New Avengers’da 5’inci Cilt – İç Savaş

“Savaş, savaş asla değişmez…”

Yaşadığımız dünyada aslında üç boyuttan fazlası var. Gözümüzün gördüğü boyut sayısı her ne kadar üç olsa dahi, aklımızın aldığı ve kalbimizin hissettiği boyutların sayısı çok daha fazla. Bu kitap, daha önce okuduğumuz New Avengers ciltlerinden farklı. Bu defa eski dostlar düşman, ancak sadece bu kadar ile alakalı değil. Süper kahramanların birbirleriyle karşı karşıya gelmeleri oldukça alışılageldik, ancak ilk defa bu kadar derin bir değerler krizi söz konusu.

İç Savaş nedir, nereden çıkmıştır gibi konularda pek çok kaynak mevcut. Öyle ki son Kaptan Amerika filminin de konusu buydu. Gökmen Öncü’nün konu hakkında yazısı için sizi şöyle alayım:

Bir Marvel Comics Klasiği: İç Savaş

Film ile ilgili yazı da Kemal Kenru’dan geliyor:

Captain America: Kahramanların Savaşı – Güzel Kurgu, Sağlam Aksiyon ve Bol Kahraman

Gerekli Şeyler tarafından ülkemize getirilen serinin beşinci cildi, 21-25 arasındaki sayıları içeriyor. Yazar yine Bendis, Çizerler Howard Chaykin, Leinil Yu, Oliver Coipel, Pascal Ferry, Jim Cheung. Çeviri ise İlke Keskin tarafından yapılmış yine.

Ne Anlatıyor Kitap?

Kitapta savaşın aksiyon kısmı pek resmedilmemiş. Aksiyon sahneleri var, ancak dozunda tutuluyor. Bu ciltteki hikayeler daha çok karakterler üzerinde yoğunlaşıyor. Açıkçası serinin başından beri gıcık kaptığım Luke Cage’e bile sempati duyabilidim, o denli güzel olmuş bu cilt.

Ciltte yer alan her sayı, başka bir karaktere odaklanıyor, bu yüzden bu defa bir değişiklik yapmaya karar verdim.

Kaptan Amerika’nın Hikayesi

Kaptan Amerika, Marvel evreninde en umudunu korumayı başaran, en her ne olursa olsun mücadele eden, en bi kahraman kahraman olabilir. Bu sayıda karakterin psikolojisini daha yakından inceleme şansı buluyoruz. Kaptan Amerika hala başkaları yüzünden kendini suçluyor, hala daha suçu kendinde bulup başkalarını korumaya çalışıyor bu sayıda. Aslında, iyi bir çizimle çok iyi olabilecek bir hikayeymiş, ancak o kadar kötü çizilmiş ki hayatı boyunca toplamda 2 defa bir şey çizmeye çalışmış olan ben bile denk getirirsem Marvel için çizebileceğimi öğrendim.

Luke Cage’in Hikayesi

Ekipte yer alan karakterlerin arasında ekip liderliği yapmışlığı olanlar arasında yer alan Luke Cage, hikayeye farklı bir açıdan yanaşma şansı verdiği bir hikaye ile karşımıza çıkıyor. Bu hikaye, siyahların hikayesi. Siyahların mahallesinde geçen bir hikayede olması gerektiği gibi ilerleyen bir hikaye. Yapı olarak zaten emir verilmesinden, itilip kakılmaktan, saygısızlıktan hiç hazzetmeyen Cage, toplumun farklı kesimlerinin algılarına dair bir mesaj veriyor aslında. Örneğin kitap boyunca ilk defa sivil halk işe karışıyor. Hem de bu, öyle çatışmanın arasında kalma şeklinde değil; bilinçli bir eylem. Fiziksel olarak bambaşka boyutta da olsa, Luke Cage kendi toplumundan görünmez güç uçurumlarıyla ayrılmış değil, bu anlamda toplumca erişilemez konumda değil. Oranın geçmişindeki acıların karşısında duran adam olarak, halkını arkasında görüyor ve kendini onlardan ayırmıyor.

Jessica Drew’in Hikayesi

Çizimler: Muhteşem. Oldukça temiz ve detaylı çalışılmış, hakkını vermek lazım. Diyaloglar: Eh işte. Genel kurgu: Eee… peki. Özetle Jessica Drew yani Örümcek Kadın nasıl oldu da Kaptan Amerika ve ekibine katıldı sorusunun cevabı olarak yapılmış bir bölüm bu, ama çok da bir şey anlatmıyor. Eğer Kaptan’ın hikayesi ile bu hikayenin çizerlerini değiştirseydik muhtemelen bu sayı ne kadar kötü olduğuyla meşhur olurdu, sağda solda bu sayıya göndermeler yapılırdı. Çizgi roman içerisinde çok sırıtmıyor aslında, ama şöyle bir serzenişte bulunmak istiyorum müsaadenizle: “Ya arkadaşım, bu kadın ajan bak ajan. Öyle düz ajan da değil ha, karmaşık bir geçmişten gelen bir üçlü ajan. Ötekiler de ya istihbaratçı ya gizli hareket etmeyi tercih eden organizasyonlar. Bu nedir ya? Herkes her şeyi bıt bıt bıt söylüyor, sonra harala gürele oluyor hop başka yere geçiyor mevzu. Bir dur, bir alt yapı hazırla bir şey yap. Ama yook…” Neyse, öyle yani.

Hyperion’un Hikayesi

“Çok güçlüyüm, öyle böyle değil inanılmaz güçlüyüm, dur kendimi bir şekilde şu işlerden uzak tutayım da aksilik çıkmasın şimdi.” diyen, daha doğrusu yazarlarca böyle dedirtilen Hyperion’un olaylara karışmamaya çalışıp başka olaylara bulaşması ve akabinde iç savaşa bulaşmasının hikayesi olarak özetlenebilecek bu sayıda, bir Avengers fasikülü başına düşen avengers sayısının en dip noktasını da görüyoruz. Çizimler güzel, diyaloglar da fena değil. Az önce bahsettiğim “Bunlar ajan!” isyanı burada pek geçerli değil, zira adam Hyperion. Konuyla alakalı olarak Cihan Türe soylamış, bakalım ne soylamış:Sanatta ve Kurguda İnsan Dışı Varlık Motivasyonları

Demir Adam’ın Hikayesi

Bu hikaye, Demir Adam’ın bütün bu hengame arasında aslında nelerle uğraştığını ve nasıl tepkiler aldığını anlamamıza yarıyor. Genel cilt kompozisyonu içinde ele aldığımızda, hikayenin Kaptan ile başlayıp Demir Adam ile bitmesi güzel bir geçiş olmuş. Demir Adam hikayesinin bitişi ile yeni olayların da ilk adımları atılarak cildimiz sona eriyor.

Genel Değerlendirme

Ne öldürür ne güldürür bir cilt olarak New Avengers V: İç Savaş, aslında ortaya çıktığı şartları düşündüğümüzde kötü bir hikaye sayılmaz, özellikle de yazdığı dönemde Bendis’in hemen her şeyle uğraşmak durumunda olduğunu göz önüne alırsak. İlk hikayenin çizimleri gerçekten çok kötü, ama atlatırsanız gerisi sıkıntısız şekilde geçiyor. Sybril Dvorak da Thunderbolts ayağına hapisten yırtmış, Gypsy Moth adlı bir karakterdir.

Herkese iyi okumalar.

Yorumlar