Marvel Süper Kahraman Dosyaları: Punisher

Frank Castle ve ailesi, hafta sonu çıktıkları piknik sırasında bir mafya infazına şahit olurlar. Geride tanık bırakmak istemeyen katillerin açtığı ateş sonucu eşi Maria, kızı Lisa ve oğlu Junior’ı kaybeden Frank Castle için artık suçluların cezasını kesmekten daha önemli hiçbir şey kalmamıştır. Böylece Punisher’ın bitmek bilmeyen tek kişilik savaşı başlar… Tanıdık geldi mi? Muhtemelen buna benzer senaryosu olan en az on film izlemişsinizdir. Ama sizi temin ederim, Punisher bu tür filmlerin yaygınlaştığı 80’lerde değil, daha öncesinde yaratılmış bir karakter.

İntikam Arayan Kahraman

Aslında şöyle bir oturup düşünecek olursanız, Frank Castle’ın yaşadıklarının günün birinde sizin de başına gelebileceğini gerçeğiyle yüzleşebilirsiniz. Hayal edin; sevdikleriniz caniler tarafından katledilmiş olsa ve adalet sistemi bu konuda yetersiz kalsa ne yapardınız? Önünüzde iki seçenek var; ya olayların üstüne bir bardak soğuk su içer ya da adaleti kendi ellerinizle sağlamaya karar verip kısa süre içinde kendinizi öldürtebilirsiniz… Ne yani? Başka türlü olacağını mı düşünmüştünüz? Hangi aksiyon filminde polis, FBI ajanı ya da emekli asker değildir ki gidip suçluları patır patır öldürüp intikam alanlar?

punisher-family-killed

Frank Castle, birçok madalyaya layık görülmüş bir Vietnam Savaşı gazisidir. Amerikan Deniz Piyadesi olarak aldığı eğitim sayesinde dövüş sanatları, gizli operasyonlar ve gerilla taktikleri konusunda uzman hale gelmiştir. Fiziksel ve zihinsel olarak da kendini çok iyi disipline etmiş olan Castle, orta seviye telepatların zihin kontrollerine rahatlıkla direnebilmektedir. Yani demek istediğim şudur ki; genelde Punisher’ın peşine düştüğü suçluların büyük bölümü gözü kara olmaları dışında pek bir numaraları olmayan tiplerdir. Açıkçası gerçek bir ölüm makinesi karşısında ibret-i alem olmak üzere ölmekten başka seçenekleri pek yoktur.

Kahraman Derken?

Punisher, Amerikan popüler kültüründe Vietnam Savaşı sonrası ortaya çıkmaya başlayan, psikolojik sorunlu ve anti-kahraman ekolünün tipik bir temsilcisidir. Punisher için bir dosya hazırlamaya karar verdiğimde başlığa ne yazacağım konusunda şüpheye düştüğümü itiraf etmeliyim. Zira malumunuz olduğu üzere, Punisher kesinlikle bir “kahraman” değil! Kendisi suçlulara karşı verdiği tek kişilik savaşında cinayet, gasp, adam kaçırma ve işkence gibi son derece ağır suçları işlemekten çekinmeyen, gerçek bir ölüm makinesi. Ancak zamanında Deadpool için hazırladığımız dosyayı, süper kahraman başlığı altında yayınlamıştık. Şimdi durduk yerde “Süper Anti-Kahraman Dosyaları” diye içinde taş çatlasın 2-3 karakter tanıtımı olacak yeni bir format uydurmak istemedim.

70’ler 80’ler… Eski Güzel Günler

Dönemin Spider-Man yazarı Gerry Conway, yarattığı bir karakterin skecini yaparak Marvel’in sanat yönetmeni John Romita Sr.’a gösterir. Romita, elinde tüfeği ve siyah kostümünün bir göğsünde küçük bir kuru kafa sembolüyle Conway’in “Assassin” adını verdiği karaktere şöyle bir bakar ve tek bir değişiklik yapar: Göğsündeki kuru kafa sembolünü tüm gövdesini kaplayacak kadar büyütür ve serinin çizeri Ross Andru’ya yollar. Ancak dönemin Marvel şef editörü Stan Lee, karakterin isminin çok olumsuz olduğunu düşünür. Zira Conway’in yazdığı hikayeye göre Assassin, hikayenin sonunda Spider-Man’le uzlaşacak ve kahraman olma yolunda ilerleyecektir. Lee’nin aklına, zamanında Galactus’un önemsiz robotlarından birine verilen “Punisher” ismi gelir. Conway bu öneriyi kabul eder. Açıkçası karaktere o kadar da önem vermemektedir. Ona göre Punisher epi topu bir iki sayıda görünecek ikinci sınıf bir karakterdir, o kadar…

Amazing Spider-Man #129 (1974) - Punisher'ın ilk gözüktüğü sayı.

Amazing Spider-Man #129 (1974) – Punisher’ın ilk gözüktüğü sayı.

Frank Castle’ın okuyucu karşısına ilk çıktığı sayı, 1974 yılında yayımlanan Amazing Spider-Man #129 olur. Hikayede tüm suçluları öldürmeyi kafasına koymuş bir kanunsuz olan Punisher’ın yeni hedefi, Spider-Man’dir. Zira o dönemlerde Norman Osborn’u Spidey’nin öldürdüğü düşünülmektedir.

Karakterin tutması üzerine 70’ler sonu, 80’ler başı dönemde Spider-Man, Captain America, Daredevil ve Nightcrawler gibi bir çok karakterler team-up yaparak kendini göstermeye devam etmiştir. Karakterin bu kadar tutması, yaratıcısı Gerry Conway’i çok şaşırtmıştır. Hatta şaşırtmaya devam da edecektir…

Karanlık Çağın Eli Kanlı Anti-Kahramanı

Sonunda 1986 Ocak ayına gelindiğinde Steven Grant adlı yazarın yıllar süren lobi faaliyetleri sonucunda Punisher’ın beş sayılık ilk mini-serisi yayınlanmaya başladı. Mini serinin başarısı ardından hemen ertesi sene, The Punisher adlı, toplam 104 sayı sürecek seri yayın hayatına başladı. Bu başarıyı 1988’de “The Punisher War Journal” (80 sayı) ve 1992 de “The Punisher War Zone” (41 sayı) adlı seriler takip edecekti.

Bunların yanında siyah-beyaz olarak 1989’da yayınlanan “The Punisher Magazine” (16 sayı) ve ertesi yıl onu takip eden “The Punisher Armory” (10 sayı) adlı serileri de unutmamak gerekir. Ayrıca bu dönemde tek atımlık yayınlanan Punisher sayıları yayında Frank Castle’ın konuk olduğu gerek süper kahraman, gerekse Vietnam dönemi temalı hikayeleri de eklemek isterim.

Mayıs 1992 - Öyle her babayiğidin harcı değil 3 çizgi roman birden her ay...

Mayıs 1992 – Öyle her babayiğidin harcı değil 3 çizgi roman birden her ay…

Şüphesiz bu yükselişin sebebi, çizgi roman sektörünün Bronz Çağ’dan çıkıp Demir (ya da Karanlık) Çağ’a geçmesiydi. Wolverine ve Punisher gibi anti-kahramanların popüler olduğu ve şiddet dozunun tavan yaptığı bir dönemdi bu. Ancak Karanlık Çağ, kendi yarattığı karanlığa gömülmeye mahkumdu. Zira ilk zamanlarda okuyucu daha önce görmediği şiddet sahnelerini ve karanlık, tepeden tırnağa silahlı tiplemeleri ilgi çekici bulmuştu. Fakat bu ilgi birkaç yıl içinde düşüşe geçti. Zira okuyucular aslında hikayelerin içlerinin ne kadar boş, sadece savaşlardan ibaret olduğunu idrak etmişti.

Marvel bu kriz ortamından ancak sahip olduğu karakterlerin yayın ve film haklarını kötü sözleşme koşullarıyla satarak kurtulabilmişti (Bunun etkilerini hala sinema sektöründe görebilirsiniz). Punisher’da bu düşüşten nasibini aldı elbette. 1995 yılında Punisher’a ait üç çizgi roman birden kötü giden satışlar yüzünden iptal edildi.

Mavi Kaplan, İnfazcı ve Cezalandırıcı

Ülkemizde şimdilerde 35 yaş civarlarında olan çizgi roman okuyucuları Punisher’ı (ismi değişik olsa da) çok iyi tanır. Çünkü benim ortaokul ve lise dönemime denk gelen bu dönemde (80’ler sonu, 90’lar başı) B Yayınları tarafından yayımlanan Örümcek-Adam serisi sayesinde birçok Punisher hikayesi okuma şansımız olmuştu. Elbette o zamanlar ismi Türkçeye nedense Mavi Kaplan olarak çevrilmişti. Frank Castle’ın çete savaşlarındaki rolü, yakalanması ve mahkemeye çıkması mı dersiniz, yoksa Spider-Man, Nova, Night Thrasher, Blackhawk ve Moon Knight’la takım olduğu altı sayılık Gizli İmparatorluk Savaşı mı?

Amazing Spider-Man #353 - 358 arasında yayınlanan Secret Empire kapışmasına katılan efsane ekip.

Amazing Spider-Man #353 – 358 arasında yayınlanan Secret Empire kapışmasına katılan efsane ekip.

Ayrıca rahmetli Ali Recan’ın kurduğu Alfa Yayıncılık tarafından “İnfazcı” adıyla yayımlanan 16 sayılık Punisher Magazine’leri de unutmamak gerekir. Kişisel arşivimde hala birkaç sayısını saklarım.

Punisher MAX

Punisher, 1995’teki toplu iptalden sonra yazar Garth Ennis ve çizer Steve Dillon tarafından 12 sayılık bir mini seriyle geri getirildi. Unutulmaya yüz tutmuş karaktere hayat öpücüğü gibi gelen bu seri, Punisher’ın başına gelen en iyi şeye sebebiyet verecekti: Punisher MAX.

2001 – 2004 yılları arasında 37 sayı olarak yayımlanan Punisher MAX serisi, açık ara en iyi Punisher serisidir. Bilmeyenler için kısaca anlatmam gerekirse; 2001 yılında kurulan MAX Comics, Marvel’in bir alt koludur ve amacı yetişkinlere yönelik çizgi romanlar yayımlamaktır.

Bunlar seride yer alan en az şiddet içeren çatışma sahneleri

Bunlar seride yer alan en az şiddet içeren çatışma sahneleri

Garth Ennis, ilk iş olarak MAX Comics etiketi altında kaleme aldığı Punisher’ı Earth-616’dan kopartarak Earth-200111’de konumlandırır. Zira onun kafasında Punisher süper kahramanlarla takım kuran bir karakter değildir. Bunun yanında bu evrende Frank Castle’ın doğum tarihi 16 Şubat 1950’dir (Kendisiyle aynı burçtan olduğumu keşke astrolojiye merakım olduğu zamanlar öğrenseydim) ve Marvel Çokluevren Dosyası‘nda anlattığım gibi dört yılda bir yaş değil, gerçek dünyamızdaki gibi yaşlanmıştır. Yani 2004’de yayımlanan seride Castle 54 yaşındadır ve tek kişilik savaşı hala sürmektedir. Kıyafet olarak da artık spandex kostüm yerine trençkot ve postal giymektedir.

Şiddet dozajı aşırı yüksek olan seride Punisher aşağı yukarı 30 yıldır aktiftir ve toplamda 2 binden fazla kişi öldürmüştür. Garth Ennis, genellikle Castle’ın rakipleri olarak geldikleri yere uyum sağlamak yerine çevreyi kendilerine uydurmaya çalışan İtalyan mafyası, IRA döneminden kalma İrlandalı çeteler ve köle ticareti yapan Moldovalılar gibi azınlıları kullanmayı tercih etmiştir. Elbette bir yandan da FBI ve polis de Castle’ın peşindedir. Ülkemizde Marmara Çizgi tarafından yayımlanan ve bu yazı yazıldığında beş sayısı piyasada olan bu seriyi mutlaka okumalısınız. Hatta sitemizde üç ve beşinci sayıların tanıtımları mevcut.

Bu yazı, "Süper Kahraman Dosyaları" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar

  • Doğa Önen

    Punisher MAX’dan 2003 yılında çıkan Vietnam temalı Born (Garth Ennis) serisini de tavsiye ederim. Vietnam’da yaşadıklarıyla ailesinin ölümü bağlantılı mıdır? Bu kadar uzak iki kara parçasından nasıl bir bağlantı olabilir? temalı beğendiğim bir seriydi.. Sonunda aklıllarad soru işareti bırakan, okuyucunun farklı yorumlarla bitirebileceği bir macera Born.. Punisher sevenlere tavsiye ederim..hatta okuyun gelin burada finale ile ilgili yorumlarınızı tartışalım..

  • Punisher’ı ben acayip severim. Marvel dünyasında süpergüç falan filan demeden delikanlı gibi kendi kası kendi silahı ile alayına kök söktüren bir abi Frank Castle.

    Bir de belirtmeden geçemeyeceğim, Punisher’ın esinlenildiği karakter Don Pendleton’un 1969’da yazmaya başladığı The Executioner serisinin baş karakteri Mack Bolan. Karakterlerin özgeçmişleri bire bir aynı hatta. Tek fark Bolan’ın kızkardeşi Mafya’dan borç alıp ödeyemeyince fuhuşa zorlanıyor, bunu öğrenen babası da cinnet geçirip karısını kızını ve kendisini öldürüyor.

    Muhtelif sitelerden veya benim gibi şanslıysanız sahaflardan edinip okuyun derim.

    Yazı için ellerinize sağlık.

  • kısa film güzelmiş teşekkürler

  • Cihan Türe

    Max serisi baştan sonra okunmalı özellikle Barracuda ve Punisher’ın karşılaştığı sahneler, Nick Fury için Rusya’da yaptığı operasyon, öldürdüğü mafya elemanlarının karılarının ortaklaşa katıl tutmaları gibi çok enteresan hikayeler mevcut.

  • muhterem erkan

    Turkce cizgi romanlar basildigindan beri 60a yakin kitap aldim ama aralarindan tartismasiz en sevdigim punisher max serisiydi. Ordaki punisher tabiri caizse Allah gibi adamdi, jon tip olarak aklima yatmiyor hala ama isini iyi yapiyor kerata.

    Abi birde demissin benim icin kahraman cyclops.tur diye. Sevdigim marvel karakteridir son 10kusur senedir cyclops. Rica etsek onunda bi incelemesini cikarsana ozellikle son yillarda yasadigi degisimi fln muazzam olur. Ellerine saglik gene bu inceleme icinde.

    • X-Men: Apocalypse yaklaşırken o konudaki eksiklerimizi kapatmaya çalışacağım 😉 O iş bende ^^