Kahramangiller

1602 – Marvel Comics, Hz. Muhammed, King Robert The Bruce

Neil Gaiman’ın kaleme aldığı ve Gerekli Şeyler Yayınlarının dilimize kazandırdığı “1602” Marvel Comics’in Amerikan tarihinin kökenlerini ısrarla İngiltere’ye bağlama çabasını, alternatif evren yaratımını ve uyarlama dünyasına göndermeleri konu alıyor.

Nedendir bilinmez 1602’yi okurken gözden kaçırdığım detaylar olduğu gibi kenara aldığım notlar da olmuş 2010 yılında. Yakın zamanda o notlardan birini bulunca hemen kitaplığımı tarayarak eseri buldum ve yeni baştan okuma zorunluluğu duydum. Çünkü peçetedeki not “ben önemliyim” diye bağrınıyordu.

Neil Gaiman’ın yazdığı, Andy Kubert’in çizdiği ve Richard Isanove’un dijital yollarla renklendirdiği 1602 yapıtı Marvel Comics tarafından 2003-2004 yılları arasında 8 fasikül olarak basılmış. Gerekli Şeyler Yayıncılık ise bu yapıtı ancak 2010 yılında okurlarımızla tanıştırabilmiş.

gaiman1

Neil Gaiman

Alternatif bir tarih evresinde geçen hikayede; Marvel fanlarının yakından tanıdığı birçok karakter yer alırken, hemen hemen hiçbiri alışılan görünüme sahip değil hikayede. Daredevil, Dr. Strange, Nick Fury, Spider-Man, Captain America, Profesör X, Magneto, Fantastic Four, Thor, Scarlet Witch, Quicksilver, Bruce Banner, Dr. Doom, Vulture, X-Man, Uatu ve daha birçokları bu hikayede 1602 yılları kostüm ve yaşam biçimleri içinde yer almaktadır. Ve; belki de Neil Gaiman farkıdır, Marvel Comics bence nadiren becerebildiği son derece başarılı bir alternatif evren öyküsü basmıştır.

İşte öyküde; İngiltere’yle İspanya arasında huzursuzluk vardır. Üstün İspanya bir takım şartlarla İngiltere’yi sıkıştırmaktadır. Kilise de işin içinde komplolar çevirmektedir. Bu arada Amerika kıtasından gelen bir kız, Virginia Dare (Snowbird) koruyucusu Rojhaz (Captain America) hükümdara ulaşmaya çabalarken; X-Okulu, SHIELD benzeri yapılanma, Magneto ve Mutantları, Tapınak Şövalyeleri ve Thor, Fantastic Four gibi birçok figür ve oluşum karmaşık bir mücadelenin başarıyla nihayete ermesi için çabalıyorlar. Daha fazla ayrıntı spoiler olacağından ana konuya girmiyorum.

nineYears

Tarihi Dokuya Bakarsak

1602, tarihi İngiltere – İspanya gerginliği döneminde geçmektedir. Kraliçe Elizabeth filmlerini takip edenlerin de hatırlayacağı üzere, bir kadının tahta çıkışını hoş karşılamayan Papa, bir takım saray erkânı ve asiller topluluğu hükümdarın yuvasını yapmaya çalışmakta, İspanya İngiltere’yi işgal etmeyi denemekte, İskoçya’da huzursuzluk baş göstermektedir. Bir de buna ek olarak o yıllarda Dokuz Yıl Savaşları da gerçekleşmiştir. Hikayede bu tarihi bilgiler yorumlanarak yer almaktadır. Hatta 1558 – 1603 yılları arasında hüküm süren kraliçenin ölümü de, yine bir yorumla hikayeye işlenmiştir. Ancak işin bence en eğlenceli tarafı Neil Gaiman’ın tarihi göndermelerin yanı sıra, halen tahtta bir Elizabeth’in, yani II. Elizabeth’in yer almasını fırsat bilerek tarihi bir iş yaratmanın keyfini çıkarmasıdır.

Benim peçetenin bana bildirdiği not ise; bütün bunların dışında, doğrudan Hz. Muhammed’e uzanan bir nokta. Hatta araştırınca gördüm, not aslında daha da gerilere gidiyormuş.

Ki, bu noktada bir açıklama yapma zorunluğu duyuyorum.

Yorumlar

  • Sonsuz

    Hz. Muhammed’in ve Hz. Davut’un kiler ayetlerimizde var ama Hz. Davut’un kaçıp mağaraya saklandığını ben bulamadım kaynak verebilir misiniz acaba.

    • Ümit Kireççi

      İnternetteki kaynakların çoğu incili referans göstermiş. Bazıları da kaynakça göstermeden paylaşmış bilgiyi:

      http://australianmuseum.net.au/spiders-in-history
      http://www.jewishencyclopedia.com/articles/4922-david
      http://www.filozof.net/Turkce/dinler-tarihi/7349-hzdavud-kimdir-hayati-kuranda-davut.html

      When King David was still a boy watching over his father’s sheep, he often came upon spiders’ webs strung across tree branches and shining in the sun. David thought the spiders were wonderful to weave such webs, but he could see no use for them.
      David decided to ask God about it. “Why, O Creator of the world, did you make spiders? You can’t even wear their webs as clothing!”

      God answered David, “A day will come when you will need the work of this creature. Then you will thank me.”

      David grew up and became a courageous warrior. He defeated the giant Goliath and many enemies of the people of Israel. He married King Saul’s daughter and the people adored him as the greatest man in the land.

      King Saul was jealous and afraid of David and sent his soldiers to kill him. David ran away to the wilderness. He hoped King Saul’s fit of anger would pass and David would be safe to return. But King Saul’s men kept chasing him.

      At last, the soldiers were very close. David ran into a cave to hide. He heard the footsteps of the men and knew that they would soon find him. David was so afraid, his bones shook and hurt.

      But then David saw a big spider at the front of the cave. Very quickly, it was spinning a web all the way across the opening. Just before the soldiers came up to the cave, the spider finished the web. As the men started to enter the cave, they ran into the web. “Look,” they said, “This web is unbroken. If David were here, he’d have torn the web to pieces. He must be hiding somewhere else. Let’s go!”

      So because of the spider, David’s life was saved. David understood that God was wise and thanked God for creating all the creatures, including the spiders.

      Read more at http://www.beliefnet.com/love-family/parenting/2000/09/teaching-tales-king-david-and-the-spider.aspx#rU3JitwDM8WDuDa1.99

      • Sonsuz

        ilginiz için teşekkürler.

  • Ayşe Torn

    “Tarihi veya dini tüm anlatılar ve öğretiler sadece onların dini için
    özel olarak gerçekleşmiştir. Olayların hiçbiri daha önceki dinlerden
    alınmamış, alıntılanmamış, uyarlanmamıştır. Her şey o din içindir
    gayrısı yalandır. Daha sonra anlatılan benzer olaylar da zaten onların
    dininden araktır ama onların dini öğretileri ve olayları asla bir önceki
    dinlerle bağlantılı değildir.”
    Bu paragrafı dikkatsizliğe mi vereyim, cehalete mi bilemedim. Kuran’dan azıcık haberdar olsan bunları yazar mıydın acaba? Bize göre Peygamberlerin kıssaları muttasıl bir şekilde gelir, silsile halinde. ne araktır ne bişey.

    sadece bazı olayların bazı yerleri eski peygamberlerimizin kavmi tarafından değiştirme ya da eklerle doludur. Hz. İsa’yı Tanrının oğlu diye sıfatlandırmaları gibi.. Ya da bazı utanmazların Paygamberlerimize( direk Beni İsrail soyundan, Beni İsrail kavmine gönderilen Peygamberlerimize) zina atfetmeleri gibi..

    Ama bazen İsrailiyatlar bile kabul edilir, bazı şartlar doğrultusunda (Kuran’a, Sünnete uyması gibi). Yani bizde kopukluk filan yoktur.

    “Aksine, bize indirilen Hak Kelam’la her şey yerli yerine oturur bir yapbozcasına. ”

    Ve biz de, böylece Hz. İsa’ya bağlılıkla peygamberliğine iman eder, Tanrının oğlu olmaktan O’nu tenzih ederiz. Ve daha bunun gibi bir çok şey.

    • Ümit Kireççi

      Alıntıladığınız paragrafın başında “Biliyorum ki; her dinin mensubu kendisine aktarılan ve anlatılan her bilgiyi ve dini hikayeyi kendi dinine özel, eşsiz olarak görmektedir.” saptaması yer almaktaydı. Bağlamından koparılmış bir ifadeyi dilediğiniz gibi yorumlamanız ne denli doğru duruyor bilmiyorum. Kaldı ki ben “gerçek din bu değil” türü idealist yaklaşımları değil genel algıyı ve realiteyi ele aldım… Bu nedenle “biz” dediğinizle kimi kast ettiğinizi anlamakla birlikte “karmaşanın” farkına varmanızı rica ediyorum.

      Yine de aklınıza takılan bir şey varsa sizden ricam dini yanlış yorumlayanları ikna etmenizdir. Onlara doğruyu anlatmanız ve doğruyu göstermeniz eminim düşüncelerine ve davranışlarına da yansıyacaktır. Bu şekilde eminim “yanlış davranışlar”dan çok “ideal” üzerinden yazı yazmalar başlar…

      İlginiz için teşekkür ederim. Daha ideal bir dünyada yazışmak dileğiyle.

    • Ümit Kireççi

      Büyük ihtimalle verdiğiniz yanıtın aynını yazıda yer alan uluslardan birine mensup, örneğin bir Japon veya diğer dinlere inanan bir başkası da yazacaktı bana…

      Ve muhtemelen “cahil” yine ben olacaktım…

      Ve ama hatalı olan dine asla ekleme yapan veya bilgileri değiştiren kişiler olmayacaktı! Veya o alıntıladığınız saptamayı ortaya çıkaran kitleyle kütle arasında bir yerde duranlar da değil!

      Ve not:

      “İskoçya’da hikaye anlatan-yazan yazarların İslam dinine ne kadar aşina olduğunu bilmiyorum ama İncil ve Tevrat’a daha hakim olabilecekleri gerçeğinden yola çıkarak uyarlamanın kaynağının bu olabileceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Ha, Hz. Muhammed ve Sevr Mağarası olayı bir uyarlama mıdır ya da içinde fazladan bir de güvercin yuvası olmasıyla eşsiz ve özel bir yaşanmışlıktır onu bilemiyorum. Zaten beni de ilgilendirmiyor.” demişim yazımın sonlarına doğru… Bağlamından koparılan ifadelerden yola çıkmak etik değildir.

      Katkılarınız için teşekkür ederim