Kahramangiller

Böylesi Görülmedi: Suikast Sınıfı

Anime-manga takip edenlerin az çok bildiği üzere Japon halkının kafası çok farklı çalışıyor. Adamların aklına gelen senaryolardan karakterlere en basit eşyaya, silaha kadar eşine az rastlanır bir orijinallikte ya da absürdlükte yapıyorlar işlerini. Kimin aklına bir sınıf dolusu öğrenciyi öğretmen katili yapmak gelirdi? Tamam, öğretmen sen ben gibi insan değil ama olsun… demek isterdim ama öyle değil işte. Gerçi anladığım kadarıyla adam hak ediyor. Ya da adam olsaydı hak ederdi.

zülfmoon

Zannedersem 2012 yılında yayınlanmaya başlayan bir seri Suikast Sınıfı (Japoncası Ansatsu Kyōshitsu, İngilizcesi Assasination Classroom) Yusei Matsui’nin hem yazarlığını hem de çizerliğini üstlendiği seri için biraz shounen ama çoğunlukla komedi odaklı bir yapım olduğunu söyleyebiliriz. Ha, dramatik olduğu zamanlar yok mu, elbette var. Japon usulü duygusallık burada da kendisine yer buluyor. Hatta bu dramatik mevzuların senaryoyu etkileyen ana etmenlerden olduğunu da görüyoruz. Şimdi, geçelim hikayeye.

Koca Ay… 

…ne hale gelmiş. Bildiğimiz Ay Dede’den bahsediyorum. Adına yakamozlu şarkılar yakılan, kurtadamların dolunay vakti coştukları ay. Yarısından çoğu yok olmuş durumda. Geriye sadece hilal şeklinde bir yıkıntı kalmış tabiri caizse ve inanmazsınız bizim suçumuz değil—halbuki tam insanoğluna göre bir hareketti. Mesele çok daha garip. Nereden geldiği, ne maksatla geldiği bilinmeyen ahtapota benzeyen, sürekli güldüğünü düşündüğümüz bir yaratık, hiç yoktan koca ayın yarısını yok etmeye karar veriyor ve gökte dolunaydan eser kalmıyor. Nedeni nasılı daha anlaşılamadan asıl felaket haberini veriyor. Yaklaşık bir sene sonra mart ayının bir günü dünyayı yok edeceğini söylüyor. Öyle kendinden emin bir tavırla yapıyor ki bunu, kimse “Hadi lan oradan” diyemiyor tabi. Adam ayı tek başına yok etmiş yapar mı yapar. Ancak bu tüm kozları elinde toplamış olan garip şeyin kendisinden çok daha garip bir teklifi var.

Dünyanın ileri gelen devlet yöneticilerine sunduğu teklif şu şekilde: Kunugigaoka Ortaokulu’nun 3. sınıflarından bir tanesine öğretmen olmak. Neden böyle bir şey yapmak istediği hakkında kimsenin bir fikri yoktur ve seçtiği sınıf ise bir diğer soru işareti olarak göze çarpar. Bağlı olduğu okulun en istenilmeyen, en tembel, topluma karışmakta başarısız, asosyal öğrencilerinin gönderildiği, kendi başına izole bir binada eğitim gören 3-E (İngilizce “End”in E’si diyor öğrenciler) sınıfına, en diptekilere öğretmen olur. Hal böyle olunca dünya devletleri, başarısızlığın timsali olan öğrencilerin omuzlarına çok ağır bir yük yükler. Bu ne idüğü belirsiz yaratığı öldürmek ve dünyanın geleceğini kurtarmak.

asınıf

Tamam da ortada bir sorun var. Hızı mach 20 olan -1 mach yaklaşık 1226 km bu arada- ve yıkım gücü için kafanızı akşam vakti gökyüzüne çevirmenizin çok şey söyleyeceği bu garip yaratığı öldürmek tam da düşündüğünüz gibi imkansızdır. Ancak dünyanın akıbeti herhangi bir alanda başarı kazanamamış, yabani ot gibi sökülüp atılmış 3-E sınıfı öğrencilerine bağlı…

“Amma İş Be” 

Dedim konusunu ilk okuduğumda. Mangakanın nereden -ve neden- aklına gelmiş bilmiyorum, ancak eğlenceli olduğu su götürmez bir seri. Japon kafası genelde arkadaşlık, dostluk, birlik beraberlik gibi kavramları bu ve benzeri yapımlarda kullanmaya bayılır. Misal Bleach, One Piece gibi ömürlük serilerin odak noktası daima dostluk/arkadaşlık kavramları olmuştur. Sebebi sanıyorum ana karakter/karakterler üzerinden ‘arkadaş hatırına çiğ tavuk yenir’ sözünü daha abartılı bir biçimde dile getirmek. Arkadaşları uğruna hiç olmadığı kadar çaba harcayıp, kendilerini feda etmeyi göze alan ana karakter takipçi kitlesini elbette gaza getiriyor. Bu da ne kadar gaz, aksiyon o kadar reyting. Sonuçta hedef kitle 14-25 yaş aralığı. Yoksa Luffy neden Dünya Hükumeti’ne kafa tutsun, değil mi? Gerçi orada durum biraz karışık. Neyse, Suikast Sınıfı da bu özelliği ile beni şaşırtmadı. Burada da öğrencilerin başarılı bir suikast için nasıl bir arada durduklarını, kaynaştıklarını vs okuyoruz. Herkesin elinde ya silah ya bıçak, birbirlerini gazlıyorlar. Olacak iş değil demeyin oluyor, burası Japonya. Daha neler neler var bu adamlarda.

Alışamadığım tek şey şu suikast fikri. Biraz değil, bayağı bir garip geldi. Özellikle birbirlerini bunun için sürekli destekleyen, “Yaparsın kanka” diyerek pusu kurmak için yarışan ortaokul öğrencilerini görmek. Tamam senaryodur, olur da, sabi sübyanın ne işi var öldürme eylemiyle? O kadar güvenlik kuvveti, ordu varken bu çocukcağızlara mı kaldı? Anlaşılan kalmış. Nedenini hala öğrenemediğimiz bu garip öğretmenlik hadisesi burada en çok kafamı kurcalayan şey oluyor işte. Gerçi okudukça bu olayın nedeni/nasılı hakkında, dramatik anlamda bir kaç şey geliyor insanın aklına. Ahtapot benzeri yaratığın tek şartı çocuklara öğretmenlik yapmak. Ve eğer becerebilirlerse kendisini öldürmelerini istiyor. Gariplikler sürüyle…

assclassmanga

Senaryo gayet keyifli, adam yazmış. Ama çizebilmiş mi? Bu noktada ortalama olduğunu söylemek isterim. Gerçi ne haddime, “Sen git çöp adam çiz öyle gel” deseniz de haklısınız, lakin okuyucu biraz şımarıktır. En iyisini, o kadar olmasa da olabildiğince iyi olmasını ister haliyle. Yusei Matsui karakter çizimleri konusunda gayet güzel işler çıkarmış. 2000’li yıllara has o fit, atletik kız erkek öğrenci karakterlerle dolu. Çöp adam kadar olmasa da yakın kolaylık seviyesindeki garip yaratık da dahil olmak üzere, herkes kağıda güzel aktarılmış. Ancak mekan çizimleri daha iyi olsa süper olurdu.

Yeni Serilere Kapımız Açık 

Gerekli Şeyler hız kesmeden her geçen gün yeni mangalar sunuyor önümüze. Özellikle orijinal boyut ile piyasaya sürme olayı beş yıldızlık hareket. Çeviri konusunda söylenecek bir şey yok, zira okurken ne bir kopukluk ne de sırıtma hissettim. Gayet akıcı bir şekilde gidiyor. Özellikle -ilk ciltteki- sapsarı dış kapağı ile beni benden alan Suikast Sınıfı, senaryosu ile dikkate değer bir seri. Kısa süre önce Ajin ve Yedi Ölümcül Günah ile birlikte Türkçe manga arşivimize eklenen seriye en azından bir göz atın. Eğlencelik güzel gidiyor, benden söylemesi.

Bu yazı, "Gerekli Şeyler Manga Koleksiyonu" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar

  • Doctor What

    anime sever arkadaşlar için şu sıra bayatlamaya başladığını düşündüğüm anime sektöründe çok taze, berrak bir fikir, mangaka abi nereden nasıl ilham almış tahmin dahi edemiyorum, sırf koro-sensei için bile izlenebilir.

    seriyle ilgili sıkıntımsa gerçeklikten çok kopması. Böyle bir konuda nasıl gerçeklik ararsın diye sorarsanız öğrencilerin, düşmanların, sensei’nin kullandığı teknikler fizik kurallarıyla o kadar ters düşüyor o kadar uçuk yerlere varıyor ki bir kabak tadı veriyor. tüm o karakterlerin komedisi, dramı, empatisi çöküveriyor sanki, gerçi bu biraz benim uyuzluğum sanırım, iyi bir anime izleyicisinin kaçırmamaso gereken bir animedir yoksa