Kahramangiller

DC Süper Kahraman Dosyaları: Hawkgirl

Legends of Tomorrow’a beş kala, hazır Flash ve Arrow’da görünmüşken Hawkgirl’ün dosyasını eksik bırakmayalım dedik. Tabii buna bir açıdan Hawkman’in dosyası olarak bakmak da mümkün, ikisi çoğu zaman ayrılmıyor malum.

Şimdi, aslında iki adet Hawkgirl var. Shiera Sanders Hall ve Kendra Saunders. İkisi de hanımefendinin gerçek kimliği olan Chay-ara’ya yakın isimler. Şimdi, New 52’de Kendra üzerinden gidildiği için dizilerde o kullanıldı ve bu yazı daha çok onun üzerine olacak demek isterdim, ama kısmet. Karakterin doğuşu Shiera kimliğiyle gerçekleştiği için önden kısa bilgi vereyim.

Shiera Sunders’ın çizgi roman dünyasında ilk belirişi 1940’ta yani Altın Çağ’da, Flash Comics #1 ile olur. Tabii buradaki derginin ismi Flash, o dönemler hiçbir kahramanın kendi adına dergisi yok. Kaldı ki o dönemlerde Flash, Barry Allen değil Jay Garrick’tir. Hawkgirl, Hawkman ve ebedi düşmanları rahip Hath-Set’in ilk yaratıcısı yazar Gardner Fox, çizeri de Dennis Neville’dir. İşin ilginç yanı, Neville’in Hawkgirl ve Hawkman’in ilk halini 1930’ların ünlü çizgi romanı Flash Gordon’daki kuş insanlara benzer bir şekilde tasarlamış olmasıdır (Flash Gordon 90’lı yıllarda ülkemizde çizgi film olarak gösterildi, belki hatırlayanlarınız vardır). Neville’den sonra Sheldon Moldoff karakterde ufak tefek değişiklikler yapar. Hawkgirl’ün ilk kostümlü çıkışı 1941’de, All-Star Comics #5’te yer alır. Hawkgirl’ün kostümünün geçirdiği en bariz değişim ise, 1948’de kuş maskelerinin sarı kapüşonlu pelerinlere dönüşmesidir.

hawkgirl_1

Altın Çağ: 1940’larda Eski Mısır Qeyfi

Shiera Sanders 1940’taki ilk çıkışını süper kahraman değil, “damsel in distress” olarak yapar. Döneme bakıldığında bu hiç şaşırtıcı değildir. Her şey Carter Hall adlı koleksiyoncu bir arkeoloğun rüyasıyla başlar. Mısır’daki bir arkadaşının hediyesi olan hançeri sevinçle karşılayan Carter, silahın yüzeyine dokunduğunda aniden bastıran bir uykuyla yere yıkılır ve çok ilginç bir rüya görür: kendisi aslında eski Mısır Prensi Khufu’dur o ve yanında çok güzel bir kadın; nişanlısı Prenses Chay-ara vardır. Ancak ikisi de kötü yürekli rahip Hath-Set tarafından bir hançerle Anubis’e kurban edilir.

Anlayacağınız, Hawkgirl’ün Altın Çağ’daki orijin hikayesi mistik ve basit bir temel üzerine dayanır; reenkarnasyon. Tesadüfe bakın ki rüyasındaki kadın Shiera Sanders olarak karşısına çıkar ve Carter’ın karşısında “İmdat, sapık var!” demek yerine kendini romantizmin akışına bırakır, adam tanışmadan onun adını bilmiştir daha ötesi var mı, daha 1940’lardayız.

1940'lardaki sarışın ve beyaz tenli Mısır prensi vakasına hiç girmiyorum. Wilbur Smith'in romanında da vardı bir tane diyeceğim ama kurtarmaz.

1940’lardaki sarışın ve beyaz tenli Mısır prensi vakasına hiç girmiyorum. Wilbur Smith’in romanında da vardı bir tane diyeceğim ama kurtarmaz.

Carter, nişanlısı ile birlikte Hath-Set’in de reenkarnesi olan Dr. Anton Hastor’a (isme bak) rastlamakta gecikmez ve Hawkman’e dönüşerek Shiera’yı bir kez daha kurban edilmekten kurtarır. Carter Hall, Hawkman olurken Shiera onun sevgilisi ve yardımcısıdır. Hawkgirl’e dönüşmesi ise ancak 1941’de gerçekleşir. Aslında işin başında bu bir süper kahraman dönüşümü değildir. Kızımızın asıl amacı, Hawkman’in kılığına girerek düşmanı şaşırtmaktır ve bunu akıl eden kendisi değil, Carter’dır. Shiera bu kılık değiştirmeyi çok eğlenceli bulup üstüne başarılı olunca, geceleri sevgilisiyle birlikte suçlu avına çıkmaya başlar ve Hawkgirl adını alır. İki sevgili bir yandan suçlularla savaşırken diğer yandan geçmişlerini hatırlayacaklardır;

Khufu ve Chay-ara’nın aşkları çok güçlü ve ölümsüzdür. Ortasına uzay gemisi düşene kadar. Eski Mısır çöllerine Thanagar adlı gezegenden düşen bu uzay gemisi, Nth metal denilen, dünyada bilinmeyen bir tür materyalden yapılmıştır (Yazının ilerleyen kısımlarında detaylı değineceğim) . Khufu ve Chay-ara gemiyi bulurlar. Bu noktada, çoğu aşk hikayesindeki gibi işin içine üçüncü bir şahıs yani Hath-Set girer. Aşkına karşılık vermeyen Chay-ara’dan intikam almak için iki sevgiliyi nth metalinden yapılmış lanetli bir hançer ile öldürür. Ancak nth metalinin garip gücü, üçünün de ruhunu bağlayarak sürekli reenkarne olmalarına yol açar.

hawkgirl_2

Khufu ve Chay-ara ne zaman reenkarne olup birbirini bulsa, Hath-Set gelip ikisini de yeniden öldürmektedir. Fark ettiğiniz üzere rezil de vezir de edilebilecek bir hikaye bu. Butterfly Effect’ten Yeşilçam’a kadar yolu var. DC senaristleri risk almak istemez ve tarihteki kavuşamamış sevgililerin trajik hikayelerinin bazılarını Carter ve Shiera ile ilişkilendirmekten öteye geçmezler (Bu sevgililerin bazıları yine DC karakterleridir; Silent Knight, Cinnamon ve Nighthawk gibi). İkilinin ilişkisinin rüyayla başlaması, ilerde doğacak oğulları Hector Hall’un bir ara Sandman titrini taşıyacak olması bakımından ironiktir.

Gümüş Çağ: Biz Aslında Uzaylıyız

Gümüş Çağ’da işler biraz karışır çünkü dünyalar bölünür. Tüm süper kahramanların geçmiş hikayeleri yenilenirken, eskileri Earth-2 adlı gerçeklikte toplarlar. Kahramanlarımızın Earth-1’e aktarılan yeni hallerinde değişim büyüktür; artık ikisi de uzaylıdır! Thanagar adlı gezegende görev yapan polisler olarak karşımıza çıkarlar, hani şu düşen uzay gemisinin geldiği yer. Uzaylı olmalarına rağmen ilişki dinamikleri son derece sıradandır; tecrübeli polis Katar Hol, yanına verilen acemi kız Shayera Thal’a önce ateş püskürür, sonra aşık olur. İkili, Byth adlı biçim değiştirebilen bir süper suçluyu izlerken dünyaya gelir ve Justice League’e katılıp suçla savaşmak için yeni taktikler öğrenirler, malum o konuda evrende bizi sollayabilen henüz yoktur. Bu hikayedeki -bence- en ilginç detay, Hawkman ve Hawkgirl’ün kuşların dilini konuşabilmeleridir; Byth’i de böyle takip ederler. Kuşlarla konuşabilmek eski masallardan alınma bir motiftir ve bence iki kahramana da çok yakışır.

Bu gerçeklikte ikisi de yine Nth metalinden yapılma kanatlar ve kemer takarlar. Silahları ise müzeden gelmedir. Evet, müzeden! Eski silahlar sayesinde Byth’i durdururlar. Hawkgirl, JLA’ya katıldıktan kısa bir süre sonra adını Hawkwoman’a çevirir. Gümüş Çağ’daki kostümün tasarımı Joe Kubert’e aittir. Değişim 1960’ta Brave and the Bold vol.1 #34. sayıda gerçekleşir.

Brave and the Bold'dan bir sahne.

Brave and the Bold’dan bir sahne.

Açılın Dünyaları Birleştiriyoruz

Şimdi dikkatli okuyun, çünkü işler daha da karışacak. DC, Crisis on Infinite Earths serisiyle bütün süper kahraman geçmişlerine ayar çekerken Hawkgirl ve Hawkman’i de ihmal etmez ve hem Gümüş Çağ, hem de Altın Çağ versiyonlarını aynı dünyaya getirir. Ancak ortam kalabalıklaşınca, dünyanın hem Justice League, hem de Justice Society’e ihtiyacı olmadığına karar verir. Last Days of Justice Society macerası aracılığıyla, Justice Society üyelerini Limbo’ya kapatırlar; burada pek çok kahraman, Ragnarok’un gelişini engellemek için sonsuza kadar savaşmaya mahkumdur. Bu kahramanlara Hawkman ve Hawkgirl’ün Altın Çağ versiyonları da dahil edilir.

DC, bunun ardından Hawkworld adlı bir mini seriyle kahramanlarımızın Gümüş Çağ versiyonlarını zenginleştirir; başta geçmişte geçen seri çok tutulunca çizgisi değiştirilerek buradaki olaylar günümüze adapte edilir. Bu da devamlılık sorunu yaratır, ancak para devamlılıktan önemlidir. Üstelik DC, hala yan karakterler olarak gördüğü Hawkman ve Hawkgirl’ün hikayelerini toparlamak konusunda pek titiz davranmaz; çeşitli maceralarda hayranlar bir bakarlar ki ikisi bazen Altın Çağ versiyonlarına dönüşmüş. Hangisi Hawkgirl, hangisi Hawkwoman, kız mı kadın mı belli değil! DC bu tutarsızlığı karakterlerin ara sıra birbirlerinin yerini aldığı gibi bir açıklamayla savuşturmaya çalışır. Olur öyle şeyler, sonuçta süper kahraman külliyatında çok mantık aramamak lazım deriz de, bu kadar arkasına saklanmak da ayıp yani.

hawkgirl_7

Daha da fenası, DC hikayeleri hep aynı zamanda olmaz malum ve o sırada Limbo’da savaşıyor olması gereken Hawkgirl, geçmişte geçen maceralarda da “Yan karakter lazım!” diye ortama konuverir. Bunu da Sharon Parker adlı yeni bir karakter yaratarak çözmeye çalışırlar. Ancak bu kez de Hawkman ve Hawkgirl’ün hangisinin Justice League, hangisinin Justice Society üyesi olduğuyla ilgili tutarsızlıklar da iyice ayyuka çıkınca, “Bu iş çok karıştı,” diyerek 1999’da yepyeni bir versiyon yaratmaya karar verirler.

Pek de kısa olmadı, değil mi? Eh, yapacak bir şey yok. Kendra Saunders’a geçelim.

Bu yazı, "Süper Kahraman Dosyaları" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar