Kahramangiller

Popüler Kültür Mimarları – John Hughes

Bazı isimler sinema tarihinde asla unutulmaz, adlarının anıldığı her işte mutlaka bir kalite ve güven duygusu vardır. Bir Christoper Nolan filmi vizyona girdiği an onu istisnasız izleyebilirsiniz. Sadece yönettiği değil, yapımcısı veya senaristi olduğu bir filmde bile adının anılması yeterlidir. Bu özel sinemacılara her zaman güveniriz. Bazıları ise ortaya Nolan gibi ”kaliteli” işler ortaya koymaktansa belleğimizde daha duygusal yerler edinir. John Hughes gibi. John Hughes, kişisel olarak en sevdiğim sinemacıdır. Yaşadığı hayat boyunca toplamda sadece 8 film yönetmiş olan Hughes, 40’ın üzerindeki film/dizi de senaristlik yapmıştır. Yönetmenlik kariyeri ne kadar mütevazi olsa da yarattığı karakterler sinema tarihinde büyük izler bırakmıştır ancak hiçbiri güçlü, epik veya destansı değillerdir.

Yer aldıkları filmlerin hiçbiri ”kült” kalibresine ulaşabilecek kadar olgun ve üst düzey bir sinemasal deneyim sunmaz ancak John Hughes filmleri bir yeni yıl akşamı aileniz ile izlediğinizde içinizde sıcacık hisler uyandırır ve bunu onun dışındaki hiçbir sinemacı yapamaz. 1950 yılında dünyaya gelen Amerikalı yönetmen 2009’da hayatını kaybeder ancak yarattığı karakterler ve onlara bahşettiği hikayeler günümüzde hala yaşamakta ve başka sanatçılar tarafından ilham alınmaktadır. Bu yazımda sizlere John Hughes’un popüler kültüre kattığı etkilerden bahsedeceğim. Sinema, çizgi roman ve müziğe kadar uzanan geniş bir yelpazede Hughes, sanatını hayatta olmasa bile yaşatmaktadır.

80’ler Etkisi

İlk filmi Sixteen Candles’ı 1984 yılında, ölmeden önce çektiği son filmini ise 1991 yılında yayınladı. Bu 8 yıllık periyotun her yılı film yayınladı ve aralarda da senaristlik ve yapımcılık kimliğini konuşturdu. Çektiği ilk film ile döneminin en büyük yıldızı olan Molly Ringwald’ı adeta bir 80’ler temsili yaptı. Kendisi ile The Breakfast Club ve senaristliğini yaptığı Pretty in Pink ile de çalıştı. 2017 yapımı IT filmi 80’lerde geçmektedir ve filmin bir anında Molly Ringwald’a atıfta bulunan bir sahne bile vardır! Sadece Ringwald’ın değil; Judd Nelson, Ally Sheedy, Anthony Michael Hall ve Emillio Estavez’in de döneminde oldukça popüler olmasını sağladı. Yukarıda saydığım isimler ile The Breakfast Club isimli filminde çalıştı. Hala sinema tarihinin en önemli gençlik ve tek mekan filmlerinden biri olan The Breakfast Club ekibi Hughes’un büyük etkisi ile dönemlerinin starları oldular.

80’ler sonrasında ise bu oyuncular bir daha asla eski ihtişamlarına kavuşamadı. 1985 yılında çıkan Weird Science isimli filminde Anthony Michael Hall ve Robert Downey Jr. ile çalıştı. Şu anda hangisinin büyük bir yıldız olduğunu ise hepimiz biliyoruz. Iron Man ile kendi krallığını yaratan Downey Jr. da 80’lerde John Hughes sinemasında bulunan isimlerden. Ancak durun, MCU evreninden tanıdık biri daha Hughes yapımında yer almıştı. Avengers: Age of Ultron’da Ultron a sesiyle hayat veren James Spader Pretty in Pink isimli filmde yer almıştı. Hughes, sadece döneminin büyük starları ile çalışmamış, ne tesadüf ki günümüzün de büyük isimlerine ışık tutmuştur.

Spider-Man

Avenging Spider-Man’in 12. sayısında Spider-Man bir rüya sekansında Deadpool ile beraber The Breakfast Club evrenine dalar! Bu, Spider-Man’in John Hughes ile tek buluşması değil elbette. Marvel Sinematik Evrenindeki ilk solo filmi Homecoming‘de büyük bir John Hughes güzellemesidir ve bunu ben değil bizzat MCU mimarı Kevin Feige söylemektedir. Spider-Man: Homecoming vizyona girmeden önce filmin tonunun John Hughes filmlerine benzeyeceğini ve tıpkı yönetmenin yarattığı gibi bir lise atmosferinin Homecoming’de yer alacağını dile getirmişti Feige. Sözünde de durdu. Çünkü Homecoming, The Breakfast Club, Weird Science, Ferris Bueller Day Off ve Pretty in Pink karışımı bir filmdi.

Filmin tanıtımlarında oyuncular The Breakfast Club pozunu vermiş, yayınlanan alternatif posterlerin birinde bu poz kullanılmıştır. Ayrıca başka bir alternatif posterde Ferris Bueller’s Day Off posteri taklit edilmiştir. Homecoming sadece saydığım filmleri ilham almamış, tamamiyle John Hughes’un vizyonunu benimsemişti. Ne kadar başarılı olduğu tartışılır, ancak Homecoming bir liseli filmi ise bunu John Hughes’a borçludur. Filmde Spider-Man’in evler arasında koştuğu sekansta bir anda Ferris Bueller Day Off dan aynı sekansı görürüz. Ferris de Spider-Man de aynı rotada bir hedef üzerine koşarlar. Elbette filmdeki tek gönderme bu değildir. Zendaya tarafından canlandırılan Michelle karakteri The Breakfast Club daki Allison ile neredeyse aynıdır. Giyimleri ve ruh halleri ile adeta ikiz gibidirler.

Deadpool

2016 yılında vizyona giren Deadpool filminin ne kadar iyi olduğunu hatırlıyorsunuz değil mi? Tim Miller tarafından yönetilen filmin After Credits sahnesini aklınıza getirin. Deadpool bornozu ile seyirciler ile konuşur ve onlara evlerine dönmelerini söyler.

O sahnede gördüğünüz bornoz, mekan ve duyduğunuz sözler Hughes’un 1986 yapımı Ferris Bueller’s Day Off filminin After Credits sahnesinde birebir kullanılmıştır. Deadpool, Ferris’in sahnesini kendi üstüne geçirmiş ve sinema salonunda bizlere o şekilde bornozu ile veda etmiştir. Sahnelerin karşılaştırması için ise şu videoya göz atabilirsiniz.

Harry Potter

Bu biraz kör göze parmak sokar gibi olacak çünkü Harry Potter ve John Hughes’un fiziksel olarak hiçbir bağlantısı yok. Kitaplar veya filmlerde herhangi bir göndermesine dahi şahit olamayız zaten. Ancak Harry Potter’ın sinema dünyasına girişinde John Hughes’a ufak bir teşekkürü borç bilirim. İlk iki Harry Potter filminin yönetmeni Chris Columbus, John Hughes ile ilk iki Home Alone filminde çalışmıştır. Home Alone 1 ve 2 de yönetmenlik yapan Columbus’un o filmlerinde senaristlik ve yapımcılığı John Hughes üstlenmiştir.

Columbus’un Hughes hakkında yaptığı açıklamada kendisini sinema dünyasına iten isim olduğunu belirtmiş ve ona büyük bir cesaret ve umut kaynağı olduğunu dile getirmiştir. Kim bilir, belki de Chris Columbus John Hughes ile çalışmasaydı Harry Potter’ın sinema yolculuğu çok daha farklı başlayacaktı. Hughes’un genç ve çocuk karakter yaratma başarısından Columbus’un da etkilendiğini düşünürsek Felsefe Taşı ve Sırlar Odasına daha farklı bakabilirsiniz. Dediğim gibi biraz kör göze parmak sokmak gibi ancak Potter’ın sinema yolcuğunu başlatan isme ilham olmuş John Hughes’u bu başlık altında incelemesem olmazdı.

Taylor Swift

Tamam bunu asla tahmin etmiyordunuz biliyorum. Spider-Man, Deadpool ve Harry Potter ne kadar geek ve alt kültüre hitap eden içeriklere sahip olsalar da Taylor Swift bunlardan misliyle uzak. Amerikalı pop şarkıcısı Taylor Swift’in 2014’de çıkardığı ve çıktığı yılda en çok satan albüm olan 1989 58. Grammy ödüllerinde Yılın Albümü ödülünü almıştı ve bu ödülü 2 kez alan tek kadın şarkıcı Swift olmuştu. Sadece 2014’ün değil, son yılların da en başarılı albümü olan 1989 müzik endüstrisinde büyük bir etkiye yol açmıştır. Peki bu denli büyük bir etkiye sahip albümde John Hughes’un işi ne? Çünkü albüme ilham olan isimlerden biri de odur! Eski erkek arkadaşları hakkında şarkılar yazmakla gündeme gelen Swift’in en başarılı albümünde John Hughes izlerinin görüldüğünü sanatçı şu sözleriyle dile getirmiştir. “Albümü yaparken John Hughes filmlerini izledim ve zamanı dondurdum. Tamam, şimdi filmdeki karakterler ne düşünüyor, şu anda akıllarından ne geçiyor” diye açıklama yapmıştır. John Hughes’un karakterlerinin her birinin hikayesinden kendisine bir ilham çıkaran Swift, 1989 ile sadece kendi kariyerinde değil müzik dünyasına da bir patlama sağlamıştır.

Gördüğünüz gibi John Hughes sadece çizgi roman dünyasına değil müzik ve sinemaya da ilham vermiştir. Daha saymakla bitmeyecek diziler ve filmlerdeki göndermelerden tutun, karakterleri ve filmleri için yapılmış eşsiz hayran çalışmalarına kadar John Hughes popüler kültüre büyük bir miras bırakmıştır. Ölümü sonrası Oscar ödüllerinde anısına yapılmış Tribute‘u izleyebilir ve Kahramangiller’de daha önceden yazmış olduğum The Breakfast Club incelemesini de okuyarak John Hughes’un dünyasına bir adım daha yaklaşabilirsiniz. Bu özel sinemacıyı sanat ve pop dünyası nice yapıtlarında anmaya devam edecektir.

Bu yazı, "Popüler Kültür Mimarları" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar