Kahramangiller

Türk Sinemasında Süper Kahramanlar

Günümüzde kendini geek olarak görsün görmesin, çizgi roman okumuş veya okumamış neredeyse herkesin hayatında ortak olan şeylerden birisi şüphesiz süper kahraman ekolü ve onun ürünleri. Bizzat kendiniz süper kahraman ekolünün parçası olan bir film/dizi/animasyon/oyun izlemiş veya oynamış olabilir ya da yakın çevrenizden birisi bunları yapmış olabilir. Bir süper kahraman filmi izlemek sizi elbette geek yapmaz ya da tam tersi bir durum. Fakat ortada şöyle bir gerçek var ki, bu ekol gün geçtikçe hayatımıza nüfuz ediyor ve biz geeklerin büyük bir kesimi bu durumdan son derece memnun gözüküyor.

Okuduğu çizgi roman karakterlerini sinemada görmek bir geek’i ihya eder doğal olarak. Fakat layığı ile modernize edilip sinemaya uyarlanırsa bu durum böyle olur. Ve her köşeden bu tarz süper kahramanlı, geek damarımıza oynayan çizgi roman adaptasyonlarının fırladığı şu günlerde insan düşünmeden edemiyor. Neden bizim de yerli süper kahraman ekolümüz yok? Neden bu kalite ve konseptte yerel işler karşımıza çıkmıyor? İşte bu yazı bu sorulara cevap aramadan önce Türk sinemasının karanlık dehlizlerine ışık tutmak amacı güdüyor elinden geldiğince. Eğer hazırsanız; Motor!

tarzan1

Yeşilçam’ın İlk Süper Kahramanı : Tarzan

Başta Hollywood sonra Japon ve Hong Kong filmleri olmak üzere sinema endüstrisi için süper kahramanlar 20. yüzyılın modern mitosları halini almış durumda. Ve modern çağın bu yeni tanrıları çizgi romanlardan çıkma unsurlar olduğundan ötürü sinema endüstrisinde çizgi roman ve onun uyarlamalarının yeri ve önemi izleyici gözünde her geçen gün artıyor. Türk sinemasında ise çizgi romanlardan uyarlanan süper kahramanlara Yeşilçam döneminde denk geliyoruz.  Yeşilçam’da ortaya çıkan bu yeni kulvar 1971-1972 yıllarında zirveye ulaşırken 1984 sonrası yok olmaya başlar.

Türk sinema seyircilerinin karşılaştığı ilk batı ürünü süper kahraman ise ilginçtir ki, maymunlar tarafından yetiştirilen Tarzan’dır. Bu filmin esin kaynağı ise Edgar Rice Burroughs’un romanı ve Burne Hogarth’ın çizgi romanlarından uyarlanan Hollywood filmleridir. Türk sinemasındaki ilk Tarzan filmi ise Tarzan İstanbul’da olmuştur. 1950’li yılların en ünlü ve başarılı kurgucusu olarak görülen Orhan Atadeniz’in yönetiminde çekilen Tarzan İstanbul’da filmi ile Tamer Balcı da Yeşilçam’ın ilk Ormanlar Kralı oluyor.

Günümüzde neden Türk sinemasında süper kahraman ekolü olmadığını sorduğunuz da alacağınız yanıtlar genelde teknik imkansızlıklar ve kültürel uyuşmazlıklar şeklinde iki ana başlık altında toplanır. Oysa Yeşilçam dönemi bu ikisine de meydan okuyan sinemacılara ev sahipliği etmiştir. Öyle ki, Tarzan İstanbul’da filmi neredeyse iki kişilik bir ekibin çalışmasıdır. Senaryoyu yazan, filmi yöneten ve kurgusunu yapan Orhan Akdeniz ile filmin yapımcılığını üstlenip, görüntü yönetmenliğini  yapan Sabahattin Tulgar’dan oluşmaktadır film ekibi.

Kilink1

Temelde bir kurgu film olarak nitelendirebiliriz filmi. Çünkü filmin üçte biri Belgrad Ormanı’nda çekilmiş ve kalan üçte ikisi ise başrollerini Johnny Weismuller ile Maureen O’Sullivan’ın paylaştığı Metro-Goldwyn yapımı Tarzan filminden doğrudan alınmıştır. Yani eski filmden alınan direkt sahneler ile yeni çekimlerin detaylı bir şekilde kurgulanması sonucu ortaya çıkan bir film Tarzan İstanbul’da filmi. Kimi aksaklıklarına rağmen kurgudaki bu başarısı sayesinde naif de olsa Tarzan’ın Afrika maceralarının tadını taşımaktadır.

Tarzan filmi dönemin Türk sinemasının, kazanmaya çalıştığı ivme ile içine düştüğü kimlik bunalımını iyi bir şekilde gösteren filmlerden biri bana kalırsa. Batı’nın popüler filmlerini bizim kültürümüze devşirmek isteyen, bunu yapacak yeterli imkanı bulamayınca direkt olarak o filmlerden kesilen sahneleri kullanmaktan çekinmeyen sinemacıların dönemine göre elde ettiği hatırı sayılır bir gişesel başarı var ortada. Bu devşirmelerin ardındaki sosyolojik sebepleri ve hedeflenen demografik kitleyi anlamak için dönemin tüm filmlerini ele almak gerekiyor sanırım. Sinemanın genele hitap eden ürünler sunmaktan ziyade, her kesim için ayrı tonda filmler ürettiğini görüyoruz çünkü. Açık hava sinemaları, batının popülist ürünlerinin uyarlamaları, milliyetçi filmler ve erotik filmler bu ayrışma sonucu oluşan türlerden sadece birkaçı.

Yorumlar