünürlüğümü destekliyor mu diye iki kurcaladığım zamanda da başladığım yerdeki binaların hepsine bakamadım ki 2-3 sokak demek bu. Şehirler, filmlerden bildiğimiz maket gibi Amerikan şehirleri. Yollar düzenli, her evin bahçesi var ve her bahçede de istemediğimiz kadar zombi var.

zomboid02

Yorumlarıma kötü taraflarından başlayacağım, pesimist yazar olunca böyle oluyor yapacak bir şey yok. Bir kere oyuna başladığınızda sizi yönlendiren ipuçları yok. Zaten oyun, tam da benim kafada nitekim, “this is how you died” diyerek çok umut dolu, süper optimist bir şekilde başlıyor. Hatta tutorial oynarken bile bu olumluluğu alıyorsunuz. Rakun kardeş size temel eylemleri anlatıyor en sonda da “ısırıldığınızda Q tuşuna basarak antidot vurabilirsiniz kendinize” diyor. Siz neşeyle Q’ya bastığınızda adamınızın “MEREBAA BEN BURADAYIM” diye bağırdığını ve aynı anda da rakun kardeşin “haha antidot yok, umut yok. Öleceksin” dediğini görüyor ve üstünüze atlayan zombi kardeşlerin ısırık, tırnak ve bilimum aktiviteleri ile nanaykente tayininizi alıyorsunuz.

Okuduğum kadarıyla enfeksiyon başladığında hayat görece olarak normal, yani evet yaşayan ölülerin ortamda dolanması ne kadar normalse yani, elektrik var, su akıyor. Zombiler de oldukça barışçıl gibi geldi, çivi ve beyzbol sopası ile yaptığım yeni oyuncağı denemek için bulaşmasam kimsenin beni aman aman yemeye çalıştığı yoktu. Ancak gece diye bir faktör var tabii, gece olunca o munis munis takılan zombi arkadaşlara bir haller oluyor, sizi canınızdan bezdiriyorlar. Evdeki televizyonu, radyoyu kapattırıyor, perde niyetine astığınız çarşafları çektirip ışıkları söndürüyor. Niye televizyon falan açık? Çünkü adamımız (veya kadınımız) depresyona giriyor eğer böyle şeyler yapmazsanız, sıkılıyor, mutsuz oluyor. Evet, bir yandan da karakterinizin psikolojisini dengede tutmaya çalışıyorsunuz.

Yorumlar