Kahramangiller

Kahramanları Gerçek Renkleriyle Tanıyın!

İçinde bulunduğumuz dönem, çizgi roman tarihinin Platin ya da Modern Çağı olarak adlandırılıyor. En göze çarpan özelliklerinden biriyse, hikaye anlatımında geleneklere saygılı bir yaklaşım sergilemesi. Yani, kendinden bir önceki Karanlık ya da Demir Çağ olarak adlandırılan dönemde yapıldığı gibi, koskoca çizgi roman tarihi bir kenara itilmemiş ve birbirini pataklayan taytlı karakterlerden fazlası anlatılmaya çalışılmıştır. Temelleri 60 ve 70’li yıllarda yayınlanmış çizgi romanlara dayanan, ancak günümüz okuyucusuna daha kolay hitap edebilecek anlatım diliyle kaleme alınmış hikayeler ortaya konmuştur.

Lafı Nereye mi Getirmeye Çalışıyorum?

Yüksek hasılatlı sinema filmleri yüzünden sıfırlanan çizgi roman evrenleri biz eski okuyucuların keyfini fena kaçırıyor, doğrudur. Ancak Platin Çağ’ın etkisini en çok gösterdiği son 15 yıllık dönemde tam da girişte tarif ettiğim formüle uygun, harika hikayeler okuma şansımız oldu. Bana birkaç ay önce “Platin Çağ’ı en iyi temsil eden hikaye nedir?” diye sorulacak olsa, cevabım hiç düşünmeden 2005-2006 arasında yayınlanan X-Men – Deadly Genesis olurdu!

Platin Çağ'ı en iyi X-Men Deadly Genesis temsil ediyor olabilir mi?

Platin Çağ’ı en iyi X-Men Deadly Genesis temsil ediyor olabilir mi?

X-Men: Deadly Genesis, 1975’te yayınlanan ve X-Men tarihinin en önemli kilometre taşlarından biri olarak kabul edilen Giant Size X-Men’de cereyan eden olayların perde arkasını anlatır. Üstelik hikayeyi 70’li yılların yazarlarının aklının ucuna bile gelmeyeceği derinliğe çeken bu seri, bana göre Platin Çağ’ın en iyi temsilcisiydi. Özellikle geçmiş zaman kullandım, çünkü yakın zamanda okuduğum Yellow, Blue and Gray Collections adı verilen seriyi okuduktan sonra artık bundan o kadar da emin değilim…

Yazar Jeph Loeb ve çizer Tim Sale’in imzasını taşıyan Daredevil: Yellow, Spider-Man: Blue ve Hulk: Gray isimli, her biri 6’şar fasikülden oluşan seri, 2002-2003 yılları arasında “Marvel Knights” etiketiyle yayınlanmış (Bir ara hatırlatın da “Marvel Knights” etiketi taşıyan çizgi romanların olayının ne olduğuyla ilgili başka bir yazı yazayım).

"Aaaa... Şey... Hulk: Gri kaldı mı acaba?"

“Aaaa… Şey… Hulk: Gri kaldı mı acaba?”

Bizde ise seri Türkçe olarak 2012 yılında, Daredevil: Sarı, Spider-Man: Mavi ve Hulk: Gri adlarını taşıyan 3 cilt halinde Marmara Çizgi tarafından yayınladı. Her ne kadar kitapların üstünde öyle yazmasa da lansmanı yapılırken Marvel Renkler Serisi adıyla duyurulan seriyi ancak birkaç ay önce okuduğumu itiraf ediyorum! Zira sevdiğim çizgi romanları genellikle dijital ortamda ve İngilizce olarak takip ettiğimden ötürü, uzunca bir okuma listem var ve bu seri bir hayli gerilerde kalmıştı.

Renklerin Anlamı Nedir?

“Daredevil’ın kostümü kırmızı, Hulk yeşil, Spider-Man ise kırmızı-mavi! Peki bu isimler ne alaka şimdi?” diye aklına gelen oldu mu? Olmuştur mutlaka. Şöyle açıklayayım; Marvel Renkler Serisi, üç kahramanın geçmişine odaklanan birer hikaye içeriyor. Dolayısıyla karakterlerin orijinal hallerindeki renklerine odaklanarak seriler isimlendirilmiş. Nasıl mı? Sırayla anlatayım:

Daredevil’ın 1964’te yayınlanan ilk 6 sayısında kostümü kırmızı ve siyah bölümleri de olmasına rağmen büyük ölçüde sarıydı! #7’den itibaren şimdilerde bildiğimiz tamamen kırmızı haline çevrildi ve yıllar boyunca öyle de kaldı. Marvel Süper Kahraman Dosyaları: Daredevil adlı yazımda bu değişimin sebeplerini okuyabilirsiniz.

Hulk: Gri'den harika bir sahne

Hulk: Gri’den harika bir sahne

Hulk’ın ise 1962 yılında yayınlanan ilk sayısında okuyucunun karşısına gri olarak çıkması planlanmıştı. Ancak dönemin matbaaa teknolojisi gri tonlarını düzgün basamadığı için hemen ikinci sayıda yeşil olarak değiştirilmişti. Bu hikayenin detaylarını, hatta Hulk’ın neden gri olarak tasarlandığını da Marvel Süper Kahraman Dosyaları: Hulk adlı yazımda detaylı olarak kaleme almıştım.

Son olarak Spider-Man’in neden “Mavi” ismiyle yayınladığı ise diğer iki serideki gibi bir hikayeden ötürü değil. Zira günümüzde bildiğiniz ya da bilmediğiniz gibi Spider-Man’in kostümü, tasarlandığı ilk halinden pek farklı değildir. Hatta halihazırda mavi renk, kostümünün önemli bir bölümünü oluşturur. Yani serinin ismi Hulk ya da Daredevil gibi  Spider-Man’in orijinal renginden gelmiyor. Mavi, yani İngilizcede “Blue” kelimesi aynı zamanda genellikle Afro-Amerikan’ların icra ettiği bir müzik türü olan “blues”a refere etmektedir. Blues’un Türkçe karşılığı da “hüzün”dür.

Hüzün Demişken…

Yakın zamanda kaleme almayı düşündüğüm “Marvel Süper Kahraman Dosyaları: Spider-Man” adlı yazıda da bahsedeceğim gibi; Spider-Man her ne kadar neşeli bir karakter gibi görünse de, aslında bu yaşadığı trajedileri dışarıya yansıtmamak için geliştirdiği bir savunma sistemidir.

Spider-Man: Mavi’de, Peter Parker’ın hayatındaki en büyük kaybını, yani ölümü üstünden yıllar geçmiş Gwen Stacy’yi anması konu ediliyor. Ancak Peter’ın hatıraları Gwen’in ölümü değil, çiftin henüz bir ilişkileri bile olmadığı daha erken bir dönem. Hikaye boyunca ikilinin ilişkilerini şekillendiren olaylar yanında, kahramanımızın yakın çevresindeki Harry Osborn, Mary Jane Watson ve Flash Thompson gibi yan karakterlerle olan ilişkilerinin nasıl şekillendiğine şahit oluyoruz. Dönemin azılı Spider-Man düşmanlarından Green Goblin, Vulture ve Kraven gibi tiplemeler de çıkardıkları sorunlarla hikayenin tuz biberi olmuş.

Böyle gribe can kurban! Bir dakika... O penceredeki de ne?

Böyle gribe can kurban! Bir dakika… O penceredeki de ne?

Hikayenin “Blues” tarafı hakkında da şunu söyleyeyim: Spider-Man’e karşı az da olsa empati besleyen herkes kitabın son sahnesinde sağlam bir yutkunma zorluğu çekecektir!

Daredevil: Sarı’da ise yine bir trajedi var. Ancak bu seferki henüz çok taze. Matt Murdock, eski aşkı Karen Page’in kaybını daha yeni yaşamakta ve ona yazdığı bir mektupla eski günleri yad etmektedir. Merak edenler için; Karen’ın ölümü 1999 yılında gerçekleşmiş, Daredevil: Sarı ise 2002 yılında yayınlanmaya başlamıştır. Marvel Çokluevren Dosyası adlı yazımda da belirttiğim gibi, bizim dünyamızda geçen her 4 yıl, Marvel evreninde 1 yıl olarak geçmektedir. Yani bu hesaba göre henüz Karen’ın ölümü üstüne sadece aylar geçmiş. Dolayısıyla Matt’in hala yasta olduğunu anlıyoruz. Yine merak edenler için; Spider-Man: Blue yayınlandığında bizim dünyamıza göre 1973’te hayatını kaybeden Gwen Stacy’nin ise ölümünün üstünden 7 yıl geçmiş olmalı. Neyse, konuya dönelim:

Gündüz vakti Daredevil görmeye pek alışkın değiliz ama... O dönemler öyleymiş.

Gündüz vakti Daredevil görmeye pek alışkın değiliz ama… O dönemler öyleymiş.

Hikaye, Spider-Man: Mavi’ye göre çok daha erken, yani kostümünün hala sarı olduğu dönemi anıyor. Orijinal seride hızlıca geçilen Matt’in Daredevil’a dönüşmesi ve boksör babasının katilini yakalaması çok daha detaylıca anlatılmış. Bunun yanında olaylar geliştikçe avukat ortağı Foggy Nelson ve Karen Page’le aralarındaki aşk üçgeni hikayesi de işlenmiş. Tabi Daredevil’ın süper kahraman kariyerinin başında karşılaştığı Electro, Owl ve Purple Man’in de anlatıyı bir maceraya çevirmek konusundaki katkılarını da es geçmemek lazım.

Yorumlar

  • Ilke Keskin

    Valla ellerinize sağlık çok güzel ve detaylı bir inceleme olmuş. Bir solukta okudum. Captain America Beyaz konusunda da belirttiğiniz üzere yazışmalara başladık bile. Bu arada çekilişe katılan tüm çizgi roman okurlarına da iyi şanslar diliyorum 🙂

  • Ilbey Özgüler

    hayatımda okuduğum en iyi çizgi romanlar bu renkler serisidir. Her ne kadar hikayeleri orjinal olmasa da işleyişi efsanedir.

  • Ataberk

    efsane çizgi romanlar 🙂

  • Ege Ovacık

    Daredevil görünce ağlayasım geliyo sevinçten :’)

  • Canberk Gezmen

    Harika bir inceleme olmuş. Spider Blue beni de mest etmişti hatırlarım