Dünya Dışı Yaşam Arayışı Bölüm 1: Drake Denklemi ve Kardashev Ölçeği

Geek kültürüyle iç içe olan kişilerin, bilimkurgu materyalleri (kitap, film, dizi, oyun vs) sayesinde uzaylı temasına bir şekilde bulaşmamış olma ihtimali sanırım sıfırdır. Gerek ana akım gerekse popüler kültürde, uzaylıların varlığı ya da yokluğu sayısız kez işlendi ve işlenmeye devam ediyor. Zaman geçtikçe de uzaylı yaşam ya da uzaylı medeniyetler konusunda çok daha fazla materyal ortaya çıkmaya devam ediyor.

Dünya’mızı olmasa da, kültürümüzü işgal eden bu uzaylı merakının nedenlerini ben üç neden bağlıyorum;

  1. Farklı bilim insanlarının ya da bilimsel organizasyonların, bu işe ciddi miktarda emek ve kaynak sarf etmeleri. Dolayısıyla 50 yıl öncesine bakarsak, bugün Dünya nüfusunun çok daha büyük bir kısmı uzayda yaşam hatta medeniyet(ler) olabileceğine inanıyor.
  2. Kaçırılma hikayeleri, ufo gözlemleri, videolar, fotoğraflar vs… Bunların ne kadarı inanılır, ne kadarı gerçektir ya da değildir bu yazının konusu değil. Fakat tüm bunlar, kültürün içine uzaylı hikayesinin girmesini kolaylaştırıyor.
  3. İlk ikisinden kaynaklı olarak, bazı mitlerin ölümünün arkasından “uzaylı”nın yeni bir korku ya da fantezi ikonu olması. Şöyle diyelim, bir çok mitolojik öge yıllar içinde silinip giderken, balkan kökenli bir mitos olan vampir teması, 1897 yılındaki Bram Stoker’ın ünlü “Dracula” romanıyla yükselişe geçti. Fakat vampir teması artık o kadar çok tüketildi ki, günümüzde bunu bir korku ögesi olarak kullanmak çok güçleşti. Dracula ve sonrasında vampirler, gotik yazımda ve temelde korku türünde boy gösterseler de, yıllar içinde sayısız mecraya uyarlandılar.

Bir vampir tarihi hikayelerin içine sokuşturulabilir (Dracula Untold), genç kızlar için ideal bir aşık olabilir (Twilight serisi), tamamen bir komedi ögesine dönüşebilir (What We Do In Shadows), bilgisayar oyunu kahramanı olabilir (Vampyr), masaüstü rol yapma oyunlarında kullanılabilir (Vampire the Masquarede), taytlar giyerek süper kahramanlık yapabilir (Blade), animelere konu olabilir (Hellsing), çocuklar için olan yapımlarda sempatik bir şekilde baş rolü alabilir (Hotel Transylvania). Velhasıl vampir teması, aklınıza gelecek tüm türlerin içine serpiştirildi ancak kendi özgünlüğünü, kendi temasını yitirdi.

Tabi vampirlerin gerçek olmadığı da artık aşikar bir durum. Fakat bu durum uzaylı teması için geçerli değil. Evet yine farklı mecralarda, farklı uzaylı tiplemeleri karşımıza çıkabiliyor. Fakat uzaylı teması, çok daha geniş bir hayal gücüne yer bırakıyor ve herkesin kafasının bir tarafında bir gün bu hikayelerin gerçek olabileceği endişesi halen yerini koruyor. Bu yüzden, kültürün içindeki uzaylı istilası halen canlılığını koruyor ve gittikçe de sayısı artıyor.

İşin kültürel yönünü bir tarafa bırakırsak, uzayda yaşam konusunda biraz bilinçlenmek hiç de fena olmaz. Bu noktada, konuyla ilgili büyük önem taşıyan bazı terimlerden bahsedeceğiz.

Not : Bu bilimsel temellere dayansa da akademik bir yazı değil. Okuyucuyu sıkmamak ve daha anlaşılır olması adına Kardashev Ölçeği’ndeki enerji birimlerini, Goldilock bölgesindeki gezegenlerin, yıldızlarına kaç milyon km uzakta olması gerektiği gibi rakamsal kısımlara bilinçli olarak değinmeyeceğiz.

Drake Denklemi

1961 yılında, Amerikalı bir astronom olan Frank Drake tarafından oluşturulan bu denklemin amacı; elimizdeki verilere dayanarak Samanyolu Galaksisi içindeki akıllı medeniyetlerin sayısı hakkında bir tahminde bulunmaktı.

Ünlü SETI (Search for Extraterrestrial Intelligence – Dünyadışı Akıllı Yaşam Arayışı) projesinin de kurucusu olan Frank Drake’in denklemi esasında basitti.

R – Galaksimizde her sene ortaya çıkan yeni yıldız sayısı
fp – Gezegen sistemine sahip yıldızların sayısı
ne – Yaşamı destekleyebilecek gezegenlere sahip yıldızların oranı
fl – İlgili gezegenlerde yaşamın başlama oranı
fi – İlgili gezegende zeki yaşamın başlama oranı
fc – İlgili zeki yaşamın uzaktan tespit edilebilir teknolojiler geliştirme oranı
L – Uzayı keşfedebilecek, tespit edebilecek medeniyetlerin yaşam süresi
N – Galaksimizdeki, iletişim kurabileceğimiz medeniyetlerin sayısı

Farklı çevirilere de rastlayabilirsiniz ancak anlaşılabilir bir şekilde, denklemdeki değişkenleri bu şekilde sıralayabiliriz. Matematiksel hesaplara girmeyeceğim ancak bu denkleme göre Frank Drake’in ulaştığı N sayısı = 1000 ile 100.000.000 arası bulunmuştur. Fakat çoğu formüle göre rakam 2400 ile 3500 arasında sapmalara ulaşıyor.

Yani doğal olarak net bir rakam yok ancak gerek Galaksimizin gerekse evrenin büyüklüğü, yıldızların ve gezegenlerin sayıları nedeni ile ihtimaller oldukça yüksek çıkıyor. Yani basit bir hesaplama ile “Sadece Samanyolu Galaksisi içinde” bu kadar akıllı medeniyet olabileceği hesaplanmıştır. Tabi gözlemlenebilir evrendeki Galaksi sayısının 200 milyar civarında olduğu düşünülürse bu sayı korkunç bir şekilde artıyor.

Kardashev Ölçeği (Cetveli)

1964 yılında Rus astrofizikçi Nikolai Kardashev, evrendeki olası uygarlıkların “Kullanabildikleri enerjinin büyüklüğüne göre” sıralanmasını öngören bir ölçek ortaya koymuştur. Bu konu da esasında insani bir ölçüttür. Nasıl ki; Sanntimetre, litre ya da kilogram gibi ölçekler doğada bir şey ifade etmiyor ise, eğer uzaylı medeniyetler varsa Kardashev Ölçeği bir şey ifade etmeyebilir. Fakat tıpkı diğer ölçeklerde olduğu gibi bize bir fikir veriyor.

Buna göre medeniyetler 4 sınıfa ayrılabilir. Bunlar ;

Tip 0 Medeniyetler

Bu tür medeniyetler, henüz gezegensel ve görece ilkel enerji tiplerini kullanmaktadırlar.. Bunlar fosil yakıtlar, kömür vs türü enerji kaynaklarını kullanırlar.

Tip 1 Medeniyetler

Üzerinde yaşadıkları gezegene ait tüm enerjileri kullanabilirler. Jeotermal enerjiler, volkanlar, rüzgar hatta depremler ve hatta gezegenin yer çekimsel enerjisini bile kullanabilen tip 1 medeniyetler, kendileri için gereken tüm enerji sorununu çözecekleri için diğer konularda da büyük ilerleme kaydedecekleri ön görülüyor.

Dyson Küresi’nin temsili resmi.

Tip 2 Medeniyetler

Bulundukları yıldızın ya da tüm güneş sisteminin enerjisini kullanabilirler. Bunun için en çok bilinen yöntem Dyson Küresi’dir. Dyson Küresi temelde bir yıldızın etrafının, orada yaşayan medeniyet tarafından komple sarılıp tüm enerjisinin alıp kullanılmasını öngörür. Tabi Dyson Küresi dışında pek çok alternatif yöntem de mevcut ancak şimdilik sadece bundan bahsetmek yeterli.

Pratikte Dyson Küresi, sadece bir bilim kurgu değil. Yeterince materyal ve doğru teknolojiyle uygulanabilir bir yöntem. Fakat bunun için Dünya dışı madenciliğin (astreoidler ya da diğer gezegenler gibi) gelişmesi, çeşitli ekonomik konuların kalıcı olarak çözülmesi ve kaynakların doğru yönlendirilmesi zorunluluğu var. Pratikte yeterince gelişmiş bir uygarlık için Dyson Küresi inşa etmek mümkün olabilir.

Tip 3 Medeniyetler

Sadece kendi güneş sistemlerinin değil içinde bulunduğu tüm galaksinin enerjilerini kullanabilen medeniyetlerdir. Bunların içine birden çok güneş sistemi ve hatta kara delikler bile girmektedir. Doğal olarak tip 3 medeniyetlerle aramızdaki farkın ürkütücü seviyede yüksek olması beklenmektedir. Hatta (sonraki başlıkta inceleyeceğimiz üzere) anlaşılamaz seviyede olabilirler.

Orijinal Kardashev Ölçeği 3 tipten (1-2-3) oluşsa da, tip 0 Dünya’yı içerdiği için anlaşılır olması adına sonradan eklenmiştir. Peki Dünya hangi seviyede derseniz ölçeğin içindeki enerjinin gigawatt hesaplamaları da mevcut olduğu için yerimizi bilebiliyoruz.

Dünya şu an 0.7 (daha spesifik olursak 0.725 civarı) bir yerde. Fakat bu tip 1’e yakın olduğumuz anlamına gelmiyor. Önümüzdeki kısım, arkamızda bıraktığımızdan çok çok daha fazla bir enerji üretimi/kullanımı gerektiriyor. Sanayi devriminden bu yana 300 yıl geçti ve o sırada bu seviyeye ulaştık. Teknolojinin artış hızı da ilerlemiş olsa da kalan 0.3’lük kısım 300 yıldan daha fazla sürebilir.

Bunların haricinde yine tip 0 gibi, sonradan eklenen iki seviye daha var. Fakat bunun nedeni Dünya değil, paralel evrenler, sicim teorisi gibi konular nedeniyle bilimsel anlamda ufkumuzun gelişmesinden kaynaklıdır.

Tip 4 Medeniyetler

Bu  tür bir medeniyetin, tüm evrenin enerjisini kullanabileceği ön görülüyor. Böyle bir şey mümkün olabilir mi demeyin, bunu bilmenin ya da ölçmenin bildiğimiz bir yöntemi maalesef yok. Fakat teoride bir medeniyet güneşin gücünü kullanabilirse 5-10-100-1000 ya da 200.000.000 güneşin gücünü de kullanıp galaksinin gücünü kullanabilir. Yani tek bir nükleer reaktör kurmak ile on beş milyon nükleer reaktör kurmak arasında çok da bir fark yok.

Önemli olan birinciyi yapabilmek. Bu yüzden Dyson Küresi benzeri yapıların çok daha büyük ölçekte kurulabilir olacağını tahmin edebiliriz.

Tip 5 Medeniyetler

İşte bu noktada iş daha da karışıyor. Çoklu evren teorilerine göre, birden çok sayıda evren olabilir. Hatta simülasyon içinde de olabilir. Bu yüzden, gücü bizim evrenimizin ötesine aşıp birden çok evrenin gücünü kullanan medeniyetler “olabileceği” öngörülüyor. Tabi bu tür medeniyetlerin temelde tanrı olacakları gerçeği var.

Fakat bilimimizin sınırları genişlediği için, yeterince gelişmiş bir medeniyetin sadece kendi galaksisiyle sınırlı kalmasını beklemek de pek makul değil. O yüzden yeni tip medeniyetlerin eklenmesi biraz da zorunluluk haline geldi ve tip 5 fikri ortaya atıldı.

Sonraki yazıda; Fermi Paradoksu ve Büyük Filtre konusundaki teorilere değineceğiz.

Yorumlar