Kahramangiller

The Arrow, Şehre İhanet Edenleri Haklamaya Üçüncü Sezonuyla Devam Ediyor!

Arrow,  DC evrenine ait, orijinal adı Green Arrow olan karakterin maceralarının anlatıldığı bir CW dizisi olarak, yayın hayatına 2012 yılında başladı. Konusuna kısaca değinecek olursak;

Oliver Queen, hayatta her şeyi bol bulmuş, baba parası yiyen, öğlenlere kadar uyuyan, sorumluluk hak getire, yakışıklı bir genç delikanlıdır. Uzatmalı kız arkadaşı Laurel birlikte eve çıkmak için ısrar edince, bağlılık korkusu nedeniyle ilişkiyi sabote etmeye karar verir. Türk seyircisinin hiç de yabancısı olmadığı “Baldız baldan tatlıdır”  konseptiyle babasıyla birlikte çıkacakları yat gezisine Laurel’in kız kardeşi Sara’yı davet eder. Ancak ilişkiyi sabote etme girişimi bambaşka bir boyut alır, çünkü Queen’s Gambit adlı yat fırtınada batar. Sara, yat ilk darbeyi aldığında açılan yarıktan denize uçar. Batıktan üç kişi sağ çıkar; Oliver, babası Robert Queen ve yardımcılarından biri.

Robert Queen, yanlarındaki azıcık erzağın hiçbirine yetmeyeceğini anlayınca oğluna “Bak evladım, ben sandığın adam değilim, aslında çok kötü biriyim, yaşadığımız şehre etmediğimi bırakmadım, sen benim oğlumsun, yaşa ve günahlarımı temizle!”  der, isimlerle dolu bir defter verir, önce yardımcısını sonra da kendini vurur. Babasının önce “sins of the father” kafasında bir manyak olduğunu, sonra da ölümünü gören Oliver daha travmayı atlatamadan ıssız bir adaya düşer ve buradaki Çinli bir adam tarafından tutsak alınır. Yao Fei adındaki ne idüğü belirsiz bu Çinli, Oliver’a laboratuar faresinden hallice muamele ederek hayatta kalmayı öğretmeye başlar. Bu da yetmiyormuş gibi, Oliver çok geçmeden adada yalnız olmadıklarını anlar.

Günahlarını kendin temizleseydin be adam? Gül gibi oğlanı ne hale getirdin.

Günahlarını kendin temizleseydin be adam? Gül gibi oğlanı ne hale getirdin.

5 yıl sonra, adada yeşil kapüşonlu, yarı delirmiş bakışlara sahip Oliver, bir geminin geçtiğini görür ve ok atarak dallardan yapılmış işaret fenerini tutuşturur ve feryat eder; adadan kurtarılır ve evine, yani Starling City’ye geri döner. 5 yıl boyunca nasıl hayatta kalmıştır, ne yaşamıştır, böyle ok atmayı nasıl öğrenmiştir?  İki sezon geçmesine rağmen bunların cevabını hala tamamen öğrenmiş değiliz, ama şunu söyleyebilirim ki; bu kesinlikle Robinson Crusoe misali cast-away hikayesi değil (Hem de Wilson’a rağmen! ^^).

Oliver Queen, 5 yıl üstüne Starling City’ye döndüğünde sağ olduğu haberi bomba gibi patlar. Annesi Moira ve kızkardeşi Thea onu sevinçle karşılar. Tabii pek o kadar sevinmeyenler de vardır. Eski kız arkadaşı Laurel ve babası Quentin Lance, Oliver’a karşı nefret doludurlar. Sara’nın ölümüyle Quentin’in karısı Dinah evi terk etmiştir. Laurel zaten ihanete mi, ailesinin parçalanmasına mı yoksa kız kardeşinin ölümüne mi üzüleceğini bilememiş, arada kalmıştır ve Oliver’ın dönüşüyle bütün nefreti ona yönelmiştir. Oliver açısından ekstra talihsiz detay, Quentin Lance’in forslu bir dedektif olması ve sürekli onun bir açığını yakalamaya uğraşmasıdır. Süper kahraman olmaya karar vermiş biri için zor bir durum tabii.

Dizideki göndermeler müthiş. Geminin adına dikkat. Sizce içinde kim olabilir? :-)

Dizideki göndermeler müthiş. Geminin adına dikkat. Sizce içinde kim olabilir? 🙂

Gündüz milyarder playboy, gece ise suç savaşçısı olmaya karar veren Oliver, babasının defterindeki isimleri takip ederek yeşil kapüşonuyla karşılarına çıkıp haykırıyor;  “Falanca filanca! Bu şehre ihanet ettin!” Arada avukat olan Laurel’la, hatta suçluların karşısında çaresiz kaldığında babasıyla bilgi paylaşımı bile oluyor. Özel hayatında ise, bu ikisinden sürekli “Sara’yı sen öldürdün zaten” tribini yiyor. Sanki kendi aklı yoktu ölen kızın.

Yorumlar