NBA 2019 Sezonu Favoriler ve Süper İkililer

NBA’in kontrat süreleri kısalmaya devam ediyor. Yakın dönemdeki kontratların çoğu 2+1, 3 ya da 3+1 şeklinde oluyor. Bu sebeple ilerleyen yıllarda aynı anda pek çok önemli oyuncunun aynı anda boşa çıkacağı ve güç dengelerinin değişeceğine şahit olacağız.

On yıllardır olmadığı kadar büyük bir geçiş de ilk defa bu sezon sonunda yaşandı. Sadece takımlarının değil tüm ligin kaderini değiştirecek kalibrede pek çok oyuncu aynı dönemde kontratlarının sonuna ulaştılar. Bunların bazılarının da aynı takımlarda buluşmaları ile ligin dengeleri bir anda hiç umulmadık şekilde değişti.

Bazı dibe vuran takımların zirveye çıkması (Golden State’in yıllarca NBA’in en başarısız takımıyken, şampiyon bir hegemonyaya dönüşmesi gibi) ya da bazı efsane takımların playoff dışında kalmaları (Los Angeles Lakers ya da New York Knicks gibi) alışılmış durumlardı. Fakat bu tür değişim dinamiklerine yabancı olmayan NBA için bile bu seneki geçişler bir anda her şeyi tepe taklak etti.

En son duruma göre, NBA’in güç dengelerine bir bakalım:

Houston Rockets – James Harden & Russell Westbrook

Houston’un oyunu göze hoş gelmeyebilir, ancak yıllardır ligin en iyi ya da en iyi ikinci takımı olmalarına rağmen Batı’da oldukları için konferans final ya da yarı finalinde Golden State engeline takılıp bırakın şampiyonluğu, finale bile çıkamadılar.

Harden’ın insan üstü hücum performanslarının takımı inanılmayacak noktalara getirmesine rağmen oynadıkları basketbol incelikten ve yaratıcılıktan uzaktı. Tamamen kişisel yeteneğe bağlı olan oyunlarına eklenen Chris Paul (CP3) bana göre iyi bir alternatif değildi. Yıllarca topu elinde tutup izolasyon oynamış olan CP3’nin Harden ile birlikte başarılı olmasına şahsen pek ihtimal vermiyordum. Buna rağmen yine de bu ikilinin iyi bir iş çıkardığını kabul etmek gerekiyor.

Yinede CP3 zor bir karakterdi ve bu sezonun sonunda Harden ile anlaşamadıkları ortaya çıktı. Neticesinde topu elinde tutmayı seven biri gitti, o işin erbabı bir başkası yani nam-ı diğer Beastbrook (ya da bazılarına göre Westbrick) yani Russell Wesbrook geldi.

Westbrook izlemeyi çok sevdiğim biri ancak kesinlikle favori oyuncularımdan biri değil. O kadar yetenek ve iştaha rağmen, oyun zekası fazlası ile düşük. Bulunduğu takımları bir yere kadar çıkarıp, bir yerden sonra köstek olmaya başlıyor. Çok zamandır söylediğim “Westbrook’un oyun kurucu oynadığı bir takım şampiyon olamaz” argümanımı tekrarlıyorum. Fakat “oyun kurucu” kısmının da altını çiziyorum. Bir yerlerde topu değil de hücum etkinliğini Westbrook’a teslim edecek yani 2 numara oynatacak bir takım olursa durum değişebilir.

Fakat Houston muhtemelen bu iki oyuncuyu daha önce de birlikte oynadıkları gibi oynatacaklar. Westbrook hızlı hücumda topla gelecek, bitiremediği ya da transition (geçiş) hücumlarından sonra yine Harden’ın izolasyon hücumuna kalacaklar.

Houston, basketbol iki topla oynansaydı bu sezon büyük bir şampiyonluk favorisi olabilirdi… Yine de izlemek eğlenceli olacaktır.

Bir önceki ikiliden daha iyi olabilir mi?

Brooklyn Nets – Kevin Durant & Kyrie Irwing

Brooklyn, bu senenin iyi oynayan takımlarından biriydi. Lakers’ta büyük umutlar beslenen ancak ümit kesilince apar topar takımdan yollanan D’angelo Russell’ın kendini bulup sürüklediği takımda iyi parçalar var.

Spencer Dinwiddie, Caris Lavert önemli oyuncular. Jared Allen’da modern oyuna uygun bir uzun. Değerini bulmayı bekleyen başka parçalar da Nets’de saldırmayı bekliyorlar. Bu sene, D’angelo Russell yerine onun 1 hatta kimilerine göre 2 model daha üst versiyonu olan Kyrie Irwing ile oynayacaklar.

Kyrie, Cleveland zamanlarından bu yana Lebron’un gölgesinden yani Robin olmaktan sıyrılıp Batman olmayı arzulayan bir oyuncuydu. Bu yüzden eleştiremem zira son yılların top ile en iyi oynayan oyuncularında başı çekiyor. Ayrıca clutch denen son saniyelerde de müthiş. Fakat Kyrie, bu sezon Boston’da neden Batman olamadığını hatta belki de hiç olmayacağını gösterdi.

Kyrie bazen oyunu çok domine etmenin yanı sıra, tuhaf kafa yapısı ile uyuşması zor bir karakter. Bu yüzden takımı bir noktaya kadar getirecek bir Batman’in yanında, ince işleri yaptığı ve kendi oyununa konsantre olduğu zaman daha başarılı oluyor. Boston’da ne diğer oyuncuların Batman olmasına izin verdi ne de kendi olabildi.

Fakat şimdi yanına Durant geliyor. NBA’in tüm zamanlarının belki de en yetenekli, en basketbol için yaratılmış oyuncusu olan Durant oyunun her yönüne etki edebilir. Uzun boy ve kollarına rağmen çok çevik, bu sebeple herkesi savunabiliyor. (son yıllarda savunmasını da çok geliştirdi) Ayrıca müthiş bir şutör ve şutunu da kimse engelleyemiyor.

Kendini oyuna vermiş bir Durant takımı tepe noktaya da taşır, tepeye taşınmış bir takımda bitirici oyuncu da olabilir. Golden State’de zaten çok iyi olan bir takımı daha da iyi yapmıştı ki esasında bu zor bir şeydir. O kadar iyi takımlara ek yapıldığı zaman, takımlar daha çok bozulma eğiliminde olurlar. Fakat Durant’in oynadığı seviye çok farklı. En kötü takımı playoff’a sokabileceği gibi en iyi takımı da efsane haline getirebiliyor.

Buna rağmen, sezon sonundaki korkunç sakatlığı ile 1 sene oynamayacağı garanti gibi. Geri döndüğünde de illa ki bir şeyler kaybetmiş olacak. Belki yine NBA’in en iyi 10 oyuncusundan biri olacak fakat bu seviyede olmayacak. Durant ile ilgili tek bir şey söyleyip kapatacağım, iki senedir yapılan all-star adam almaca sisteminde hep ilk seçilen isim oldu. Zira ligdeki herkes, en değerli oyuncuların başında geldiğini biliyor. Takım kaptanı seçilecek popüleritede olmasa da her takıma en gerekli adam olduğunu görmek zor değil.

Brooklyn, bu sene Kyrie’nin takımı bozmayıp adapte olmasını ve Durant’in de sağlığını kazanmasını bekleyecek. 2019 yılına bir iddiaları olması zor ancak işler istedikleri gibi giderse 2020 için büyük favori olacaklardır.

Los Angeles Lakers – Lebron James & Anthony Davis

Lakers, Boston ile birlikte muhtemelen tarihin en önemli takımıdır. Fakat popülarite söz konusu olursa o noktada öne geçer. Hollywood’un varlığı, tarihe geçen sayısız oyuncusu ve bu oyuncuların ayrıca popülariteleri ile NBA’in en renkli takımı olduğu tartışma götürmez bir durumdur.

Kobe sonrası dönemde bir türlü istediğini bulamayan Lakers, geç de olsa bir diğer Kral’ı yani Lebron James’i nihayet 2018 yılında kadrosuna kattı. Fakat Lebron’lu ilk senede doğru parçaları bulamamaları ile başlayan süreç başka süper starı getirememeleri ile sallansa da bir şekilde ilerliyordu. Ta ki ara takas döneminde Anthony Davis’i getirmek için takımın yarısını New Orleans’a ipotek etmeye çalışana kadar.

Bu nokta Lakers için kırılma dönemi oldu, zaten çok da dirençli olmayan kadro değersizleştirildi ve dökülmeye başladı. Her şeye rağmen Lebron’un ölüsü bu takımı toplar diyenler yanıldı. Çünkü NBA, Lebron kadar baskın bir oyuncunun bile ölüsünün götürebileceği seviyeyi çoktan aştı. Lebron’un “playoff modumu erken açtım” söylemi bir heyecan katsa da lafta kaldı. Takımlar çok hızlandı, oyun temposu fazlası ile arttı, savunmalar feci derecede kompleks hale geldi. Vaziyet böyle olunca Lebron ne kadar iyi olursa olsun, oyuna etki edebileceği süre 20-22 dakikayı geçemiyor (40 dakika oyunda kalırsa) Kötü bir takım olan Lakers’da böylece döküldü ve playoff dışında kaldı.

Fakat bu sezon başında büyük ödül, “Bay Kaş” Anthony Davis’i nihayet kadrolarına katabildiler. Davis, değişen oyuna rağmen, oyuna ağırlık koyabilecek istisna bir uzun. Esasında devasa biroyuncu olmasına rağmen teknik olarak uzun olarak tanımlamamak lazım. Davis de her şeyi yapabilecek ender yeteneklerden biri. Ve şüphesiz bu sezon boşa çıkan oyuncular arasında Lebron’u en iyi tamamlayacak isim. Takımda Kuzma ve Rondo gibi iyi işler yapabilecek oyuncular var ancak kimyaları sorunlu. Danny Green çok iyi bir ek ancak işleyen bir takımda etkili olacaktır. Bir dönem Davis ile mükemmel uyum yakalayan Cousins’i de aldılar ancak onun da sağlığı şüpheli. Bana göre bu sezonun en optimal ikilisi Lebron & Davis olacaktır. Fakat en iyi takımın Lakers olması zor.

Bunun birinci nedeni (pek çok kişi kızacak olmasına rağmen) Lebron’un prime döneminin bitmiş olması. Yukarıda da dediğim gibi artık ölüsü 50 maç kazanıp playoff yapamıyor. İkinci nedeni ise süper bir yetenek olan Davis’in henüz hiç bir tepe takımında oynamaması.  Mükemmel bir oyuncu olabilir ancak playoff tecrübesi sıfıra yakın. Lebron’da beş kişilik tecrübe olmasına rağmen o da artık en mükemmel oyuncu değil. Bunlar da Lakers için soru işaretlerini attırıyor. Sezon başlamadan Lakers’ı şampiyon ilan eden Lebron hayranları büyük hayal kırılığına uğrayabilir, şimdiden söylemesi.

Saha dışı aktivitelere fazla bulaşmamanız dileğiyle…

Los Angeles Clippers – Kawhi Leonard & Paul George

Los Angeles’in üvey çocuğu Clippers, bu sezon ilk defa çok bariz bir şekilde sezonu Lakers’ın üzerinde bitirdi. Doc Rivers gibi harika bir koçları, S.A. Balmer gibi harika bir takım sahipleri ve Jerry West gibi efsane bir danışmanları var.

Oldukça dengeli de bir takıma sahip olan Clippers, bu sene playoff’ta Durant’lı Golden State’ten bileğinin hakkı ile iki galibiyeti söküp almayı başardı. Tabi o kadroları süper starsız olduğu için bu sene ayrılan oyuncuların hiç biri, gelenlerle karşılaştırılırsa önemli değil.

Kawhi Leonard, San Antonio Spurs ekolünden yetişmiş bir android. Harika savunmasının üzerine geçtiğimiz yıllarda elit bir hücum yeteneği de eklemişti. Bu sene ise hücumda durdurulamaz bir oyuncu olmaya başladı. 2019’un son bölümünü göze alırsak Dünya’nın en büyük oyuncusu Durant ve Kawhi demek yalan olmazdı. Tabi artık Durant sakatlandı, Lebron’un güncel durumunu ise zaman gösterecek.

Sözün özü, Kawhi Raptors’u şampiyon yaptı. Kawhi final mvp’si hak ederek oldu. Finalden önceki serileri de neredeyse tek başına kazandı. Şu an NBA’in geri kalanına göre çok farklı bir seviyede bulunuyor.

Paul George, Indiana yıllarında kimine göre overrated kimine göre ise underrated bir oyuncuydu. Bir adam için ikisinin de söylenmesi şaşırtıcı olabilir ancak söz konusu takımın ne oynadığı belli değilse bu tür karışık yorumlar gelebilir.

PG bu sene, Westbrook gibi zor bir oyuncu ile kısmen belli bir düzen içinde oynadı ve sezonu mvp yarışında üçüncü bitirdi. Harden ve Giannis oyunu başka seviyede oynuyor olabilir ama bu PG’un hak ederek sezonun en değerli üçüncü oyuncusu olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Westbrook’un yanında ikinci adam olmayı kabul etmesi de (ki skorda birinci oldu) kendini geliştirdiğinin en büyük göstergesi.

Hem Kawhi, hem PG sadece iyi değil, elit değil, süper savunma oyuncuları. Üstüne Clippers Patrick Beverley gibi bir başka süper kısa savunmacıya sahip. Lou Williams gibi takımdan bağımsız olarak sayısını atıp geçen, bu ikili oyunda olmasa da takımı hücumda bir seviyeye kadar taşıyacak bir fenomene sahipler. Montrezel Harrel ve Zubac gibi diğer kaliteli oyunculara da sahip olan Clippers bu senenin en büyük favorisi olabilir. Kısa oyuncuların sürüklediği ligde bu kadar büyük bir savunma gücüne sahip olmak diğer tüm takımlar üzerinde kırıcı bir etki yaratabilir.

Hücumda Kawhi, olmazsa PG, olmazsa Lou göz korkutucu bir zenginlik sunuyor. Lebron’un prime döneminin geçtiğini söylemiştim. Clippers için esas iyi haber ise hem Kawhi hem de PG prime dönemlerini yeni yaşamaya başladılar! Bu takım, bu sene harika işler yapacaktır.

Kısa forvetlerin öneminin arttığı bu dönemde en iyilerden ikisine aynı anda sahip olmak!

Diğer Favoriler

Golden State’in Durant’sız da büyük bir favori olduğu konusunda ısrarcı olacağım. Tabi ki eğer Klay sakat olmasaydı, tabi ki eğer Clippers ve Lakers bu hamleleri yapmamış olsalardı, Mike Conley takım değiştirmeseydi, Giannis bu kadar genç ve hala gelişiyor olmasaydı vs… Yani 2018 – 2019 için GSW hala favori olabilirdi ancak Klay’in sakatlığı şu an onları playoff yarışına ancak sokacak gibi duruyor. D’angelo Russell muhtemelen takasta kullanılacak ancak kalır ve uyum sağlar ya da yerine iyi bir parça gelirse işler değişir. Playoff’a yakın dönemde Klay’de dönerse GSW bu kez birinci favori olmasa da can yakacaktır. Ve ben o GSW’nin halen şampiyonluk adayı olduğunu düşünüyorum.

Geçen senenin en hızlı takımı Bucks, takımı korudu. Giannis gelişmeye devam ediyor. Playoff’ta sezonun aksine “biraz da olsa durdurulabilir” olduğu konusunda rakiplerine umut verdi. Sezon içindeki ezici performansı, takımların rakiplerine çalışıp geldiği playoff döneminde birazcık düşse de potansiyeli korkutucu. Zaten dengeli bir takım olan Bucks, bu sezon da favorilerden biri.

Philadelphia 76’ers tuhaf bir takım. Herkes kısalıp hızlanırken, Philly uzayıp genişlemeyi seçiyor. Ben Simmons’a verdikleri max kontrat çoğu kişide soru işareti olsa da katılmıyorum. Simmons henüz genç. Fakat harika fiziği ile sahadaki herkesi savunabiliyor, hücumda da hemen her pozisyonu oynayabiliyor. Fakat şutu felaket kötü, öyle ki bu sene bir tane bile 3 sayı denemedi. Bu kadar bariz bir defo, doğal olarak akıllarda soru işareti bıraksa da Simmons çok ender bir oyuncu. Bu fizikte ve bu oyun görüşüne sahip NBA’de sadece bir kişi var ve o da Lebron James. Bir dönem Stephen Curry, defoları ile istisna bir oyuncuyken şu anda ortada onun sayısız klonu dolaşıyor.

Simmons’un da böyle bir etkisi olabileceğini düşünüyorum. Bu fiziğe sahip guardlar, takımlar için büyük bir avantaj. Vasat bir seviyede şut atmaya başlarsa (ki bu sene başlayacaktır) Philly bambaşka bir takıma dönüşür. Joel Embiid zaten 2019 basketbolu için bile süper bir uzun. 90’larda oynamış olsa o dönemin efsane uzunları (Hakeem, Shaq, Robinson, Ewing) ile de başa baş oynayacağını düşündüğüm Embiid’de harika bir potansiyel. Tek soru işareti takımın geri kalanı. Tobias Harris oyunu doğru oynayan, iyi bir ikincil skorer fakat daha çok katkıda bulunması lazım. Richardson da iyi bir ek olacaktır.

Son olarak bahsedeceğim Al Hardford ise inanılmaz yararlı bir oyuncu. Şu an Hardford’u istemeyen bir takım olamaz ancak 2 sene sonra kontratı Philly için yük olacaktır. Yine de onların amacı en kısa sürede şampiyon olmak ve bu yüzden tüm riskleri alıyorlar. Butler’ın gidişi takımın kurgusunu değiştirdi, Simmons bir anda 4 numaradan 1 numaraya kaydı. Gidenlerden JJ Reddick de iyi bir oyuncuydu. Yine de Philly, tuhaf takım kurgusu ile sürpriz at konumunda duruyor.

Son olarak Utah Jazz’den bahsetmek istiyorum. Zaten Gobert’in arka alan muhafızlığı ve takım kurgusu ile “taş gibi” bir savunma takımı olan Utah’ın hücumda yetersiz kaldığı zamanlar oluyordu. D. Mitchell, henüz süper star olamamış ancak o potansiyeli taşıyan müthiş delici bir oyuncu. Fakat hücumda her şeyi yapmak zorunda kaldığı için belli noktalarda tıkanabiliyor.

Bu sene Ingles ile benzer model olan bir başka şutör forvet olan Bojan Bogdanovic’i de kadrolarına katarak çok doğru bir iş yaptılar. Fakat esas doğru karar, aziz benzeri kişiliği ile on numara bir takım arkadaşı ve lider olan Mike Conley’i takıma katmaları oldu. Conley, all-star bir oyun kurucu. Hem top elindeyken yaratıcı oluyor hem de gerektiğinde topu teslim edip kenarda şut bekleyebiliyor. NBA’de daha iyi oyun kurucular olabilir fakat bu şekilde bakarsak Conley, Utah için gerçekten en iyi tercihti. Takımın son durumuna bakarsak Utah normal sezon için en favori takımlarımdan biri ve playoff için de çok ciddi umut veriyor Bu senenin en derli toplu ve dengeli takımı olacaktır.

Geçen senenin playoff’larında iyi noktalara gelen Portland ve Denver, bazı konularda iyi olan ancak ciddi de eksikleri olan takımlar. Yine aynı yerlerde olup, tepeyi daha fazla zorlayabileceklerini düşünmüyorum. Boston / Kemba Walker takası, bence Utah / Mike Conley kadar iyi bir ekleme. Ancak Boston’un çok iyi giden takım dinamikleri, Kyrie döneminde çok fazla bozuldu. Kemba da harika bir oyuncu olsa da Boston’un kendini bulabilmesi için bence bir seneye daha ihtiyacı var. Özellikle de Al Horford’un yokluğu, takımı feci halde sarsacaktır.

Bu kadar değişiklik sonrası NBA’de bütün dengeler alt üst olmuşken, belki de yine oyunun oynanış şekli ve sahadaki geometrisinde değişiklikler olabilir. Tüm bunların ışığında, 2019-2020 sezonunun harika geçeceği ile ilgili elimizde çok fazla referans var. Herkese iyi seyirler.

Yorumlar