Kahramangiller

Star Trek: Discovery – 12 Yıldan Sonra Televizyona Dönüş

Muhtemelen televizyon tarihinin gelmiş geçmiş en baskı altında hazırlanan serisi Star Trek: Discovery olmuştur. Şöyle ki; yeni bir Star Trek serisi çekmek 30 sezona yayılmış 6 farklı diziye ait 725 bölüm ve yanında 13 sinema filmiyle 50 yılını geride bırakmış, koskoca efsanenin yükünü sırtlanmak anlamına geliyor. Hata payı yok, zira 12 yıldır yeni seri beklemekten sıkıldıkları için bizzat Star Trek Continues, Renegades ve Axanar gibi yapımlara imza atmış zor bir fan kitlesini tatmin etmek zorundasınız. Dahası, internette her şeyi yerin metrelerce altına gömmek için fırsat kollayan konuyla alakalı/alakasız sosyal medya neferleri de cabası…

Sancılı Yapım Süreci

Tüm bunlara rağmen Kasım 2015’te CBS yeni Star Trek serisinin Ocak 2017’de yayınlanacağını duyurduğunda biz kendine “trekkie” diyen Star Trek fanları şekerci dükkanına girmiş çocuk gibi heyecanlandık. Ancak olumsuzluklar peşi sıra baş göstermeye başladı:

Axanar Davası

Öncelikle yeni serinin açıklanmasının üstünden daha 2 ay geçmişken Star Trek’in telif haklarını elinde bulunduran CBS ve Paramount tarafından bir fan yapımı Star Trek projesi olan Axanar’a dava açılması trekkiler arasında büyük öfkeyle karşılandı. Kısa süre sonra Star Trek: Discovery’nin de Axanar ile hikaye olarak aynı zaman diliminde olacağı ortaya çıkınca trekkieler kelimenin tam anlamıyla deliye döndü. Axanar hakkında uzun uzadıya detaya girmek istemiyorum, eğer merak ediyorsanız hakkında yazdığım yazıya göz atabilirsiniz:

Star Trek: Axanar – Kickstarter’la Hayat Bulan Efsane

Neyse, konuya dönecek olursak; aylar süren karmaşa sonrasında o herkesin burun kıvırdığı JJ Abrams’ın da araya girmesiyle CBS ve Paramount, fan yapımı projeler için bir yönerge hazırlamamaya karar verdi. Her ne kadar yönergeler aşırı kısıtlayıcı olsa da yine de fan yapımı projelerin bir yerde önünü açık tutuyordu. Böylece 2017 başında Paramount, Axanar’a açtığı davadan vazgeçti. Ancak trekkieler arasında bir kesimde Star Trek: Discovery’ye karşı halen daha geçmemiş büyük bir ön yargı oluştu.

Bryan Fuller’ın Ayrılışı

Axanar krizi devam ederken üstüne ikinci bir bomba daha düştü. Seriye yapımcı (showrunner) olarak atanan Star Trek emektarı Bryan Fuller’ın projeyi sonradan terk etmesi trekkieler arasında büyük hayal kırıklığı yarattı.

Star Trek: Deep Space NineStar Trek: Voyager, Heroes ve Hannibal gibi dizilerden tanıdığımız Fuller, aslında yeni serinin her bölümü başka zaman diliminde geçen bir antoloji olmasını istiyormuş. Ancak CBS önce sabit bir zaman dilimini takip eden seri yaptıktan sonra bu tür bir projeyi gündeme getirebileceklerini belirtmiş. Projenin ilerleyen dönemlerinde Fuller ile CBS arasında başka konularda da vizyon farklılıkları çıkınca ünlü yapımcı projeyi terk etmeye karar vermiş.

Bryan Fuller

Bryan Fuller şimdilerde American Gods‘ın yapımcılığını üstlenmiş durumda. Ama Star Trek tsunamisi yeterince büyürse belki başka bir seriyle geri dönüş yapar kim bilir?

Yayın Mecrası

Serinin sadece CBS’in ücretli internet tabanlı kanalı CBS All Access’ten yayınlanacağı açıklandığında ise kelimenin tam anlamıyla kıyamet koptu. Söz konusu servise üye olup para vermek istemeyen trekkie’lerin protestoları bugün dahi sürmekte.

Star Trek tarihine baktığımızda yeni açılan bir kanalın ayakta kalmasını sağlamak için Star Trek markasının daha önce de kullanıldığını görürüz. 1995 yılında yayınlanan Star Trek: Voyager, o dönemler kurulan UPN adlı kanalda yayınlanmış ve kanalın kemik bir izleyici kitlesi kazanmasına olanak tanımıştı. Hatta bu taktik Voyager’dan yıllar önce, asla gün yüzüne çıkmamış Star Trek: Phase II projesi için de düşünülmüş, ancak uygulanamamıştı.

Trekkie’lerin en nefret ettiği logo bugünler bu

Bu arada yeri gelmişken belirteyim; Star Trek: Discovery’yi CBS All Access’te yayınlanmasından hemen sonra Netflix’ten de izlemek mümkün. Hatta asla haftalık periyotla dizi yayınlamayan, ancak sezon bitince toplu yayınlama yapan Netflix bu prensibini ilk kez Star Trek: Discovery için bozdu. Bunu Star Trek’in alt kültür üstünde nasıl bir etkisi olduğunu göstermesi adına bir anekdot olarak not düşmek isterim. Son olarak şu da önemli bir not: seri, tüm dünyayla birlikte Türkiye Netflix’inde aynı anda Türkçe altyazı ve dublaj seçeneğiyle yayınlanıyor.

İki Kez Ertelenen Yayın Tarihi

Star Trek: Discovery, ilk duyurulduğunda yayın tarihi Ocak 2017’ydi. Ancak önce Mayıs, sonra da Eylül 2017’ye ertelenen tarih yüzünden trekkielerin bir kısmı, serinin başının büyük belada olduğunu ve ortaya çıkacak işin rezalet olacağı konusunda evhama kapılmaya başladı. Evham bir süre sonra toplu histeri krizine dönüşecekti. Neden mi?

Gemi Tasarımı ve Klingonlar

Dananın kuyruğu, Temmuz 2016’da Comic-Con’da yayınlanan seriye ismini veren Discovery adlı geminin ilk test görüntüleri ortaya çıktığında koptu. Geminin tasarımı 1976 yılında ilk Star Trek filmi olması tasarlanan Star Trek: Planet of the Titans için Star Wars ve Battlestar Galactica gibi efsane serilerde emeği geçen Ralph McQuarrie’nin konsept çalışmasını yaptığı gemiye saygı duruşundan başka bir şey değildi. Ancak tasarım trekkilerin büyük bölümü tarafından kaba ve çirkin bulundu. Her ne kadar zaman içinde birçok estetik düzenleme yapılmış olsa da halen daha gemiyi beğenmeyen ciddi bir kitle var (Ben onlardan biri değilim, gemi harika).

Temmuz 2016’da Comic-Con’da yayınlanan ilk USS Discovery görüntüsü

Tüm bunların üstüne tuz biber eken şey ise sosyal medyada yayınlanan set görüntüleri oldu. 1979 yılında gösterime giren Star Trek: The Motion Picture sırasında Star Trek: The Original Series‘teki görünümleri retconlanan Klingonlar, bir kez daha dramatik değişim geçirecek gibi görünüyorlardı. Tahmin edeceğiniz gibi bu da trekkiler arasında başka bir panik dalgasına sebep oldu.

Yorumlar

  • Batuhan

    Baş roldeki siyahi hanımefendi çok kötü oynuyor 🙁

    • Bay_Karamsar

      Sorun sadece oyunculukta da değil. Kadının karakteri öne çıksın diye ona çok ama çok havalı işler yaptırıyorlar.

      Kaşif yönü ve gözüpekliğinin altı çizilsin diye 1. bölümde hayatını riske atacak işe kalkıştırılıyor. Etrafındakiler buna fazla karşı çıkamıyor.

      Uzay giysisiyse radyasyona daldığında düşündüğüm şey, ne kadar ahmak olduğu ve etrafında aklı selim tek kişin bulunmadığıydı

      Vulkanlı disipliniyle büyümüş biri için fazla saldırgan. Ve bunun sebebi çevresinin de anlamsız saldırganlığından kaynaklanıyor.

      3. bölümdeki yemekhane sahnesi: Michael’ın dışlanmışlığını aktarmak için diğer mahkumların onu ulu orta yerde dövmeye kalkması gerekmiyordu. Diğer mahkumların “Biz de insanlığın yüzkarasıyız ama senin kadar değil.” etkisi yaratıp Michael’ın dışlanmışlığının altını çizmek için masadan sessizce ayrılmaları yeterliydi. Koca yemekhane de bir başına Michael.

      Vulkanlı kavga teknikleri göstermek yerine Vulkanlı gibi durumu kabullenmeye çalışırken içten içe üzüntüsü anlaşılan bir Michael. Bu daha etkileyici olurdu.

      Ve bunları benim gibi Star Trek gurusu olmayan biri düşünebildikten sonra yapımcısının düşünememiş olması canımı daha çok sıkıyor -_-‘

      • Şimdi bir konuda uzlaşalım: Vulcan işletim sistemi bir insan üstünde başarıyla çalışmak zorunda değil. Ki, bence çalışması durumunda Android telefona iOS kurmak gibi etkileri olmalı.

        Diğer konular bence yazarların tercihi. Kız 3 mahkumun kıçını tekmeleyecekse neden olmasın?

        Son olarak; Starfleet’in keşif temelli olduğunu ve radyasyona giysiyle dalmanın o günün teknolojisiyle günümüz mağara dalışı yapmakla kömür madenine inmekle aynı tehlikede olduğunu da göz önüne alalım. Evet, Burnham’ı gözüpek yapmışlar ama Star Trek geleneği her daim buydu zaten.

        • Bay_Karamsar

          Genel memnuniyetsizliğim, beni izleyicilikten çıkartıp yazarlık eleştirisi yapmaya soyundurmuş 😀 Eh, battı balık yan gidermiş. Aynı mantıkla devam 😀

          Ama işte ne bileyim… Michael çocukluğundan beri Vulcan eğitimi aldığından pişmanlığını kontrol altına almak için bir süre o öğretiye sarılır diye düşünmüştüm. Belirttiğiniz gibi o işletim sistemini kaldırmasını beklenemez. Uzun süre kendi türüyle yaşadıktan ve yaşamaya devam edecekken, asla. “-mış” gibi yapmaya çalışıp becerememesini görmek daha etkili olurdu diye düşünmüştüm.

          “Vulcan öğretisini ne kadar kasarsam kasayım fayda yok. Ben yine Federasyon ideallerine tutunayım.” olayı olsaymış diye içimden geçirdim.

          Yazarların kıza 3 mahkumu dövdürmesini yine de kabul edemiyorum. Ben işin drama tarafına yüklenilse daha güzel olacağı fikrindeydim.

          Mağara dalışı veya kömür madenine inmekle karşılaştırınca, evet o zaman Burnham’ın yaptığı gereksiz riske atılmak sayılmaz. Uzay ve radyasyon olunca yeryüzündeki örnekleri hiç aklıma gelmemişti. verdiğiniz örnek doğrultusunda o sahneyi abartı listemden çıkartmam en mantıklısı olacak

  • Bay_Karamsar

    4. Bölüm’ü izlemden önce “Bilemiyorum Kaptan, bilemiyorum :-[” girişiyle mesaj atacaktım. Son bölümü izleyince biraz daha iyimser olmaya başladım. Sanırım dizide tutturmaya çalıştıkları şey şu -ya da ben öyle olmasını umut ediyorum:

    Discovery, ideallerin önemi, nelerin hangi sebeplerle idealleştirildiği ve onlara bağlılığın nerede başlayıp nerede bittiği soruları etrafında şekilleniyor gibi.

    Michael B. ve Beyaz Klingon dostumuzun dizi boyuncaki iç ve dış çatışmaları ve karakter gelişimleriyle bu resmedileceğe benziyor.

    Michael içindeki kaşifle Lorca’nın başını çektiği savaşı ideallere yardımda bulujurken, etrafına gelecekte Kirklerle Picardlarla temsil edilecek ideallerin önemini aşılayabilir.

    Beyaz Klingon’da zamanla, fanatikliğe varan inancından sıyrılıp Klingon dünyasında işlerin gerçekte nasıl yürüdüğünü öğrenecek. Belli idealler etrafında hareket ediyormuş gibi dursalarda Klingonlarda da bireysel çıkarlar ve ayak oyunları mevcut.

    Kısacası biri bazı idealler boşlanmaya gelmezi kanıtlatacak, diğeriyse idealleştirilen her şeyin peşinden gidinilmezi öğrenecek. Belki de bu yüzden inanç konusu daha öne çıkacak. Söz konusu olan dini değil, aidiyet duyulan kavram ve amaçlara dayalı inançlar.

    Ama… Ama… Federasyon’un ve Michael’ın sunumu ve olay ve durumlardaki bazı mantıksızlıklar can sıkmaya devam etmese daha güzel olacak. Eğer düşündüğüm şeyleri ya da artık onların kafasında öne çıkartılmak istenilen her ne varsa ona dikkat çekilmesi isteniyorsa, bölümler bir önceki bölüm hiç yaşanmamış gibi devam etmesin lütfen. Karakteri öne çıkarmak için abartılı ve tutarsızlığa sebep durumlar tertiplenmesin.

    • Evet, Michael sunumu hızla Mary Sue’ya gidiyor.

      • Bay_Karamsar

        Etrafı kasvetli olunca ister istemez Mary Suelaşırmış gibi geliyor. Bundan kaçış yok gibi. 5. Bölümde idealistliğinin kıvamı ne olacak bakalım.