Assassin’s Creed Komplolar: Yeni Bir Dönem, Yeni Bir Macera, Yeni Bir Suikastçı

Benim gibi bir Assassin’s Creed hayranıysanız ve hakkında her şeyi bilmek istiyorsanız, oyunlarından sonra kendinizi kitap ve çizgi romanlarına bırakıyorsunuz. Fakat ortada şöyle şanssız bir durum var: Titan Comics ve Les Deux Royaumes gibi yayınevleri neredeyse her gün yeni bir Assassin’s Creed çizgi romanı yayımlıyor olmasına rağmen bunlar Türkçe’ye hemen çevrilmediği için ortada bir eksiklik oluyor.

Neyse ki Akılçelen Kitaplar bu çizgi roman eksikliğinin farkına varan tek yayınevi olarak Assassin’s Creed evrenine el attı. Akılçelen Kitaplar daha önce Eric Corbeyran’ın 6 ciltlik Assassin’s Creed çizgi roman serisini kütüphanemize katmıştı. Şimdi de, yepyeni bir seri olan Assassin’s Creed Komplolar ile tekrardan Suikastçılar ve Tapınakçıların dünyasında buluyoruz kendimizi.

Yepyeni Bir Seri!

Assassin’s Creed: Komplolar serisi Fransız bir çizgi roman yayınevi olan Les Deux Royaumes tarafından orijinal olarak “Assassin’s Creed: Conspiracies” adı altında yayımlanıyor. Guillaume Dorison tarafından yazılan ve Jean-Baptiste Hostache ile Patrick Pion çizgi roman artistlerinin dokunuşları ile renklendirilen 2 ciltlik seri Ekim 2016 tarihinde raflardaki yerini alıyor. Daha sonra İngilizce ve Türkçe versiyonu da 2018 yılında yayımlanıyor, yani seri daha çok yeni!

Assassin’s Creed Komplolar 1: Çan Projesi

“LONDRA, EYLÜL 1940

Eddie Gorm, savaş günlerinde East End doklarındaki küçük işletmesini ayakta tutabilmek için içki kaçırmak, ordu erzağını zimmetine geçirmek, rakipleriyle hesaplaşmak gibi bir takım kanunsuz işlere bulaşmak zorunda kalan basit bir tüccardır.

Ne savaşla ne de Nazilerle ilgilenecek vakti vardır.

Her şey bir anda, hiç beklenmedik bir şekilde değişir ve dünyayı atom bombası felaketinden kurtarabilecek yegane kişi olan Eddie, kendisini karmaşık bir entrikalar ağının tam ortasında buluverir.”

Fransızca versiyonu “Die Glocke” olan ilk çizgi roman cildimiz Çan Projesi’nde kendimizi 1940’lı yıllarda buluyoruz. Bu tarih hepimize İkinci Dünya Savaşı’nın yaşandığı dönemi çağrıştırmış olmalı diye düşünüyorum, kesinlikle! Yaptığım araştırma sonucu Die Glocke, yani Çan Projesi’nin, Nazilerin en gizemli silahı olduğunu öğrendim. Ne olduğu hala daha tam olarak bilinmemekle birlikte, bu projenin zamanda yolculuk yapmaya yarayan portal açan bir zaman makinesi olduğu konusunda birçok rivayet var. Çizgi romanda da bu rivayetler üzerine bir olay örgüsü ve kurgu oluşturulmuş.

Hikayemize Maxime Gorm’un Animus sayesinde ulaştığı büyükbabası Eddie Gorm’un anıları ile başlıyoruz. Kendisi Londra’da bir tüccar ve kısa süre içerisinde kardeşliğin bir üyesi olacağından habersiz olarak işini yapıyor. Hiç beklenmedik bir şekilde yolu Hitler’in atom bombası geliştirmek için oluşturduğu askeri bir projeyi açığa çıkarmak için görevlendirilen Albay Boris Pash ve Teğmen Julia Dusk ile kesişiyor. Yaşanan olaylar sonrasında çok tehlikeli bir silah ile karşı karşıya olduklarının farkında varan Eddie Gorm, Almanların arasına bir casus olarak sızmayı kabul ediyor. Fakat kendi iyiliği için ona aslında suikastçıların soyundan geldiği söylenmiyor, yani casusluk eğitimi aldığı süre içerisinde ne Tapınakçılar Tarikatından ne de Suikastçılar Birliğinden haberi var.

Assassin’s Creed Komplolar 2: Gökkuşağı Projesi

“Maxime Gorm, Nazilerin içine sızmış bir casus olan büyükbabasının genetik hafızasında yaptığı yolculuğa devam ediyor.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Londra’nın bombalanmasıyla kaybettiği ailesinin intikamını almaya çabalayan Eddie Gorm, Suikastçılara katılıyor.

Devletlerin oynadığı küresel oyunlar ve gerçekleştirilen bilimsel deneyler, Suikastçılar ile Tapınakçılar arasındaki mücadelenin iyice alevlenmesine neden oluyor. Basit bir piyon olan Eddie, önemli bir yol ayrımına gelip tarafını seçmek zorunda kalıyor. O andan sonra, Eddie Gorm’un kaderi kaçınılmaz bir şekilde, tüm bu mücadelenin merkezinde yer alan cennet meyvesine bağlı.”

Artık tam anlamıyla bir suikastçı olan Eddie Gorm kendisini aksiyonun kalbinde buluyor. Seri boyunca yaşanan bütün olayların yavaş yavaş çözüme kavuştuğu anda bir aydınlanma ve aynı zamanda da hayal kırıklığı yaşayan Eddie, bir yandan da bleeding effect durumuna maruz kalarak geçmiş ve günümüz arasında gidip geliyor. Peki sizce Einstein’ın izafiyet teorisi ile Tesla’nın kuantum ışınlanması birleşirse ortaya ne çıkmış olabilir? Biraz merak uyandırdıysam burada bırakmak istiyorum ki sizler okurken keyfini çıkartın!

İkinci cilde geçtiğimde dikkat ettiğim ilk şey renkler oldu. İlk ciltte turuncu, kırmızı ve sarı tonlarında renklendirmeler varken ikinci ciltte bu tonlar mavi, yeşil ve griye doğru kaymış. Hatta Animus ile Eddie Gorm’un geçmiş anıları anlatıldığında tekrardan sıcak tonlara dönüş oluyor. Maxime Gorm ile günümüze döndüğümüzde ise tekrardan soğuk tonlar ile karşılaşıyoruz. Sayfalardaki bu sıcak ve soğuk tonların sürekli değişim içerinde olması Tapınakçılar ve Suikastçıların çatışmasına benziyor diyebilirim.

Tarihten İzler Taşıyor

Kitabın kurgusuna gelirsek; Assassin’s Creed evreninde en çok sevdiğim şey tarihten izler taşıyor olması diye belirtmek istiyorum. Oyun serisinde Haçlı Seferleri, Rönesans, Amerikan Bağımsızlık Savaşı ve Fransız İhtilali gibi tarihten birçok farklı dönem ve olay üzerine bir kurgu var. Karakterler de aynı şekilde ve buna Haçlı Seferleri’nden Hasan Sabbah, Rönesans’tan Leonardo da Vinci, Amerikan Bağımsızlık Savaşı’ndan George Washington ve Fransız İhtilali’nden Napoleon Bonaparte gibi karakter örnekleri verebiliriz. Spin-off‘ları saymazsak şu an 10 tane ana seri var, Ekim ayında çıkacak olan serinin yeni göz bebeği Odyssey ile toplam 11 diyebiliriz. Fakat tüm oyun serisine baktığımız zaman yine de bir eksikliğin, belki de bizler için bir doyumsuzluğun ve daha fazlasını istemenin, farkına varıyoruz: Dünya Savaşı.

İlk Defa Dünya Savaşı Tarihinden Bahsedilmiş

Büyük ihtimal birçoğunuz “Dünya Savaşı tarihi hiç bahsedilmedi diyemezsin, Unity serisinde İkinci Dünya Savaşı işleniyordu.” diye düşünüyorsunuzdur. Evet biliyorum, ama sadece Fransa ile sınırlıydı. Sonuçta hepimiz Fransa sokakları dışında bir de Nazi Almanyası görmek isterdik. Ben bu eksikliğin Komplolar serisinde kesinlikle giderildiğini söylemek istiyorum. Uranprojekt ve Die Glocke nükleer silahları olsun; Hitler, Heisenberg, Nikola Tesla ve Kaiser Wilhelm gibi karakterler olsun, seriye yepyeni bir yapım getirilmiş.

Biraz daha anlatırsam spoiler vereceğimden korkuyorum, bence gerisini de sizlerin yorumuna bırakalım. Kesinlikle serinin devamı gelecek, çok enteresan bir yerde yarım bırakmışlar. En başta da dediğim gibi eğer AC hayranı iseniz kütüphanenize eklemeniz gereken bir seri olduğunu söylemek isterim. Keyifli okumalar diliyorum sevgili geekler!

Yorumlar