Kahramangiller

Daredevil – Dizisi Kesmediyse Çizgi Romanı Var!

Daredevil ile tanışma sürecim çok da eskiye dayanmıyor hatta birçok insan gibi ben de dizi ile başladım. Daredevil ile ilgili en büyük ön yargılarımı dizinin birinci sezonu çok güzel bir şekilde kırmayı başardı. Diziyi yalayıp yutarak, içimde Ankara’da yaşanılan yozlaşmışlıklara karşı bir öfke oluştu. Ankara’nın Hell’s Kitchen’ı olan Çinçin’de çeşitli çetelerle, müteahhitlerle günlerini göstermeyi her ne kadar istesem de, aynaya baktığım anda bu işten vazgeçmem gerektiğini anladım… Aynen öyle, çocukken izlediğim Kung Fu filmlerinden sonra yastık, yorgan yumruklardım ve günümüzdeyse bu heyecanı bana sadece Daredevil verebildi. Gerek kareografiler, gerekse çekim teknikleriyle epey başarılı bulduğum bir dizi. İkinci sezonu da keza epey hoş. Şu sıralar favori dizim zaten.

Gelelim ikinci sezondan kısa bir süre önce başlamış olan Daredevil’ın çizgi roman serisine. Daredevil dizi ile ufak bir evrime uğradı diyebilirim. Daha karanlık ve felsefik bir alt yapı hem karakterin içine hem de Hell’s Kitchen’a yerleşti. Şimdi oralar zaten karanlıktı diye laf atmayın bana. Frank Miller’ın da içinde bulunduğu seride dahi bu kadar karanlık bir durum söz konusu değildi. Yeni seride gerek Daredevil’ın cümleleri, gerekse çizimlerdeki o kasıtlı renk kısıtlamaları inanılmaz göz dolduruyor.

Daredevil (2015-) 002-001

Çizgi romandan eşsiz bir panel.

Yukarıda da gördüğünüz üzre serinin ilk sayısında karşımıza çıkan “kötü adam” Ten Fingers. Adından da anlaşıldığı gibi 10 adet parmağı var.  Ciddi bir ameliyat geçirmeden o on parmağı nasıl işlevli olarak kendine “montelemiş” büyük tartışma konusu ama işin ardında bilimden çok bir çeşit okült tarikat var. Bu tarikat Chinatown’da epey karışık işler içine girse de Chinatown insanlarına daha çok “Sizleri the Hand’den ve diğer birçok şeyden koruyoruz.” mesajı veriyor. Tanıdık geldi değil mi? Evet, the Hand. Yukarıda da dediğim gibi. Daredevil’ın önceki serilerini okumamıştım ancak the Hand’i diziden önce bizlere göstererek çok tatlı bir hamle yaptıklarını belirtmeliyim. Ayrıca the Hand’de önceki serilerde de boy göstermiş bir örgütmüş. Öğrenmiş oldum.

 Alışıldığı üzere hem Matt Murdock hem de Daredevil, Ten Fingers ile mücadele ediyor. Bu mücadele hem hukuksal hem de Daredevil’ın yöntemleriyle ilerlese de, Daredevil’ın hem öğrencisi hem de yardımcısı diyebileceğim ve nispeten yeni sayılabilecek bir karakter daha var: Blindspot, Chinatown’da yaşayan ve kendisine görünmezlik sağlayan bir kıyafetle tıpkı Daredevil’in Hell’s Kitchen’ı koruduğu gibi o da Chinatown’u korumaya çalışıyor ancak amatör olduğu için epey eğitimsiz.

Daredevil'in "gözünden" Blindspot.

Daredevil’in “gözünden” Blindspot.

 İşte bu noktada devreye Daredevil giriyor ve Blindspot, Daredevil’dan eğitim alıyor. Usta çırak ilişkisini gördüğümüz, felsefik konuşmalar yapan Kung-Fu ustası rolünde Daredevil’i görmek ilk başta biraz değişik geliyor. Ama korkmayın. Seri sıradanlığın aksine bu durumu pek de tatlı bir şekilde işliyor. Ayrıca 2015 yılında ilk defa gözler önüne gelen Blindspot, Daredevil gibi bir çizgi romanda ikinci kahraman rolünde karşımıza çıkması da Blindspot’un bağımsız serilerinin yakında çıkacağı gibi bir yorumda bulunmama sebep oldu. Ben gerek hikayesini, gerek karakterini çok sevdim. Umarım gelir.

Hazır renkler ve çizimler hakkında biraz da olsa bahsetmişken bu konuyu açmazsam çok büyük ayıp ederim. Serinin çizerlik görevini Ron Garney ve Goran Sudzuka ikilisi yapmakta. Yazarların çizimlerine bakacak olursanız daha önceden çok önemli serilerde de çizerlik yaptıklarını görürsünüz. Birçok seride başımıza gelen çizerlerin değişmesi olayını Daredevil’da göreceğimizi de zannetmiyorum. Keza bu serinin en büyük imzası çizimleri. Evet hikaye çizimlerin bir tık daha gerisinde kalıyor. Kötü değil ama çok iyi de diyemeyeceğim.

 Beğendiğim yanları, Chinatown ve Hell’s Kitchen’daki çeteleşmeyi çok güzel anlatmışlar, Spider-Man’e yapılan göndermeler ve 4. sayıda karşımıza çıkan Steve Rogers, nam-ı değer Cap ile Daredevil’ın konuşmaları çok şıktı. Ancak hikaye biraz yavaş başladı diyebilirim. “Ya bir dur be, daha 5. sayısı bu hafta çıktı!” derseniz de haklısınız. Ama biraz daha iyi bir giriş beklerdim doğrusu.

DD2015004_cov_col

En az çizimleri kadar önemli olduğunu düşündüğüm bir diğer noktaysa renkler. Yukarıda belirttiğim gibi kasıtlı olarak renklerde sadeliğe gitmek çok doğru bir karar. Özellikle Daredevil’ın “gözünden” gördüğümüz sahnelerde kullanılan renkler çok şık. Bu noktada tebrikler tabii ki Matt Milla’ya gidiyor. Gözlemlediğim kadarıyla şimdiye kadarki en başarılı işi Daredevil olmuş. İyi ki olmuş.

Daredevil’ı ben gibi dizisi ile tanımış kişiler “Bir yıl nasıl bekleyeceğiz yiaa” diyorsa bu seriyi okumalılar. Açlığınızı gidermeyi bırakın, çok lezzetli bir mantı gibi geleceğine emin olabilirsiniz. Afiyet olsun…

Yorumlar