Kahramangiller

Neden Çizgi Roman Oku(T)malıyız?

Başlık garip mi geldi? Toplum için hayati olan çoğu yetiyi kazanmak için geç kalmış bir yaş kitlesine hitap ediyorum aslında. Yetişkinlere. Genç yaştaki insanların – gençten kastım okumaya ilk başlanılan yıllar!- hayatlarına çizgi romanın nasıl dokunduğunu bir bilseniz! Ağaç yaşken eğilir ve çizgi roman fark etmeden o ağacı o kadar güzel şekillendirir ki.

Merak Edin!

Bugün sorunlu toplumlarda yaşanan bütün aksiliklerin temelinde bence merak duygusunun eksikliği yatıyor. Bebekleri bilirsiniz. Ne kadar da meraklıdırlar! Her köşeye girmek, her yeri ellemek, her şeyi tatmak isterler. Doğuşta bize verilen bu denli kuvvetli bu duygu nasıl oluyor da zamanla yok olabiliyor? Bir çok nedeni var. Önemli bir nedeni örneğin, özellikle ülkemizde merak eğitim sistemi sayesinde köreltiliyor, yok ediliyor. Dolayısıyla çocuk henüz eğitimin karanlık dünyasına girmeden, merak duygusunun güçlendirilmesi, otomatikleştirilmesi hem kişi hem de toplum için uzun vadede muazzam bir kazançtır. İşte çizgi roman bunu en keyifli, en renkli yollarla yapabilecek güçlü bir araçtır.

nedenÇizgiRoman1

Bir çocuğa (istisnai durumlar hariç) quantum fiziğini okuyarak sevdirmeniz oldukça zordur. Ama renklendirerek çizer bir de fantastik maceralar eklerseniz… Çizgi roman yaratıcıları öyle dünyalar yaratır ki tek bir kare okuduğunuzda devamını bilmek istersiniz. Devamını gördükçe o hikayenin detaylarını, hikayenin geçtiği dünyaları, evrenleri merak edersiniz. Merak ettikçe okur, internette araştırır, kitapçılarda zaman geçirirsiniz. Zamanla o kitapçılar başka dünyalar açar ve başka dünyalar da başka merak edecek konular. İnsan merak ederek gelişir.

Hayal Kurun!

Bir hayalle yola çıkan bir fikrin dünya tarihinde edindiği yerler bizi hep şaşırtmıştır. Avrupa’daki Rönesans hareketinin temelinde hayal vardır. Uçmayı, kimyasal maddeler kullanarak hastalıkları iyileştirmeyi, çizmeye başlarken, heykeli yontarken hep hayal ettiler ve bugün bir çok açıdan; ibretle baktığımız batı medeniyetini şekillendirdiler.

Çizgi roman kişinin hayal dünyasını güçlendirir. Renk algısını genişletir. Hayal kurmak bireyi yaratıcı kılar ve bu gücü doğru kullanırsa ama iş dünyasında ama arkadaş çevresinde de öne çıkan biri olabilir kişi.. Hayal kurmak devrimlerin temelidir. Yeni endüstrilerin başlangıcıdır. Hayal kuran bir toplumun sınırları olmaz. Sınırlar prangadır.

Dil Öğrenin!

Ben İngilizce ve İtalyanca biliyorum. İki dilin temelini de, babamın bana arada sırada getirdiği yabancı dilde yazılı olan çizgi romanlarla attım. Yabancı lisanı sevmeyi çizgi romanlarla öğrendim. Yabancı dil öğrenmek isteyen insanlara birinci tavsiyem çizgi roman okumalarıdır, ikincisi de çizgi film izlemeleridir. Çizgi dünyada konuşmalar kısa ve nettir. Kompleks cümlelere, tasvirlere yer yoktur. Görsellik zaten pek çok şeyi özetler. Basit cümlelerle süslenmiş akıcı bir macera gibisi yoktur. Yabancı dili sevmek, en azından ondan soğumamak için. Yabancı dil öğrenmek için çizgi dünyaya bir şans verin. Pişman olmayacaksınız!

03

Okuyun!

Japonya’da toplumun yüzde 14’ü, Amerika’da yüzde 12’si, İngiltere ve Fransa’da yüzde 21’i düzenli kitap okurken, Türkiye’de yalnızca on binde 1 kişi kitap okuyor. Bir Japon bir yılda ortalama 25, bir İsviçreli 10, bir Fransız 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor. Kısacası cahil cühela bir toplumuz.

Çizgi roman genç yaşlarda okuma alışkanlığı kazandırmak için birebirdir. Öyle ki; dünya Klasikleri bile artık çizgi roman olarak raflarda bizi bekliyor. Okumaya eğlenceli bir şekilde alışmak için, bu renkli dünya gibisi yok.

“Vay be! Neymiş bu çizgi roman?” dediğinizi duyar gibiyim. Çizgi dünyaya aşık olan birisi olarak bazen yazımı çok ballandırmış olabilirim ama çizgi romanların, çizgi filmlerin açacağı dünyaları bir keşfetseniz, kazandırabileceklerini bir öğrenseniz o zaman zorla okutursunuz her karesini genç nesillere.

Yorumlar