Kahramangiller

Yeniden Diriliş ve Yüzleşme: Phoenix – Ağıt

Sıkı bir çizgi roman okuru olmasam da çok sevdiğim ve onlarla ilgili bir şeyler görünce okumadan veya incelemeden geçemediğim bazı karakterler var. Bunlardan biri de vaktiyle bir rol yapma oyununda kendisini canlandıracağım için saçlarımı kızıla boyadığım Jean Grey (Bu vesileyle sevgili oyun yöneticimiz Serkan Özay’a da saçlarımı tekrar kızıla boyatmak için bir bahaneye ihtiyacım olduğunu belirtmek isterim). Jean Grey’in telepatik yeteneklerinin yanı sıra Wolverine ve Cyclops ile yükseliş ve alçalışlar şeklinde seyreden ilişkisi de oldukça dikkatimi çekiyor. Bu yazımda sizlere çok sevdiğim Jean Grey’in başrolde olduğu Phoenix – Ağıt isimli çizgi romanı tanıtmaya çalışacağım. En başta belirttiğim gibi çizgi romanlar konusunda uzman değilim, dolayısıyla yazımı biraz da “amatör bir okuyucu gözünden” şeklinde değerlendirmenizi rica ediyorum.

phoenix-endsong-3

Öncelikle Phoenix – Ağıt’ı Türk okurlara sunan Marmara Çizgi’ye buradan çok teşekkür ederek başlamak istiyorum. Greg Pak’ın yazdığı ve Greg Land’in çizgileriyle hayata geçirdiği çizgi roman, ilk olarak 2005 yılında okurlarıyla buluşmuş. Çizimler gerçekten harikulade, sayfalar peşpeşe ilerlerken kendinizi bir anda son sayfada bulabilirsiniz. Olay örgüsünde yer alan tüm duygular okuyucuya çizimler ve diyaloglar aracılığıyla çok net bir biçimde aktarılabilmiş.

Peki Phoenix – Ağıt’ta okurları bekleyen öyküde neyden bahsediliyor? Spoiler’dan uzak durarak elimden geldiğince açıklamaya çalışayım: Jean Grey’in ölümünden sonra Cyclops artık Emma Frost ile birlikte yaşamaktadır. Geçmişe dair duyguları ve düşünceleri hala canlı olan Cyclops, bunlarla yüzleşmek durumunda kalacaktır; çünkü Jean Grey geri dönmüştür. Shi’ar İmparatorluğu’nun uyuyan Phoenix’i henüz bir taşıyıcı olmadan uyandırması üzerine Phoenix ihtiyacı olanı bulabilmek için Jean Grey’i diriltmiş ve dünyaya Dark Phoenix olarak geri dönmüştür. Yeni bir kıyıma neden olmadan Phoenix’i durdurmak için X-Men üyeleri tüm güçleriyle onu engellemeye çalışmaktadır. Dark Phoenix yeterince büyük bir tehlike yaratmıyormuş gibi bir de, geçmişteki hatalarını düzeltmek üzere kendini yeniden dirilten omega düzeyinde bir mutant olan Quentin Quire’ı etkisiz hale getirmek zorunda kalan X-Men yine kendi şanına yakışır bir mücadele vermek zorunda kalıyor.

phoenix-endsong-2

Dark Phoenix’le yeniden karşılaşınca eski hikayelere bakmadan olmuyor tabi ki. Bu noktada Phoenix – Ağıt’ta da kendisine referanslar bulunan The Dark Phoenix Saga’yı bilenler tekrar hatırlayacak; benim gibi yeni öğrenenler ise hemen referansların kaynağına inmek üzere araştırmaya başlayacak. The Dark Phoenix Saga’da tahmin edebileceğiniz üzere Dark Phoenix’in ilk kez ortaya çıkış öyküsü yer alıyor. İlk önce Phoenix – Ağıt’ı okuyup daha sonra The Dark Phoenix Saga’yı okuyanlar flashback tadında bir deneyim yaşayabilir- bu da karakterlerin gelişimin tersine izlemek açısından oldukça keyifli.

Olay örgüsü Jean Grey/Phoenix, Cyclops ve Emma Frost etrafında şekilleniyor ve bu üçlü arasındaki ilişki tahmin edebileceğiniz üzere biraz daha duygu yoğunluklu diyaloglar üzerinden ilerliyor. Aslında kabullenme ve vazgeçme her ilişkideki zorlu ve bazen de zorunlu süreçler; belki kimisi için bir çizgi romandan yola çıkarak hayata ya da ikili ilişkilere dair çıkarımlarda bulunmak komik gelebilir ama Cyclops ve Jean Grey arasındaki ilişkinin, hatta Jean’in geri dönüşünün arkasında bile aslına bu kabullenme ve vazgeçme var. Diğer taraftan Cyclops ve Emma Frost arasındaki ilişkinin gerçek temeli hakkında da ikiliyi sorgulamaya yönelten kısımlar mevcut. Sevdiğiniz kişinin başka birini seçtiği ve sizden vazgeçtiğini kabullenmek ve olanı olduğu gibi görerek vazgeçmek süper kahraman da olsanız aynı zorlukta. Yani süper kahramanların ilişki hayatları en az normal insanlarınki kadar karışık.

phoenix-endsong-4

Bu arada, yukarıda da isminden bahsettiğim çizer Greg Land’i araştırınca kendisi ile ilgili bazı ilginç bilgilere ulaşmanız mümkün. Greg Land çizgi roman severler arasında pek de iyi olmayan bir üne sahip. Kendisinin karakterleri çizerken orijinal olmaktansa fotoğraflardan, başka çizerlerin çizimlerinden ve hatta pornografik içeriklerden yararlandığı üzerine derin tartışmalar dönmekte. Yararlanmaktan kasıt esinlenmek olsa belki bu kadar tepki çekmez, ancak kendisi kopyala-çizgiye dönüştür-yapıştır formatını kullandığı için okurların diline düşmüş durumda. Land ayrıca aynı ifadeleri defalarca kullanmak konusunda da oldukça eleştiri alıyor. Phoenix – Ağıt’ı okurken içimden “Emma Frost ve Jean Grey de çok benziyor, herhalde hikayede böyle oluşturulmuş.” diye düşündüm. Bazı noktalarda karakterleri birbirine karıştırmamı da yine çizgi roman konusunda çok bilgili olmamama bağlamıştım ancak minik araştırmam üzerine çok da haksız olmadığımı görmüş oldum. Yine de bunun hikayeden alacağınız zevke etkisi olmayacağını da belirtmem gerekiyor. Nihayetinde ben iki kez üst üste bir çırpıda bitirdim ve kısa bir süre sonra yine çizgi romanı elime alacağıma eminim.

Greg Land ve defalarca kullandığı referans fotoğraflardan bir örnek

Greg Land ve defalarca kullandığı referans fotoğraflardan bir örnek

Yeniden diriliş, geri dönüş ve yüzleşme üzerine kurulu bir öyküsü ve harika çizimleri olan Phoenix – Ağıt, çizgi roman takipçilerinin yanı sıra benim gibi Jean Grey severlerin de kitaplığında bulundurmak isteyecekleri bir çizgi roman. Bir solukta bitirdiğim için tadı damağımda kalan Phoenix – Ağıt başka hikayelere de  yaptığı atıflarla ve özellikle son sayfasındaki aksiyonla şahsımı merak içinde bıraktı. Aksiyonun yanı sıra duygu yönü de ağır basan bir X-Men öyküsü okumak istiyorsanız, Phoenix – Ağıt’ı mutlaka edinmenizi öneririm.

Yorumlar

  • Bu serinin kapağı aralıksız 2 sene falan bilgisayarımın masaüstü duvar kağıdı olmuştu.