Kahramangiller

Karanlık Çizimleriyle Bir Lanetlinin Yaşamını Anlatan Manga: Berserk

Çizgi romanlarda, kitaplarda ya da çizgi roman kültürünün Japonya ayağı olan mangalar içerisinde kullanılan mekan Orta Çağ, ya da benzeri özellikleri barındıran bir zaman dilimi olunca ortaya çıkan eser ister istemez dikkatimi çekiyor. Ellerden düşmeyen kılıçlar, vızır vızır uçuşan oklar adrenaline iyi geliyor. Bu durum çoğumuzda aynı zannedersem. Yazının devamında bu türden bir mekanda hayat bulan Berserk’ten bahsedeceğim. Okuyup okuyabileceğimiz en gotik ve karanlık atmosfere sahip mangalardan bir tanesi.

Eserle ilgili neymiş ne değilmiş kısmına geçmeden önce bir hayli ilginç bir konudan bahsetmek istiyorum: Serinin yazarı ve çizeri Kentaro Miura “Ben ölene kadar Berserk devam edecek.” gibi bir açıklama yaparak kafaları karıştırmayı başardı. Bu konuya daha sonra tekrar değineceğim, evvela Berserk’ten konuşalım…

Karanlık, Her Yerde!

Okumaya başladığımız ilk sayfada ne gibi bir belayla karşılaşacağımız belli oluyor. Serinin ana karakteri olarak boy gösteren Guts ile de burada tanışıyoruz. Başına ne gibi musibetlerin geleceği resmen daha doğduğu an belli olur. Her insan gibi normal şekilde doğmak yerine hangi suçtan ya da sebepten dolayı sallandırıldığı belli olmaya ölü bir bedenden doğarak hayata gözlerini açar. Gözleri önünde böyle bir olay vuku bulan halk da -haklı olarak- kendisini “Lanetli!” olarak yaftalıyor. Hayata resmen 1-0 geride başlayan, kendinden başka kimsesi olmayan Guts, hayatta kalabilmek için başının çaresine bakmak zorundadır. Bunu da etrafında bolca bulunan paralı askerlerden kılıç kullanmayı öğrenerek yapar.

Ancak herkesi tercih edeceği türden kılıç, yay, mızrak ya da gürz gibi silahlar yerine fiziki olarak boyundan büyük denebilecek devasa bir “demir parçası” -cidden dövülmemiş demir bloku resmen- kullanır. İleride Kara Kılıç Ustası olarak anılmasını da bu kılıca borçludur. Doğumunda başlayan aksilikler hayatı boyunca peşini bırakmaz. Birbirinden kaotik kabuslardan, tecavüze kadar her türlü dehşete karşı yaşama mücadelesi verir. Eline geçen her fırsatta çocukluktan itibaren öğrendikleriyle paralı asker olarak hayatını satarak kan akıtmaya devam eder. Ancak işler çok geçmeden çok daha da ilginç bir hal alır. Kendisi gibi genç, kanı kaynayan savaşçılardan oluşan Şahinler Takımı adındaki paralı asker grubu ve liderleri Griffith ile olan tanışması adeta hayatının seyrini değiştirir. Bir grup paralı asker için para için adam öldürmek kadar doğal bir şey olamaz. Lakin takımın lideri konumundaki Griffith, hem Guts’ı hem de var olan dünyayı içinden çıkılmaz karanlıklara esir etmeye oldukça heveslidir. Karanlığın adeta somut olarak hissedildiği, hayatın hiçbir yerde güvenli olmadığı zamanlar geldiğinde Guts yola tek devam etmek zorunda kalır…

Berserk için bu kadar giriş taksimi yeter. Gerisi, okuyunca sizde uyandıracağı merak ve dehşet hissine kalıyor. Piyasada yer alan mangalar içerisinden hem senaryo hem karakter hem de atmosferiyle sıyrılmayı başaran bir yapım. Zira baktığımız zaman yayınlanan serilerin barındırdığı light içeriklerin yanında Berserk oyunlardaki “brutal mod” gibi resmen. İçerisinde komedi faktörünün çok çok az barındırması -hiç olmamasını tercih ederdim- her okuyucuya hitap etmemesinde temel faktör. Eğlenmek için, gülmek için bir şeyler arayanlara göre değil. Adam başında bin bir iblis ve her türden felaket kol geziyor en nihayetinde.

berserk2

Çizim anlamında özellikle tasarlanan mekan, okuyucuya aktarılan atmosfer tam da olması gerektiği gibi. Elimizde görsel bir meta var. Haliyle ilk önceliğimiz ortaya çıkartılan çizimler, çizgiler. Bu noktada okuyucuyu tatmin eder nitelikte olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte çok sık karşılaştığımız yaratıklarda ortaya çıkarılan iş çok hoşuma gitti. Her birinin gerek tasarımı, gerekse hikaye içerisindeki rolleri için uzun süre çalışıldığını anlıyoruz. Karakter tasarımlarının da geçer not aldıklarını söyledikten sonra o meşhur dövüş sahneleri hakkında da bir iki şey söylemek lazım sanırım. Okumayı, anlamayı zorlaştıracak ayrıntılar zaman zaman karşımıza çıkmıyor değil, ancak genel anlamda olmuş diyebilirim. Bu arada seri içerisinde sık sık kan gövdeyi götürüyor benden söylemesi. Gerek hikayesi, gerekse bu özelliği -çoğunca şiddet zaman zaman cinsel ögeler- sebebiyle Berserk her yaş grubu için uygun değil, bunu da belirteyim.

Guts’ın hikayesinin içine girdikçe devam etmek, daha fazla okumak istiyor insan. Buna karşın yazının başında da belirttiğim gibi; mangaka Miura, seriye şimdilik herhangi bir son verme niyetlisi değil. Bu şu demek oluyor; Berserk daha uzun yıllar okuyucuyla olacak. Bu kalitede bir seri okuyacak olan kitle için iyi haber. Ancak bir de madalyonun diğer tarafı var. Manga devam edeceği bu yıllar süresince bahsettiğimiz kaliteyi kaybedip, kendini tekrar etme yoluna gidebilir. Özellikle bu tekrar olayı en istemediğimiz şey sanırım. Neyse biz okumaya devam edelim, bakalım sonu nereye varacak.

berserk1

Çizerinin ilk olarak 1988 yılında üzerinde çalışmaya başladığı manga, yine aynı yılda 48-50 sayfalık bir nevi deneme sayısıyla yayın hayatına başlar. Serinin gerçek anlamda yayına geçmesi 1990 yılında Hakusensha firması sayesinde gerçekleşir. Kara Kılıç Ustası (Black Swordsman) Guts’ın hikayesinin Japonya’da en çok satan mangalardan bir tanesi olduğunu da söylemeden geçmeyeyim.

Gerekli Şeyler vasıtasıyla Türk okuyucusu ile buluşan serinin çevirisinin gayet güzel ve akıcı olduğunu söyleyebilirim. Zira Berserk’teki diyalogların her biri önemli. Ne dedik komediye, laf salatasına yer yok. Ciddi bir şey konuşuyoruz şurada. Gerek karanlık atmosferi gerekse her zaman karşımıza çıkmayan hikayesi ile Berserk, tür içerisinde kült olmayı başarmış, okunmaya değer bir yapım olarak kitapçılarda.

Bu yazı, "Gerekli Şeyler Manga Koleksiyonu" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar