Kahramangiller

Deadpool: Yaşayan Ölülerin Dönüşü – Mis Gibi Ölüm Kokuyor!

Genel Bakış

Bu noktadan sonra olay örgüsü ve çizgi romanın genel durumuyla ilgili yorumlarımı sıralarken, ister istemez spoiler vereceğimden, bu kısımdan sonrasını okumak sizi biraz üzebilir, belirtmek isterim.

Açıkçası, etrafı Deadpool’ların doldurduğu bir dünya, kulağa oldukça fantastik geliyor ve tıpkı Deadpool’un Marvel evrenini öldürmesi gibi insanı istemsiz kasaya götürecek düzeyde etkileyici bir konuya sahip. Fakat bu konunun işlenişi, sağlam dayanaklara sahip. Cullen Bunn’ın senaryoyu işlerken, ne de olsa bir parodi deyip işin sadece eğlendirici kısımlarını düşünmek yerine olayları mantık çerçevesine oturtması bana oldukça hoş geldi. Elbette, bütün bunları yaparken, külliyatın içerisindeki çeşitli klişelere hafiften dokunması da beni ayrıca cezbetti diyebilirim.

Olayların nasıl başladığını ilk baştan anlatmak yerine, çizgi romanı okudukça yavaş yavaş öğrenmek de, heyecanı kat kat arttırıyor. Tabi bu arada, malumunuz dördüncü duvarı yıkabilen ender süper kahramanlardan biri olan Deadpool’un da gevezelik edeceğinden korkmuşlar ki, Deadpool da kısa süreli hafıza kaybından mütevellit olayları bizlerle birlikte öğreniyor.

Bu kısa süreli hafıza kaybının sebebiyse, hikayedeki bir başka güzel nokta. Kısaca olayların genelinden bahsedecek olursam eğer, yukarıda bahsini ettiğim “rütbe atlama” durumu tam olarak şu; Eğer ki zombiler, Deadpool’un herhangi bir parçasını yiyecek olurlarsa, Deadpool’un sahip olduğu (tıpkı Wolverine’de olduğu gibi) hızlı iyileşme gücünün etkisiyle, yarı-ölü hücreleri yenilenerek tekrardan Deadpool olarak doğuyorlar. Eh, bunu söylediğimde “Nasıl oldu da, dünya Deadpool’larla doldu?” sorusuna da yanıt vermiş oldum sanırım.

Elbette bu yeni Deadpool’ların hepsi, bu salgının başlangıcını düşünürsek, tek bir Deadpool’dan ortaya çıktıkları için, kolektif bir bilince sahipler. Herhangi bir Pool öldüğünde, tuhaf şeyler düşündüğünde, acı çektiğinde hepsinin haberi oluyor. Zaten, doğası gereği fazlasıyla kaotik olan ve Deadpool’un doğal habitat’ını(!) oluşturan bu kıyamet sonrası dünya kendi başına yetmezmiş gibi, bir de kolektif bilince sahip bir Deadpool topluluğu! Pes doğrusu.

Eh, Deadpool’un kısa süreli hafıza kaybının oluşma sebebi de bu. Kolektif bilinçten kurtulup, kendi bilincini ve kirli sırlarını kendisine saklamak. Bunun yaparken de, kendine has bir yöntem kullanıp, alnının ortasına bir bıçak saplamış. Peki ya tüm bunlar nasıl son buluyor? Neler oluyor diye soracak olursanız, spoiler’ın bu kadarı yeter derim. Bolca spoiler’la yüklenmiş olsanız da, hala bulabileceğiniz şeyler var çizgi romanda.

Bunun yanı sıra, külliyatın içinde yer alan diğer eserlerden farklı olarak, parodi bile olsa, normalinden daha korkutucu gelen bir ayrıntı dikkatimi çekti. Bu da; zombilerin öldükten sonra geride bıraktıkları hayatlarından akıllarında arta kalan ufak tefek ayrıntıları dile getirmeleri. “Benim dizim başlamış…” ya da “Zihnim… Zihnim siliniyor.” ve hepsinden daha ürkütücü olanı; “Bir oğlum vardı… Senin yaşlarında… Onu da yedim!”

Bugüne dek izlediğim çeşitli zombi filmlerinde, bir hayvandan bile daha yetersiz düzeyde zekaya sahip olan zombilerle ilgili, böyle bir durum hiç söz konusu olmamıştı. Eğer varsa beni aydınlatın fakat bu durumu, bu çizgi romanda gördükten sonra istemsiz olarak hayal ettim ve açıkçası, korkutmak söz konusu olunca, biraz daha tırstırıcı bir durum, ne yalan söyleyeyim.

Son olarak çizimlere gelirsek, bu işin adamı ben değilim fakat klasik Amerikan ekolü olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum. Bunun yanı sıra, hikayede hayat ve dünya tamamen siyah-beyaz. Hatta baş kahramanımız Liz bile. Yalnızca Deadpool’lar  ve etrafa bolca saçılan kan kendi renklerini taşıyor. Tabi bu da, kırmızı. Sincity’den beri Siyah-Beyaz ve Kırmızının uyumu beni her zaman büyülemiştir. Çizer Nik Virella’ya eline sağlık demek dışında pek fazla bir şey gelmiyor aklıma. Bu arada, ufak çaplı bir araştırmayla Nik Virella’nın All-New Wolverine, 1872 ve Hyperion çizgi romanları dışında Marvel’da yeni olduğunu fark ediyorsunuz. Yeni de olsa, bence hakkını vermek gerek.

Bir de, Mad Max göndermeleri dışında, çizgi roman içerisindeki ayrıntılarda Deadpool’un takıntılı olduğu Taco-Bell isimli restorana bir gönderme olarak; yolda boşta duran Taco-Pocalypse karavanı ve bu sahnede Deadpool’un konuşmayı keserek, karavana odaklanması yakaladığım ufak tefek göndermelerden biriydi. Sizlerin de fark ettiği bu tarz göndermeler varsa eğer, bizimle paylaşın.

Deadpool seven herkesin, edinip okuması gerektiğine inandığım bu çizgi roman. JBC Yayıncılık tarafından basılan en iyi Deadpool çizgi romanıydı diyebilirim. Bununla birlikte, yaptığı çevirilerde karakterin hissiyatını ve tavrını hiç bozmadan bizlere okuma rahatlığı sunan Çevirmen Cenk Könül’e de teşekkürü borç bilirim.

Yorumlar