The Haunting of Hill House: Korku Dolu Aile Draması

The Haunting of Hill House’un kısaca konusu; Hill House (Tepedeki Ev) adındaki daha sonra ülke çapında “perili köşk” olarak ünlenecek bir evde büyüyen kardeşlerin hikayesini anlatıyor. Yıllar sonra bir trajedi sonucu yeniden buluşan kardeşler, Hill House adındaki bu yerle ve geçmişleriyle yüzleşmek zorunda kalıyorlar.

Uyarlama Üzerine Notlar

The Haunting of Hill House; Shirley Jackson’ın 1950’li yıllarda yayımladığı ünlü romanından bir modern uyarlama dizisi olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de “Tepedeki Ev” adıyla kitap olarak yayımlanan eser kitabıyla birçok yazara ilham vermiş ve perili köşk temasının en önemli temsilcilerinden ve öncülerinden olmayı başarmıştır. Kitabın güzel bir tanıtım yazısı için sitemizdeki şu yazıyı okumanızı tavsiye ederim:

Periler mi Oyun Oynuyor Bana, Yoksa Kendi Zihnim mi: Tepedeki Ev

Sinemaya ilk olarak kitabına daha sadık olarak 1963’te uyarlanan film, dönemine göre oldukça başarılı bir filmdi. Daha sonra 1999’da tekrar beyaz perdeye uyarlanan ve ünlü kadrosuyla adından söz ettirmeyi başaran film perili köşk temasında bir kült haline geldi. Filmin kadrosunda; Liam Neeson, Catherine Zeta-Jones ve Owen Wilson, Lili Taylor  gibi ünlü oyuncular dikkat çekiyordu.

Şampiyonlar Ligi gibi kadro – The Haunting (1999)

Dizimiz Bize Ne Anlatıyor?

Evet biraz ön bilgi verdikten sonra artık dizimize gönül rahatlığıyla giriş yapabiliriz. Netflix için çekilen dizimizin yönetmen koltuğunda Mike Flanagan yer alıyor. Daha önce Netflix için çekilen gerilim filmi Gerald’s Game ve yine bir başka gerilim filmi olan Hush filmini yöneten Mike Flanagan, bu iki filmdeki başrol oyuncaları Carla Guiono ve Kate Siegel’in performanslarından çok memnun olacak ki, dizimizin kadrosunda her ikisine de yer vermiş. The Haunting of Hill House dizisinin diğer önemli oyuncuları Michiel Huisman, Elizabeth Reaser, Oliver Jackson-Cohen ve Henry Thomas.

Büyük bir malikane-şato tarzı bir ev düşünün, başlangıç olarak biraz klişe gibi duran 5 çocuklu bir ailenin ve yaşadığı paranormal olaylar üstüne kurulu bir dizi gibi duruyor. Craine ailesinin amacı, evde birkaç ay yaşarken aynı zamanda evi tamir ve dekore edip yüksek fiyata satarak kendilerine yeni bir ev almalarına odaklı. Dizi daha ilk bölümden “bir şeylerin yanlış gideceği çok ortada” hissini veriyor. Bunu nereden mi anlıyoruz? Cevabı basit; aslında ilk bölümde evdeki son güne odaklanarak babanın beş çocuğunu apar topar alarak annelerini arkada bırakıp kaçarak evden nasıl uzaklaştıklarını görüyoruz. Çocukların “Annem nerede?” sorusuna babanın verdiği “O annen değil!” cevabı yavaş yavaş izleyiciyi içine çekiyor.

The Haunting of Hill House dizisi 10 bölümden oluşuyor. Ben şahsen diziyi ilk 5 bölüm ve sonrası diye iki kısma ayırabilirim. Şöyle ki; ilk 5 bölüm 5 kardeşin hikayesine odaklanıyor. Her bölümü tek tek yazarak spoiler vermek istemiyorum açıkçası. Bütün kardeşlerin ayrı bir hikayesi var ve her bölümde kesitler halinde bunlar bize sunuluyor. Evde yaşadıkları olaylar ve sonrasında büyüdüklerinde bu yaşadıklarının kişiliklerini nasıl etkilediğini, oluşturduğunu görüyoruz. Yani kısacası her bir bölüm bir kardeşin evde yaşadığı paranormal olaylar üstüne kurulu hikayesini izliyoruz. Hal böyle olunca da dizinin her bölümünde bol bol flashback kullanılmış. Aile fertlerinin Tepedeki Ev’de yaşadıkları dönem ve yirmi küsür yıllık sonraki hayatları anlatılıyor.

Heyy, herkes iyi mi?

Her kardeş neredeyse birbirleriyle iletişimi koparmış. Baba desen zaten ne sallayan var, ne de inanan. İzlerken izleyiciye herkesin bir pişmanlığı ve anlatacağı şeyi var, ama bir türlü kimse içini dökemiyor hissiyatı veriyor. Dizinin kesinlikle korku olarak başlayıp drama doğru giden bir çizgisi var. Özellikle 6’ncı bölümden sonra hikayenin tam anlamıyla oturması ve kardeşlerin hikayesinden anne ve babanın hikayelerine geçişte dizinin eksik kalan parçaları yerine oturmaya başlıyor.

Korku Dizisi mi?

Sadece korku dizisi olarak diziye başlayacaklar uzak dursun, çünkü kesinlikle bir korku dizisi değil. Evet yer yer geren sahneleri yok değil. Ama dizinin genel teması kesinlikle bir aile dramasını barındırıyor. Tepedeki Ev’de yıllar önce yaşanmış trajik bir olayın bir aileyi nasıl darmadağın ettiği ve  yıllar sonrasında yine evle bağlantılı olarak bir başka trajik olayın aileyi aynı evde tekrar buluşturduğunu izliyoruz 10 bölüm boyunca.

The Haunting of Hill House izlerken kesinlikle bir Stephen King romanından uyarlanmış bir dizide gibi hissediyorsunuz. Özellikle Rose Red Konağı’nı izleyenler ve sevenler bu yapımı da bir oturuşta izleyeceklerdir. Ayrıca dram dışında psikolojik gerilim yönü bir hayli başarılı olan dizimiz bana Six Feet Under ve American Horror Story gibi dizilerden ögelerde hatırlatmadı değil. Etkileyici başlayarak sürükleyici devam eden bir gizeme sahip. Evde yaşanan olaylar hep parça parça gösterildiği için tam anlamıyla ne olmuş bu evde diyerek bölümler su gibi akıp geçiyor. Artık son bölümlere doğru evinde ne istediğini ama bununda bir bedeli olduğunu anlayabiliyorsunuz.

Hill House (ne geldiyse başımıza ahanda bu ev yüzündendir)

Başarısının Püf Noktaları

Bir yandan korkuturken bir yandan ağlatıp bir geren nadir yapımlardan olduğu kesin. Korku dizisi diye lanse edilen bir yapımda bu kadar başarılı bir aile draması izleyip kokuyu ikinci plana attığında bile şikayet etmemek müthiş bir kurgu başarısıdır. Farklı karakterlerin bakış açısıyla izlediğimiz için havada kalan yerlerin gitgide doldurulması güzel tasarlanmış. İzlerken bir yerlerden gelen seslerin, gölgelerin aslında kimler ve neler olduğu tatmin edici şekilde sonlara doğru veriliyor.

Küçük kız Nell’in gördüğü hayalet Bent-Neck Lady dizinin temel taşlarından biri ve 5’inci bölümde sırrı ortaya çıkıyor. Dizinin korku ögesi olarak o kadar başarılı yaratılmış ve serpilmiş ki sırrı çözüldüğünde küçük bir şok yaşıyorsunuz, demedi demeyin. Bent-Neck Lady sahnesinden sonra iki çok başarılı sahne diziye damga vurmuş. Bunlardan bir tanesi Theo’nun arabadan fırlayıp ablası Shirley’e diz çöküp itiraf sahnesi en gerçekçi ve başarılı sahneydi kesinlikle. Diğeri ise; Nell’in o yalnızlığına, çaresizliğine giden yolda yaşadıkları ve yıllar sonra o eve geri döndüğündeki harabe evin lambasının iki kere yanıp sönmesinin altında yatan mesaj.

Oyunculuklar konusunda genel olarak başarılı bulsam da iki isimi ön plana çıkarmakta fayda var. İlki anne rolündeki Carla Guiono rolünün hakkını tam anlamıyla vermiş. Bakışları, tavırları ani değişen ruh hali izlerken bile geriyor. Diğer isim ise; Victoria Pedretti yani Nell Craine’in büyüklüğünü oynayan oyuncumuz. Geleceği parlak bir oyuncu olacağı şüphesiz.

Çocuk oyunculara bayıldım, hepsi çok yetenekliydi.

Atmosfer

Yaratılan atmosfer izleyiciye kesinlikle içine çekiyor. Evdeki o mistik ve kasvetli hava ürkütücü bir görüntü vermiş. Yönetmenin bir bölümde hiçbir kurgu numarası yapmadan tek plandan yaptığı çekim sahnesi dahice. Kamera açıları ve çekim tekniği, oyuncuların performansı ile birleştiği 6.bölüm sekansıyla kalitenin zirveye çıktığı bölüm olabilir.

Gizem unsuru çok ağır basıyor. Özellikle “kırmızı kapı” denilen odanın hep kilitli olması ve içinde neler olduğu son ana kadar hep merak konusu olarak kalıyor. Finalin orada yapılacağı çok bariz. İçeriden gelen sesler, kapı altından görülen gölgeler soru işaretlerini finale kadar taşımayı iyi başarıyor.

The Haunting Of Hill House çok fazla klişelerden beslenen bir yapım olmasına rağmen korku ve dramı dozunda iç içe geçirerek, yaptığı flashback ve kurgusu bir adım öne çıkarıyor. Belki konusunun çok klişe olmasına rağmen son yıllarda piyasa çıkmayan kaliteli korku filmi ya da dizinin boşluğunu iyi doldurmasıyla türünü seven kişilere özlenen bir kalite sunuyor. Belki de başarısının sırrı bu açığı doğru zamanda, ayakları sağlam basan kurgusu, oyunculuğu ve görüntüsüyle piyasaya çıkarak tatmin etmekte yatıyor.

Bent-Neck Lady

Mesajlar

Dizinin basit bir korku dizisi olmadığı gözümüze sokarak vermek istediği mesajlar ve yüklendiği bir misyonu da var. Bu da karakterlerin evde yaşadığı olayların etkisiyle hayatlarına serpiştirilerek güzel ve çok açık bir şekilde dile getiriliyor. Dizinin neredeyse her bölümünde korku temasından daha ağır basan toplumsal sorunlara ve aile temasına odaklanması diğer korku yapımlarından ayıran bir başka özelliği. Çocuk tacizi, madde bağımlısı kişilerin ve çevresinin yaşadıkları, birbirini aldatan eşlerin pişmanlıkları ve eşcinsel ilişkilere bakışı da farklı karakterlerin yaşamlarında bizlere göstererek sunuyor.

Netflix’in son zamanlardaki en çok konuşulan yapımlarından olan The Haunting of Hill dizisini şiddetle öneririm. Saf bir korku bekleyenler hiç başlamasın şimdiden uyarayım.

Not: Dizinin IMDB notu; 9.0

Yorumlar