Ekim Ayı Özel: Dünyanın Çeşitli Yerlerinden Cryptidler

Ekim malum kalabalık bir ay: Hem Cadılar Bayramı, hem de Inktober etkinliği var. Ben de bu sene Inktober için her gün bir Cryptid çizmeye karar verdim. Peki diyeceksiniz ki “Cryptid nedir ve bizi neden ilgilendiriyor?” Hemen tanım verelim: Özellikle modern zamanlarda görüldüğüne inanılan, ama ispatlanamamış yaratıklara Cryptid deniyor. Genellikle kötücül ya da korkutucu oluyorlar, ama arada şirinlerine de rastlamak mümkün. Yazı dizisi boyunca 31 adet Cryptid çizip paylaşacağım (normalde bundan çok fazlalar), bazen çizginin dışına da çıkacağım, çünkü Cryptid ile Creepypasta denilen efsanevi yaratıklar arasında ince çizgiler var. Neden en ünlülerini yapmıyorsun derseniz de, Inktober kelimelerini kullandığım için, onlara uygun yaratıkları seçiyorum.

Inktober deyip duruyorsun, o nedir de diyebilirsiniz, hemen ona da kısa tanım geçeyim. 2009’da ünlü çizer Jake Parker‘ın başlattığı bir meydan okuma: Çizerler Ekim ayının her günü için mürekkepli kalemle çizim yapıyorlar, kurşun kaleme sadece eskiz aşamasında izin var. Direkt mürekkeple başlayıp bitirmek aslında daha makbul, ama şart değil. İşin özü çizim yapmaktan keyif almak. Ne çizeceğini bilemeyenler için, her sene Inktober prompt dediğimiz kelime listesi yayınlanıyor, günün kelimesine özel çizim yapıyorsunuz, ama aslında bu da şart değil, kendi kelimenizi belirleyebilirsiniz. Ayrıca bir çizim için ardışık kelimeleri birleştirebilirsiniz. Ama bir kelimenin pek çok zihinden çıkmış yansımasını görmek ve bunun bir parçası olmak çok eğlenceli bir şey, o yüzden en az bir kere promptlara sadık kalmanızı tavsiye ederim.

Çizimlerin öyle çok aşırı detaylı ya da güzel olmaları gerekmiyor (tüm gününüzü ayırabiliyorsanız özenin tabii), maksat her gün çizmek sadece, yani doodle yapabilirsiniz. Buradakiler de maksimum bir iki saat ayrılmış çizimler, günlük işleri aksatmadan her gün çizmek zor. Aslında gerekmiyor, ama yapılırsa iyi olur, sonuçta bu bir meydan okuma (kendinize tabii, başkasına değil). Ben sadece ilk başladığım eskizi sonuna kadar götürdüm, farklı eskizler yapmadım,  mükemmele ulaşmak için pek doğru bir yol olduğu söylenemez.

E o zaman, ilk cryptid’imiz gelsin:

Tatzelwurm (İsviçre)

Inktober 2018’in ilk kelimesi poisonous, yani zehirli, o yüzden seni seçtim Tatzelwurm. Kendisi aslen Alpler folklorundan, ama efsaneleri Bavyera, İtalya (Alpler malum oraya da uzanıyor), hatta Fransa’ya kadar gider. İsimleri de yörelere göre değişir: Stollenwurm (serpent demek) , Bergstutz, Springwurm, Praatzelwurm, Fransızca’da ise Arassas diye bilinir. Anatomisi de buna göre değişiklik gösteriyor; mesela iki bacaklı, kuyruklu versiyon nehir olan bölgelerden çıkmış.

Bu yaratık kedi yüzlü bir solucanmış; dört kısa bacakla veya iki uzun ön bacakla resmedilmiş. Kurbanını görünce tıslar, ıslık çalar, sokar ya da zehirli nefesini üflermiş.

1660’larda ilk “ortaya çıktığında” buna ejderha demişler, Johann Jacob Wagner adlı bir doğa bilimci efsaneleri kaydetmiş. 1723’te Johann Jakob Scheuchzer adlı bir araştırmacı ressam bölgede görüldüğü sanılan ejderhaları resmetmiş, (O devirde öyle, polis gibi etrafta dolaşıp yaratıkları resmeden araştırmacılar var), adamın çizimlerini görenler “Bu ne biçim ejderha, böyle ejderha olmaz, bu tatzelwurm,” demişler. Bu yüzden yaratık “Scheuchzer Ejderhası” diye de bilinirmiş.

(Bu arada Avrupa köylüleri her şeye ejderha diyorlar, Tarasque yazımı okuduysanız orada da durum buydu. Daha sonra bu yaratığın yöreye has kertenkeleler olduğu söylense de, ejderha kavgası bitmemiş. “Hayır, eğer ejderha olsaydı draco ya da lindwurm derlerdi, Stollenwurm dediklerine göre başka bir şey” gibi savlar sunulmuş.)

Tatzelwurm’ün en net görüntülenişi İsviçre’deki Frümsen Dağı’nda olmuş, Johann ve Thomas Tinner adlı iki adam 7 ayak uzunluğundaki kuyruğa sahip, gri-siyah bir kedi gördüklerini söylemişler. Evet, sanırım tarihteki en eski “Bir kedi gördüm sanki!” kaydı bu. O civarda yaşayanlar, ineklerinden süt alamadıklarını söylemişler, çünkü yaratık onlara musallat olup bütün sütü emiyormuş. Öldürülünce olaylar kesilmiş. 1660’ta Andreas Roduner adlı bir adam da, başka bir tepede benzer bir yaratık gördüğünü söylemiş; kedi arka ayakları üzerinde doğrulduğunda insan boyundaymış ve sırtında sert tüyler varmış. Yine başka bir dağda 70 yaşındaki Johannes Bueler de tatzelwurm’ü gördüğünü iddia etmiş, kedi nefesini yüzüne üfleyince adamın her tarafı uyuşmuş, eli ayağı tutmaz olmuş.

1800’lerde bütün bu görülenlerin bölgeye özgü ilginç kertenkeleler olduğu söylenmiş. Açıkçası adamlar ne gördüler, ben de merak ediyorum, ama İsviçre söylencelerinde kedi yüzlü çok yaratık var.

(Normalde kanatları yok ama Wikipedia’da görüp çok hoşuma giden bir heykeli yüzünden ben kanat da ekledim. Hani temelsiz değil, Batı Almanya’da bir havuz için kanatlı yapmışlar.)

Hemen ikinciye geçiyoruz:

Blue Men of Minch (İskoçya)

Yani Minch’li Mavi Adamlar. Gördüğünüz gibi mot-a-mot çeviride üstüme yoktur. Kendileri en karmaşık cryptid’lerden, çünkü bunlar aslında Merman. Kıyısı olan yerlerde deniz halkı efsaneleri arşa çıktığı için, ayırım yapmak çok zor. Ben genellikle huzurlu yüzlü, deniz saçlı sakallı adamlar olarak resmedildikleri için tranquil kelimesi için çizdim, ama sizi yanıltmasın, aslında o kadar sakin değiller: Bunlara Storm Kelpie deniyor. (Bir de dingin sözcüğüyle uyumlu başka cryptid yok, hepsi kana susamış yani.)

Bu adamlara Galce na fir (men) ghorma (shade of blue) deniyor. Şimdi Minch neresi önce onu açıklayayım: İskoçya’nın kuzeybatısındaki deniz, güneyi de Little Minch diye geçiyor. İşte bu denizde mavi mavi adamlar yaşarmış.

Mavi renkleri dışında tamamen insana benziyorlar, ama tepeleri attığında fırtına çağırıyorlar. Sakin günlerde ise uslu uslu denizin üstüne yatıp uyuyorlar. Araştıranlar, haklı olarak bu adamların yöre halkı tarafından denizin bir yansıması olarak yaratıldığını düşünmüşler, ama Piktlere bağlayan da olmuş, malum onlar yüzlerini maviye boyuyorlardı. O çağlarda denizden gelen mavi boyalı adamların olduğu bir Braveheart sahnesi yaşandı mı bilmiyorum, ama Piktler gerçekten de kanolarla denizden geçerken vücutlarını maviye boyuyorlarmış.

Yine yörelere göre farklılıklar mevcut: Bunların toprak perilerinden (yine mavi renk yüzünden, bazı Pikt kabilelerinin mağaralarda yaşadığını düşünürsek daha da akla yakın hale geliyor), düşmüş melekler olduğuna kadar herkes bir şeyler eklemiş. Tabii düşmüş melek denince iblise dönüşmesi uzun sürmemiş, “denizcilere musallat olan mavi iblisler” diye de geçiyorlar. Ama her ne hikmetse bütün kayıtlarda önce denizcilerin bulaştığı, mesela suda uyuyan bir tanesini görünce hemen yakalayıp esir ettikleri yazıyor. Bir başka olayda ise, iki mavi adam denizcileri kışkırtmış, bir yandan top oynayarak açıklara çekmişler. Yıldızlı gecelerde de eğlenmek için shinty (İskoç hokeyi diyebiliriz) oynarlarmış.

Başka bir söylenceye göre de, bu adamlar İskoçya’nın batısında olan Corryvreckan Girdabı‘nda yaşarmış.

En ilginci, Vikinglerin efsanelerinde de olmaları, efsanevi Norveç Kralı Harald Fairhair İskoçlarla savaşırken isimleri geçmiş. Bazı folklorcular mavi adamların Vikinglerin esir ettiği, vücutlarını boyayan Batı Afrikalılar olabileceğini de dile getirmişler.

Ha, bence net Piktler. İskoç denizlerindeki Eskimolar da efsanevi Finn-Men diye anılır, onlar da kano kullanmışlardır, o yüzden yine efsaneler birbirine karışmış olabilir. Belki bir ara onlara da değinirim.

Bu yaratık net Dungeons & Dragons’taki Storm Giant’ları etkilemiş bence, yani bundan esinlendiklerini düşündüğüm için ben de ona yakın çizdim.

Üçüncü ne mi?

Yorumlar