Kahramangiller

The Punisher MAX: Taş Adam – Rusya’da Olan Rusya’da Kalmaz

“Sen gideceksin başkasının ülkesine, elini kolu sallaya sallaya askeri üssü tarayacaksın, sonra da ‘Hadi selametle’ deyip ülkene döneceksin. O işler öyle değil Frank Bey, o işler öyle değil”… diyor çok kısa özetlemek gerekirse, Marmara Çizgi’den Türkçe mümkün olan The Punisher MAX: Taş Adam serüveni. Ben de bu yazımda bu ciltle ilgili görüşlerimi paylaşacağım sizinle.

Taş Adam, Taş Adam’a Karşı

The Punisher MAX serisini ya da yazılarımızı takip edenler aşinadır; Rusya Ana Serüveni’nde The Punisher ta Rusya’ya gitmiş ve askeri bir üsten küçük bir kızcağızı kaçırmıştır. Bu olay, gizli operasyonlar biriminin tozlu raflarında bir dosyadan ibaret gibi görünürken, planda olmayan bir Rus Generali dosyayı açmaya karar veriyor. Nikolai Alexandrovich Zakharov. Kendisi Sovyetler Birliği döneminde, Afganistan’da savaşmış bir subaydı. Artık ulusalcı bir general. Zakharov, Amerikalıların üslerine girip, Rusya Devleti’nin rencide edilmesini içine sindirememiş bir vatansever. Planı: Frank Castle’ı ele geçirip yaptıklarını itiraf ettirmek, böylece Moskova’daki “kifayetsiz”leri alaşağı edip, eski görkemli Rusya için adım atmak.

Punisher MAX

Teker teker gel.. ya da farketmez ya.

Taş Adam’ın hikayesi çok kısa böyle. Taş Adam deyince aklınız hemen The Punisher’a gitmesin. Evet, kendisi de “taş güler, Clint gülmez” edasıyla, “taşlık” mertebesinde zirvededir ancak hikayede, Taş Adam diye geçen kişi Zakharov. Neden ona Taş Adam dendiğini elbette burada anlatmayacağım ancak şunu çok net söyleyebilirim ki; çizgi roman dünyasına gelmiş en kötü insanlardan biri kendisi. Bir önceki cilt olan Barracuda‘da, Punisher’ın rakibinin ne kadar sert, mücadelesi ne denli güç biri olduğundan bahsetmiştim. Belki halen de The Punisher’ın karşılaştığı en sert karakter. Ancak kötülük mertebesinde Zakharov çığır açıyor.

Yalnız Kurt Bu Sefer Yalnız Değil

Castle malum biraz yalnızlığı seven bir arkadaşımız(???). Hele bir de iş üzerindeyse, hem planları aksamasın diye hem de etrafına zarar gelmesin diye kesinlikle yalnız olmayı tercih ediyor. Ama bu macerada değil. Garth Ennis ile birlikte MAX Serisi’nde, Punisher’a dair yeni bir çok şeye şahit oluyoruz aslında. Kurtardığı birini yanına almak, New York, hatta ABD dışında operasyonlar yürütmek ve şimdi de bir ekip arkadaşı edinmek. 1990’larda artık sıkıcı hale gelmeye başladığı söylenen The Punsiher (ki ben bunu asla anlayamıyorum. Sizsiniz sıkıcı tamam mı!), MAX Serisi ile sunduğu farklılıklarla kesinlikle The Punisher’a hayat verdi.

Castle’a Afganistan’daki (evet bu macera da, yine ABD dışında, Afganistan’da geçiyor) görevinde bir hanımefendi eşlik ediyor. Hanımefendi deyince, öyle salon kadını gelmesin aklınıza; keza kendisi kırılıp, ters dönen parmağına bakıp, sakince “lanet olsun” diyen birisi. Onu Castle’ın yanına sürükleyen mevzu ise kişisel, okuyup keşfedin.

Aynı Çizer Candır

Çizgi roman serilerinde, seri devam ederken çizer değişebiliyor. Bu rastlanan bir şey; ki en nihayetinde profesyonel dünya bu, kınayacak değiliz. Lakin çizer değişimi 8,10 fasikül boyunca gözlerin aşina olduğu manzara yerine bambaşka bir dünya getiriyor ki şahsen bu durumdan bazı örneklerde haz etmemişimdir. The Punisher MAX’da da 7 cilt boyunca çizer değişimi görüyoruz ancak hiçbiri burun kıvırtmadı bana. Taş Adam’da da serideki favori çizerim kalemi eline almış. Gönül ister ki hep aynı kişi gitsin ancak çok da öyle olmayacağını biliyoruz.

Afganistan’da sıradan bir gün.

Sakin Ama Etkileyici

Daha sert, sarsıcı ve aksiyon yüklü MAX serüvenleri biliyoruz. Taş Adam, biraz daha ağır başlıyor ve açıkcası sonu çabuk bağlanıyor. Aksiyon azlığını, Garth Ennis de bu serüvende farketmiş olacak ki hikayenin başına dam üstünde saksağan bir uyuşturucu baskını koymuş. He, şikayet ettik mi? Asla. Kötü adamların telef olduğunu görmenin, nesinden şikayet edebilir ki insan? Tabii tüm bunlar demek değildir ki Taş Adam sınıfta kalıyor. Çizimleriyle, ağırkanlı başlayan ama oturaklı devam edip hızını çığ gibi arttıran bir Afganistan serüveni ve adalet anlayaşının, hergün daha kötüye gittiği dünyada, Castle tüm psikopatlığıyla bu macerada da huzurlu bir gülümseme yerleştiriyor hastalıklı beyinlerimize.

Bu serüven, yazının başında bahsettiğim Rusya Ana’ya bağlı. Bu demek değildir ki Rusya Ana’yı okumazsanız bunu anlamazsınız ama okursanız daha heyecanlı dalarsınız Afganistan dağlarına. Hem bağlantılı olmasa ne olacak? Gidin Taş Adam’ı da 6 cilti de alın! Setlere iyi indirimler de oluyor. Okuyan kişilerin de yorumlarıyla fikirlerini paylaşmasını bekliyorum. Yazım hakkında değil tabii ki, Taş Adam hakkında; yoksa yazım zaten iyi biliyoruz. Sağlıcakla kalın.

Yorumlar