Kahramangiller

Sürreal Bir Öz Eleştiri: Airboy

Kırklı yıllarda Amerikan çizgi roman dünyası pilot kahramanlara merak salmıştı. 1942 yılında Charles Biro tarafından yaratılmış olan Airboy bunlardan sadece biridir. Nazilerle savaşan kahraman pilotların maceralarını içeren Air Fighters dergisi, Airboy gibi pek çok kahramana ev sahipliği yapmaktaydı. Defalarca tekrardan canlandırılmaya çalışılan Airboy’un başarısızlığı muhtemelen artık pilot kahraman kavramının modasının geçmiş olmasındandır. Ne var ki, Image Comics’in dört sayılık yeni Airboy serisinin kahramanı Airboy değil.

Muhtemelen sadece 2015 yılının değil son zamanların en meta ve en uçuk çizgi romanlarından biri ile karşı karşıyayız. Zira James Robinson tarafından kaleme alınan bu yeni Airboy hikayesinin kahramanı James Robinson’un ta kendisi.

Bir Yazarın Günahları

Eskiden iyi bir yazar olarak bilinen, ancak eski yaratıcılığını kaybetmiş James Robinson’a Image Comics tarafından bir Airboy çizgi romanı yazması talimatı verilir. Robinson, Airboy’un çok salak bir karakter olduğunu düşündüğü için bu teklifi önce reddeder. Ancak paraya ihtiyacı olduğu için sonra kabul etmek zorunda kalır. Gel gelelim Airboy hakkında ne yazacağına dair de hiçbir fikri yoktur. Bunun üzerine çizer Greg Hinkle’ı çağırıp beraber bir fikir bulmaya çalışırlar. Fakat hiçbir şey yolunda gitmez.

airboy-1

Airboy, bu haliyle kısmen öz eleştiri içeren tuhaf bir hiciv eseri olmuş. Hikayedeki Robinson rezil bir adam. Starman’den beridir düzgün bir çizgi roman yazamadığının farkında ama son derece kendini beğenmiş ve ukala olduğu için de hala adam gibi bir şey yapamıyor. Düzgün bir ürün çıkaramaması evliliğini de etkiliyor.

Hikayede Hinkle, Robinson ile çalışma fırsatından çok mutlu olan idealist bir çizer. Temelde gayet efendi ve çalışkan bir insanken Robinson’un negatif tavrı onu da etkiliyor. İkili yeterince iyi bir fikir çıkaramayınca Robinson’un önderliğinde alkol, uyuşturucu ve seksten oluşan bir “kafa dağıtma” aktivitesine girişiyor ve olanlar oluyor. Gecenin sonunda hiç iş yapılmamış, normalde iyi ve ahlaklı bir insan olan Greg Hinkle, terbiyesiz, ahlaksız ve sorumsuz James Robinson tarafından bir batağa sürüklenmiş. İşte tam bu sırada Airboy’un kendisi olay yerine gelip “N’apıyorsunuz siz olm?” diyince işler karışıyor.

Olayların paralel bir gerçekliğin dünyamıza akması sonucu mu yoksa kullanılan ağır uyuşturucular sonucunda ortaya çıkan bir halüsinasyon mu olduğu biraz da okuyucunun yorumuna kalmış. Gerçek üstü bir şeyler olduğu açık ama bu gerçek üstü durumun doğası nedir bilemiyoruz.

airboy-2

Airboy, sürreal havasını biraz da Greg Hinkle’ın hafif karikatürüze çizimlerine borçlu. Renk işini de halleden Hinkle, burada olağanüstü bir iş çıkarmış. Renk şeması karakterlerin ruh haline göre değişirken, Airboy ve arkadaşlarının parlak ve abartılı renklere sahip olmasının birden fazla anlamı var. Bizim dünyamız soluk, heyecansız ve keyifsiz iken, Airboy’un dünyası macerayla dolu. Ama aynı zamanda Airboy’un kişiliği açık ve net iken Robinson ve Hinkle ahlak ve etiğin gri yanlarında dolaşıyorlar.

Adam Mısınız?

Robinson, çizgi romanın altın çağındaki romantik hikayelerle günümüzün karanlık kahramanlarını karşılaştırıyor. Yakından tanıyınca Airboy’un da hayatının öyle çok basit olmadığını anlıyoruz ama bu durum hiçbir zaman onu görevinden döndürmüyor. Günümüz insanı ve kahramanları gibi sorunlarını bahane ederek görevinden ödün vermiyor Airboy. Dolayısıyla Robinson ile birlikte biz de utanıyoruz halimize bakıp. “Bu mudur?” diyor Airboy, günümüzün dünyasını göstererek. “Ben bunun için mi savaştım?” derken hem modern yaşamda birey olarak rolümüze hem de çizgi roman dünyasının altın çağ sonrası haline fırça atıyor.

Yani hem gündelik hayatımızın, hem çizgi roman piyasasının ince bir eleştirisi Airboy. Aynı Robinson gibi biz de Airboy ismini duyunca “Amaaan o da ne ki? Dandik bişi işte” diyoruz ama cevabımızı bir tokat sertliğinde alıyoruz. “Asıl sensin dandik!” diyor bize kahramanımız.

airboy-3

Çizgi roman dünyasında geçtiğimiz senenin en iyi eserlerinden biri olan Airboy’dan yeterince keyif alabilmek için biraz da çizgi roman piyasasını bilmek gerekiyor. Dört sayılık bu mini seri James Robinson’un uzun yıllardır yaptığı en enteresan şey. Sonlara doğru biraz kendini tekrar eden bir havaya bürünse de tam tadında kalıyor ve en uygun yerde bitiyor.

Sonunda da bize başaramadıklarımızla ilgili hangi bahaneleri uydurduğumuzu sorgulamak kalıyor. İçimiz kararıyor. Gidip bir bara sarhoşluğun ötesine geçene kadar içmek geçiyor aklımızdan. Son anda kendimizi durduruyoruz. Bir başka Robinson olmak, Hinkle’ları peşimizden sürüklemek ihtimali… Hiç hoş değil…

Yorumlar