Kahramangiller

Japonlardan Beklenmeyen Gerçekçilik – Holyland

Okuyalı üzerinden baya zaman geçmiş olsa da bugün size, kesinlikle kaçırmamanız gereken bir mangadan bahsetmek istiyorum. Hatta normalde anime ve manga sevmeyenlerin bile çok beğenerek okuyacaklarından emin olduğum bir seri; “Holyland” yazımın konusu.

Koji Mori tarafından üretilmiş ve 182 bölüme ayrılmış 18 ciltten oluşuyor. Sanırsam Türkçeye de çevirilmedi. İngilizcesini ise bulmak zor değil. Japonya’da ve Kore’de yapılmış kısa dizi versiyonları var ama dandik olduğu söyleniyor, kendim izlemedim.

Holyland; hem dövüşlü olan, hem bir karaktere ve onun gelişimine odaklanan, hem de bildiğimiz shonenler gibi klişeler ve sığlığa saplanmamayı başaran çok özel bir yapıt. Karakterlerin hepsinin motivasyonları harika, tek yönlü karakterler yok ve işin garibi, AŞIRI DERECEDE GERÇEKÇİ!

Genelde anime/manga severler “yetişkinlere özgü”lüğü ya da gerçekçiliği şiddet dozuyla anlatmaya çalışıp daha da çocukça duruma düşerler. O yüzden basitçe gerçekçiliğine (biraz da spoiler vererek) iki basit örnek vermek istiyorum:

  1. Dövüşmeye arkadaşları tarafından gazlanan ve muhtemelen en sağlam dövüşçülerden biri olan bir karakter, sonraları tekrar hiç dövüşmüyor. Çünkü dövüşmek için geçerli bir sebep görmüyor.
  2. Dövüş sırasında polis geldiğinde, belki polisleri üçer-beşer dövecek kadar yetenekli herifler bile “sicilimize işlenir” diye korkup kaçıyorlar.

holyland2

En son hangi mangada/animede “sicilime işlenir, ileride iş ararken karşıma çıkar” diye dövebileceği birinden kaçan karakter gördünüz (komediler hariç, onların zaten olayı böyle şeylere dikkat çekmek)?

Holyland’in en güzel yanlarından biri de, dövüş tarzları ve anatomi ile ilgili çok detaylı anlatıma sahip olması. Arkasında ciddi bir hazırlık ve araştırma olduğu belli. Genelde “nasıl çizilir”den ileri gitmeyen hazırlıkları gördükten sonra mangalar arasından ciddi şekilde sıyrıldığını hissediyorsunuz. Yerine göre zayıf kalacak bazı tekniklerin, şartlara göre nasıl tehlikeli hale geldiğini ya da zayıflayabildiğini gördükçe insanın daha çok okuyası geliyor. Örneğin; judo hareketlerinin beton üzerinde daha etkili olacağı, güreşçilerin ise alçak saldırılarının hızlı tekme atabilen rakipler ve yine beton zeminde daha etkisiz olacağı gibi detayları atlamıyor. Yerine göre şartlar ve hazırlıksız olmaktan dolayı bir vuruşta dayak yiyen adamın, şartlar lehine döndüğünde nasıl tehlikeli olduğunu görüyoruz.

holyland3

Hikaye ise başlı başına alışılmadık. “Oğlan çocukları ile yetişkin adamların arasında bir zaman dilimi var ve orası gençlerin kutsal toprağı” diyor. Yetişkinlerden ve gözlerden uzak bir şekilde dönen rekabetler, sokak arası dövüşleri ve çeteleşme üzerine enteresan bir bakış açısı getiriyor. Sürekli aşağılanan ve rahat verilmeyen Kamishiro Yuu isimli bir genç, kendini savunmak için öğrenmeye başladığı dövüş yeteneklerini kullandıkça hem rakiplerinin arttığını, hem de zamanla daha da kuvvetlendiğini keşfediyor. Daha önce hiç haberinin dahi olmadığı bir sokak arası dövüş dünyasına girdikçe, kendine dünyada bir yer edinmiş gibi oluyor ve buradan hikaye devam ediyor. Gerisini anlatmayayım.

Eğer sıradan shonenlerin tekdüze çizgisinden ve anlatımından sıkıldıysanız; “gaza geldim” deyince dövmeye başlayan karakterler sinirinize dokunuyorsa, dallardan düşen yapraklardan zıplayarak dağları kesen herifler değil de, sıradan gencoların gerçekçi dövüşlerini izlemek istiyorsanız, yumruğu ile kağıdı 40 parçaya bölen boksörler okumak istemiyorsanız Holyland’e göz atın. Çünkü zamanınıza değecek.

Yorumlar

  • Zulfikar Yamac

    Manga dedin mi durucan, en azından ben duruyorum. Eline koluna sağlık