Kahramangiller

Freud’un Psikodinamik Yaklaşımıyla Batman

Bruce Wayne’i düşündüğünüz an gündüz bir milyoner ve gece ise suçla savaşmak için maske takan bir kahraman olduğu aklınıza gelecektir. O; normal bir hayat yaşama şansını, başka hiçbir çocuk kimsesiz kalmasın diye suçla savaşmak uğruna feda etmiştir. Hepimiz biliyoruz ki bunun nedeni ufak yaşta ailesinin cinayete kurban gitmesini görmesiydi. Bu travmatik olayın yaşandığı gece, aslında Bruce Wayne de öldü. Ve kara şövalye Batman doğdu. Bu açıdan düşünüldüğü zaman Batman’in aslında intikam yemini etmiş bir süper kahraman olmadığını, fakat Freud’un bilinç ve karakter kuramını karikatürize ettiğini savunan birçok tartışma konusu ortaya çıkıyor.

Freud Diyor Ki

Konuyu biraz daha açıklığa kavuşturmak için ilk önce bu kuramı basit hatlarıyla incelememiz gerekiyor. Sigmund Freud’a göre farkındalık durumu iki bölümden oluşur: bilinç ve bilinçaltı. Bilinç; insanda farkındalığın, duygunun, algının ve bilginin merkezi olarak kabul edilir. Bilinçdışı ise; dürtülerin farkındalık dışında olduğu zihinsel işlevler bölümünü kapsar. Ve bilinçaltı ile karıştırılmamalıdır. Freud’a göre psikolojik bastırma yoluyla aklın ötesine taşınan düşünceler, arzular ve istekler, travmatik yaşantılar ve acı veren duyguların deposu bilindışıdır. Bu kuramdan yola çıkarak Batman için travma sonrası stres bozukluğuna sahip dememiz gerekiyor. Psikolojisi mi bozukmuş? Tabii ki de hayır, onu bizim gözümüzde kahraman yapan şey bu olaylara rağmen hala daha “güçlü” olmasıdır. İnsanlık çizgisinden ve ahlaki değerlerden kopmamıştır, o bir “süper” kahraman değildir, insandır. Fakat tamamen de “kendisi” değildir, karakteri bölünmüştür.

Freud’un daha sonra geliştirdiği yapısal teorisine göre zihin üç bölüme ayrılmıştır: id, süperego ve ego. İlkel arzuları saklayan bölüme “id”; norm, ahlak, kültür ve tabuları kapsayan bölüme “süperego”; bu iki bölümün arabulucusu olan bölüme ise “ego” denilir. İnsan psikolojisi üzerine çizilen bu şema bütün çizgi roman kahramanları üzerinden incelenebilir. Fakat Batman bu kuramı diğer tüm kahramanlardan daha güçlü bir şekilde ispatlıyor. Çünkü kendisi tek başına bu üç yapıyı da taşımaktadır. Bruce Wayne ve Batman tamam da üçüncü kim? Batman, Wayne’in gerçek kimliği yani id’si olurken, Bruce Wayne yakın çevresine karşı ego olarak görünür, dünyaya karşı ise süperego tarafını gösterir.

Batman

ID: Batman

İlk önce id olarak Batman’i incelemek istiyorum. Hayatta kalma ve saldırganlık içgüdüleri id’de barınır. Çocukluk yıllarında bilinçaltına itilmiş olan ne varsa burada toplanır, acıdan kaçmak ve acı yerine haz ilkesini uygulamak esastır. Bu açıklamadan şöyle bir teori ortaya çıkıyor: Bruce Wayne küçük yaşta yaşadığı travmadan sonra bu acıdan kaçmak için Batman karakterini mi benimsiyor? Aynen öyle evet. İntikam yeminini bilinçaltına iterek “I am vengeance, I am the night, I am Batman” diyen bir kara şövalye yaratıyor kendine. Çünkü Batman, Bruce Wayne’in çocukluktan gelen intikam alma isteğini ve yarasa korkusunu zapt edebiliyor. Bu travmatik olay sonrasında Batman karakteriyle adalet için suçla savaşan eğitimli bir süper kahramana dönüşüyor.

Süperego: Milyoner

Şimdi sırada: süperego! Bu bölüm geleneksel değerlerin temsilcisidir. Aileden gelen ve çocuğa aktarılan tüm doğru ve yanlış değerleri içerir. Kişiliğin ahlaki boyutudur ve id’den gelen dürtüleri bastırır. Id gibi hazza değil kusursuzluğa ve diğer insanların ne düşündüğüne önem verir. Bruce Wayne’in süperegosu milyoner olan tarafıdır. Çünkü ailesi Gotham’ın kurucu ve köklü ailelerinden biridir. Bu yüzden Bruce Wayne de hayatına zengin ve playboy olarak devam etmektedir, etmek zorundadır. Çünkü toplum Wayne ailesini bu şekilde tanır ve bilir. Wayne ailesinin şirketi vardır, Bruce böyle görmüştür ve bu yüzden zengin bir iş adamı olarak aile şirketini yönetmeye devam eder. Gotham şehri için planlar ve projeler hazırlar, hayır kurumlarıyla ilgilenir, bağış gecelerine katılır, etrafında güzel hatunlar vardır. This is a man’s world bebeğim!

Ego: Bruce

Son bölüm olan ego ise; süperego olan milyoner ve id olan Batman’i birleştirerek, gerçek Bruce Wayne’i ortaya çıkaran bölümdür. Batman’in intikama susamış psikolojisiyle milyoner Bruce Wayne’in dünyayı değiştirmeye çalışmasının bir kombinasyonunu görüyoruz ego bölümünde. O, Gotham sokaklarında ailesini kaybettiğini hala daha hatırlayan kimsesiz Bruce’tur. Batman’in silahı alıp kanla ailesinin intikamını alabileceği dürtüyü dizginler. “Gözünün önünde anne ve babana ateş etti, onları öldürdü, bu acıdan intikam alarak kurtulmalısın” diyen id kısmına “Hayır bu ahlaki ve toplumsal değerlere göre hiç doğru değil, bu bir suç olur, yapamazsın” diyor süperego. Bu çekişmeyi ise ego bitiyor: “Acılarla yaşamayı öğrenmelisin, hayatına ailenin tek varisi olarak devam et, ama geceleri suçla savaşan bir kahraman olabilirsin tabii!” Bruce Wayne’in ego kısmını sadece ailesi olarak gördüğü yakın çevresi ve diğer süper kahramanlar bilirler.

Sonuç olarak Batman’i Batman yapan karakteristik özellikler süperego ve ego sayesinde ortaya çıkıyor diyebiliriz. Eğer sadece id olan Batman daha baskın olsaydı, toplumu umursamayan ve sadece kendi isteklerinin karşılanmasını isteyen bencil ve şımarık bir Bruce Wayne görürdük. Bunun yerine; akılcı davranmaya çalışan bir ego ve vicdan muhakemesi yapan bir süperego bölünmesiyle, dünyanın en çok sevilen süper kahramanıyla tanıştık.

Yorumlar

  • Demir45

    Güzel yazı.Ancak bu yazılanların en güzel örneğini Marvel-Netflix dizisi Daredevil dizisinde ekrana dökülmüş haliyle gördük.Özellikle zirve noktası 2. sezon 4 bölümde Daredevil-Punisher kapışması ve çatı üzerinde gerçekleşen münazaraları harkaydı.Bence ahlaki sorgulamaları her iki karakterde birbirleri üzerinden yaptılar.

    • Seran Tosun

      Evet bu tarz psikolojik tartışmalar zaten çizgi roman evreninin olmazsa olmazı, bütün karakterlerde bu çatışmayı görüyoruz, en güzel ve öne çıkan örneği de Batman tabii 🙂