Kahramangiller

Dying Light – Şanlıurfa’da(?) Bir Zombi Felaketi

Zombi istilası kavramı, bayağı bir yıldır kitaplara, romanlara, kısa hikayelere, çizgi romanlara, filmlere, dizilere hiç sıkılmadığımız (..tamam, belki biraz sıkılmış olabiliriz) bir tema malzemesi olmuştur. Dying Light da; zombilerden nemalanmaya çalışan, en yeni bilgisayar oyunu. He başlığı mı merak ettiniz? Oynamayanlar biraz daha merak etsin o zaman, ileriki cümlelerde netleşecek.

Tüm oyun platformlarında sunulan Dying Light, çok bir yenilik sunmasa da, oynadığım tüm zaman boyunca bana oldukça keyif verdi diyebilirim.

"Yaklaşma! İblis seni!"

“Yaklaşma! İblis seni!”

 Şanlıurfa Diyorum Size!

Efendim olaylar Harran’da geçiyor. Gerçekten! Bu oyun için yaratılmış şehrin, kasabanın her neyse, ismi Harran. Dolayısıyla bu ülkenin bir evladı olarak, oyunun Şanlıurfa’da geçme ihtimalinin garipliğini hiç sorgulamadan benimsedim. Bilmem kaç zaman önce Harran’da bir virüs çıldırmış ve herkesi zombi yapmış. Gerçekten çok farklı bir senaryo (!). Harran karantina altına alınmış. GRE adlı şirket, şehirde hayatta kalmaya çalışan bir avuç (belki biraz daha fazla) insana havadan yaşam destek ürünleri atıyor ve aynı zamanda virüse çare arıyor. Kahramanımız -yani biz- da GRE adlı teşkilatta bir ajandır. Bir gün Süleyman isminde (Aslında “Suleiman” ama ben orayı Türkiye yapacağım illa) kötü bir adam, bir takım belgeleri çalmış ve GRE’yi kızdırmış. Biz bu adamı bulmak için yola çıkıyoruz. Ancak Harran’a iner inmez, işler sarpa sarıyor ve Şanlıurfalılar, Anadolu misafirperverliğinden örnekler göstererek bizi kurtarıyor! Serüven de bu noktada başlıyor.

Kentsel dönüşümle ne güzel oluyordu Harran oysa

Kentsel dönüşümle ne güzel oluyordu Harran oysa

Gezelim Keşfedelim

Bu oyunu çok kısa anlatmak gerekirse, Farcry’ın ve Assassin’s Creed’in, haritayı açmak zorunda kalmadığın versiyonu diyebilirim. “Safehouse”lar edinmek, silahları yavaş yavaş güçlendirmek, cesetleri, sandıkları incelemek, değerli gereçler bulmak, binalara tırmanmak gibi bu efsane oyunlardan tanıdık noktalar var oyunda.

"Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan şu günlerde illa kıllık çıkaracaksın değil mi? Gel hele gel!"

“Dur! Hepimiz insanız!Ama yok; birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan şu günlerde illa kıllık çıkaracaksın değil mi? Gel hele gel!”

Oyunda hoşuma giden bir çok nokta var: Ara demolar, oyun yükleme sürelerinin kısalığı (PC’de yüksek çözünürlükte oynamak isteyenlere sağlam bir sistem tavsiye edilir), kahramanın yorulması ve böylece oyunlarda sıkça rastladığımız, oyuncunun Flash misali hiç durmadan depar atabilme ve dövüşebilme saçmalığının engellenmiş olması, özellikle karanlık sahnelerdeki adrenalin seviyesi, önümüze gelen her zombi ile savaşmak zorunda olmamamız, sıvışabilmemiz, “safe house”larımızdaki çantalar sayesinde fazla yükü depolama imkanımız, zombi rutinliğinden bizi kurtaran insan düşmanlarımızın da olması gibi.

"Ah şimdi bir "safehouse"da olmak vardı"

“Ah şimdi bir “safehouse”da olmak vardı”

Burun kıvırdığım anlar da oldu elbet: Baklava (Şanlıurfa diyorum inanmıyorsunuz), çikolata vs. yiyince sağlığımızın düzelmesi (Bu çok fazla oyunda var ve bana hep garip gelmiştir), zombilerin duvarın içine takılı kalması gibi “bug”lar, konu olarak en azından ilk bir saatlik dilimde bir farklılık yaratmaması, savaşma kabiliyeti olan zombiler (tamam hep aptal zombilerle savaşmak sıkıcı olur kabul ediyorum ama kavga tekniği bilen zombiler? bilemedim..) gibi.

Güzel Oyun, Güzel Ambiyans

Dying Light FPS türüne çok bir yenilik getirmese de, zombi felaketi senaryosu seven, Farcry’ı severek oynayan oyuncuların hoşuna gidecektir. Özellikle kapalı alanlardaki stres kayda değer derecede. Açık alanlarda en kötü depar atıp kaçabiliyoruz ama binalarda küçük çapta “I am Legend”lar çektiğim anlar oldu. (O meşhur bina sahnesini hatırlamayan tek güruh filmi izlemeyenler!)

Grafikleri güzel, senaryo kötü değil, adrenalin seviyesi başarılı, silahları güncelleme biraz meşakkatli ama keyifli, keşfedilmeyi bekleyenn koca bir açık dünya, harita bir Skyrim değil tamam ama oldukça geniş ve Şanlıurfa diyorum size, daha ne?

Geceleri ortalıkta dolanmayın…

Yorumlar