Humans: “İnsan Nedir?”

Kötü adamımız Hobb’u atlamak olmaz tabii. Hobb da David Elster’ın eski iş arkadaşlarından biridir. Hobb yegane amacını final bölümüne kadar saklamayı başarıp bir sürpriz yapmıştır bana. İlk denemesini Fred’in üzerinde yapan kötü adamımız, duyguları, düşünceleri olan Synthlerin özgür iradelerini ellerinden almak için uğraş vermektedir. Düşünebilen ama kendi isteklerini yerine getiremeyen Synthler, Fred’in de deyimiyle kendi zihinlerinde hapsolacaklardır. Bir insana bunun yapıldığını düşündüğünüz zaman ne kadar korkunç olduğunu tahmin edebilirsiniz sanırım. Tüm bunların yanında bir de “We Are People” sloganıyla yapay zekadan habersiz ve Synthlerden nefret eden binlerce insan protestolar, yürüyüşler düzenliyorlar. Bir grup delirmiş insan da hırslarını paralı Synth dövme etkinlikleri yaparak alıyorlar. Ama hepsinin ortak noktası “We Are People”. Aslında Synth üreticileri de haklı, nefret edenleri de yine kendine göre haklı. Üreticiler diyorlar ki, Singapur’da, Bangladeş’te, Çin’de vs. kadınlar, çocuklar günde 18 saat köle gibi çalışıyorlar ve biz o insanlara kaliteli bir hayat sunmak ve onların yerine robotları çalıştırmak istiyoruz. Ama böyle bir ütopyanın gerçek olabilmesi için ilk önce bütün dünyanın sosyal devlet seviyesi eşit olmalı ki siz amacınıza ulaşabilesiniz. Gettolarda yaşayan bu insanlar nasıl olacak da onların yerine robotlar çalışırken iş bulabilecekler? İnsanlar da buna isyan ediyorlar ve insanların yerine geçen robotlara karşı duruyorlar. Bu olay biraz Sanayi Devrimi’nin ortaya çıkışıyla benzerlik gösteriyor. O dönemlerde de makineleşme başladıkça insanlar işsiz kalıyor ve sadece düşük ücretle makinelerin başında bekleyecek işçiler işe alınıyor. Bu da gettoların, fakirliğin artışına neden oluyor. Hatta daha da ileri gidersek, Jack London’ın Doğu Yakası kitabını örnek gösterebiliriz. İşçiye ihtiyaç kalmadıkça insanlar gettoları bırakın, sokaklara düşüyorlar. Sokaklara düştükçe yardım almaları gerekirken hükümet tarafından sokaklardan bile kovuluyorlar. Yani insanların hem çalışma haklarını ellerinden alarak barınmalarına engel oluyorlar, hem de yine haklı kendileriymiş gibi onların ölümüne neden oluyorlar. Bu konuları fazla deşmeden diziye dönmem gerekirse, robotlaşma kesinlikle savunulamaz bir halde. Ama yapay zeka denilince işler değişiyor. Sezon boyunca basın duygusal Synthlerimizden haberdar olamıyor. Ama haberdar olduklarında ne gibi gelişmeler yaşanır bilemiyoruz tabii. Neyse ki Humans, 2. sezon onayını alarak içimizi rahatlatıyor.

Biraz da bizim Synthleri sahiplenen, onlara evlerini açan Hawkins ailesinden bahsetmek istiyorum. Laura ve Joe’nun küçük kızları Sophie haricinde iki ergen çocukları var. Başlarda tam diyorsunuz ki Mattie ve Toby bu ergenlik triplerini herhalde sonuna kadar devam ettirecek ve bizi delirtecekler. Ama hayır öyle olmuyor. Ebeveynlerinden daha zeki ve daha duyarlı çıkıyorlar. Joe, karısına olan kızgınlığını Anita ile birlikte olarak çıkarmaya çalışırken, ergen oğlu Toby onu ayıplıyor, Anita’nın haklarını savunuyor. O zamanlar onun duygusuz olduğunu düşünseler bile onu savunmaları Toby ve Mattie’nin olgunluklarını gösteriyor. Zaten Mattie, Leo’nun Mia’yı geri alması için elinden geleni yapan ilk isim oluyor. Laura ise adeta “We Are People” platformu üyesiymişçesine Anita’yı aptal bir makine olmakla suçluyor uzun bir süre. Ama yine de onun duygularını ve karar verme yetisini Mattie’den bile daha önce farkeden kişi oluyor. Farketmesinin ardından zaten yardım etmek için her şeyi yapmaktan kaçınmıyor.

Mia ve Leo

Mia ve Leo

İlk bölümde gösterilen Mia, Leo, Max, Fred ve Niska’nın ormandaki kaçış sahnesinde yarı sentetik Leo ile Mia arasında bir aşk var zannediyorsunuz. Ama sanki dizinin yazarı (ya da yazarları) Leo ve Mia arasındaki ilişkiyi bu şekilde sınırlamak istememiş. Onların arasında daha samimi, daha ailevi, daha yakın bir ilişki olduğunu görüyorsunuz. Yine bu özelliği ile diğer bilim kurgulardan kendisini ayırdığını düşünüyorum Humans’ın. Dizide beni biraz da olsa rahatsız eden tek şey, 6 Synth’in (Leo’nun annesinin yüzüne sahip olan IV Karen Voss da dahil) zihinsel paylaşım yaptıkları zaman, kendilerini çoğaltmanın yolunu bulmaları gerekiyordu. Öyle de oldu, evet zihinlerindeki sırrı ortaya çıkarttılar. Ama bunu sanki çok iyi aktaramadılar bize. Orada daha etkileyici bir sahne beklerken daha insani bir birleşim gördüm. Ama sanırım dizinin ruhuna bakarsak böyle bir son olması yadırganamaz. Dizi hakkında söylenecek daha çok şey olduğunu düşünmeme rağmen izlenip görülmesini önermeyi tercih ediyorum.

Yorumlar