Kahramangiller

Huck: Tulum Giyen Kahraman

Image Comics son dönemlerin en başarılı çizgi romancılarından, hatta pek çok kişinin beklemediği kadar dolu ve iyiler. Özgün ve dikkat çekici hikayelere sahip karakterler zincirine eklenen son halkalardan birisi ise Huck, Kasım 2015’te tanıştık kendisiyle. Önce künye vereyim, künye önemli. Sanatçının hakkı. Yazar olarak Mark Millar, çizer olarak Rafael Albuquerque isimleri yaratıcı ekipte yer alıyorlar. Dave McCaig renklendirmeden, Blambot’lu Nate Piekos yazılama ve tasarımdan sorumlu.

Peki Kimdir Huck?

Huck, biraz “yavaş düşünen” ancak insanın içini ısıtan bir kahraman. Öyle six packleri, gösterişli zırhları falan yok, Tam aksine hafiften tombik, üstünde mavi tulumla gezen, gerçek bir işçi sınıfı kahramanı. Her gün bir iyilik yapma düsturuyla yetişmiş olan Huck’un sırrı, kasabalılar tarafından saklanmaktadır. Kasabaya dışarıdan gelen bir abla, bütün hikaye karıştıran ablalar gibi iki dakikada çocuğun sırrını medyaya salar. Medya da haliyle soluğu kasabada alır. Sonrası, işte sonrası bir çizgi roman olur. Temel olarak kötülüğü çok da anlayamayan bir insanın, dünyayla mücadelesinin getirebileceği sonuçlar üstüne planlanmış bir çizgi roman hem de.

huck1

Abi Bu Millar O Millar Mı?

Evet, bu Millar o Kick-Ass’ten, Kingsman’dan vs tanıdığımız Millar. Alışılageldik karanlık tonları bu çizgi romanda pek yok, ancak bu defa Millar farklı bir hikayenin peşinde. Daha önceki kahramanlarına kıyasla Huck çok daha naif, bu yüzden başına gelecek şeyleri tahmin edemiyor. O sadece iyilik yapmak ve huzurlu olmak istiyor. Bu yüzden de ufak hareketlerin, küçük kararların birleşince nasıl da büyük olaylara yol açtığını kestiremiyor, görünüşe göre çevresindekilerin bir kısmı da öyle. Dünya’nın renkleri ve genel atmosferi de buna uygun, hatta beklenmedik yerden yumruk yememize ve hikayede keskin dönüşlere zemin sağlıyor bu yapısı. Kötülük, iyilik gibi kavramların arasında yer alan çizginin ne kadar ince ve bulanık -ve hatta göreceli- olduğunu gördüğümüz değişik bir seri olması, beklenmedik hareketlerin de gerçekleşebilmesine temel hazırlıyor. Örneğin, Huck’u ilk bulduklarında yazan yazı “Onu sevin.” Hikayenin bir noktasında Huck’un sevilmez de nefret edilirse ya da korkulursa ne olacağını da inceden merak etmiyor değilim; hatta muhtemelen bir noktada bu konuya değinecektir Millar da. Değinmekle kalmayıp “Huck mı canavardı, insanlar mı canavar yarattı?” Zira hikaye ilerledikçe karakterin -spoiler vermek istemiyorum ama- köken hikayesi de yavaş yavaş yavaş çözümleniyor, hatta ilk cildin konusu kabaca bu diyebilirim. Çözümlemeler mantıklı, hikayenin şu ana kadarki en ilginç noktasını muhtemelen boşu boşuna açıklayıp elinden bu kozu kaybetmeyecek bir yazar var karşımızda sonuçta.

huck-02

Hikayede ilgimi çeken bir diğer nokta ise Huck’un üstü çok kapalı bir Amerikan propagandası yapıyor olması, ancak bu benim görmek istediğimi görmem de olabilir. Sonuçta Jackson Pollock da zamanında “saf ve özgür sanat yapan ekspresyonizm” dedi ama Amerikan abiler bunu “Bakın ne kadar da güzel, ne kadar da özgür sanat falan yapıyoruz misler gibi de oluyor.”a bağlamakta saniye kaybetmediler.

Huck, beklenmedik naiflikte ve sıcaklıkta bir çizgi roman, ve diğer “süper kahraman” çizgi romanlarından çok daha farklı bir rotada ilerliyor. “Kim Tanır Süper Kahramanları” diyen İmç’ye de ufak bir selam çakayım burada, atlanan bir nokta bence de diğer evrenlerdeki “Kahraman enflasyonu”. Zira Huck tek bilinen kahraman olduğu için, medya ilgisi çok daha farklı oluyor burada. (İlginç yazıdır bu arada, okumadıysanız tavsiye ederim.)

Yakın zamanda ülkemize gelmesini umduğumuz bu seri için yayıncılara göz kırpıp, hepinize iyi okumalar dileyerek uzaklaşıyorum buradan.

Yorumlar