Kahramangiller

Üç Harflilere Dair – 1. Bölüm

“Hakirin aşk âleminde olduğum bir cumaertesi gecesi buradaki (Hasköy) Yahudi mezarlığı içinde “Gel taliim gel” diye seslendim. Gulyabani bir dev belirdi. Korkumdan “Ya Hafîz” ismiyle kaçıp bu İne Ayazma içinde o gece gizlenip bî-hûş olduğum maceram, inşaallah yerinde yazılır ki, yaratılmış bir kimsenin başına gelmemiştir.”

Evliya Çelebi, Seyahatnâme’den”

Okuyacağınız yazı bir makaleden yahut konuyu etraflıca ele alan bir monografi denemesinden ziyade cin inanışının geçmişten günümüze taşınması ve bazı söylencelerle alakalı yüzeysel bir incelemedir. Üç bölüm olarak planladığım yazıda ilk bölümde inanışın kökeni ve eski uygarlıklarla bağlantısını, ikinci bölümde Yahudilik ve İslamiyet’in etkileri ile İslam öncesi Türk inançlarını, üçüncü bölümde ise “Cin” inanışı ile ilgili kabulleri ele alacağım. İncelemenin sonuna hem dipnot olması hem de okuma tavsiyesi babında bir kaynakça da ekledim, son bölümde yer alacak.

Günümüzde öğrenci evlerinin, “define meraklılarının” toplandığı kahvehanelerin, herhangi bir yerli korku filmi seyirliğinin ortak noktası olan cinler yahut halk ağzıyla “üç harfliler”… Ülkemizdeki korku sineması ve kısmen edebiyatıyla ilgili tartışmalarda her ne kadar farklı “dehşet” arayışları olsa da “İnsanımız bunlardan korkar ancak!” denilerek sıklıkla gündeme gelen bir konu aynı zamanda.

ammutmisir

Yüzyıllara ve farklı coğrafyalara uzanan bir kültürden geldiğimizden “dehşet yelpazemizin” geniş olduğu su götürmez ancak “halkımız bunlardan korkuyor” tespiti folklor ve inanış açısından haklı. Osmanlı döneminde insanların “iyi saatte/sıhhatte olsunlar”, “sahip”, “pir,” “göze görünmezler” diye isim takması misali günümüzde de “üç harfliler”, “ters ayaklılar” (hatta bir ara “333” de deniliyordu) gibi isimlerle anılmakta olan bu varlıklara ve haklarındaki bir nice anlatıya, konuyla ilgili derlemeler yaptığım esnada sıkça rastladım. Kesin bir istatistiği olmasa da bu tür anlatıların ağırlıklı olarak öğrenci yurtlarında, kışlalarda ve define bulunduğuna inanılan yerlerde geçtiğine denk geldim. Artık herhalde ortalıkta pek ahşap ev kalmadığından “perili ev” anlatılarına nadiren rastlasam da altında yatır olan yahut bir şekilde büyü nedeniyle “tekinsiz” hale gelen evlerle ilgili rivayetler de saptadım. Konunun meraklılarına Gerisi Hikaye’nin “Cin” mevzusunu ele aldıkları 23. bölümünü tavsiye ederim:

Gerisi Hikaye – s02e23: Cin

Herkesin kulaktan dolma bilgilerle, memorat (anlatı) aktarımlarıyla bilgi sahibi olduğu bir mevzu “üç harfliler”. Referanslarına binaen birçok dönemden ve coğrafyadan geçtiği bilinen bu inancın izlerini takip ettiğimizde iki yer oldukça ön plana çıkmakta: Ortadoğu ve Orta Asya…

jinni1

Ortadoğu’dan Orta Asya’ya…

İslam literatüründe göze görünmeyen varlık tasavvuru olan “cin”, kelime anlamı olarak Arapça’daki “örtünmek”, “örtmek”, “gizli kalmak” anlamındaki “cenn” kökünden türemiş bir isimdir. Tekili olan “cinnî” de “örtülü ve gizli olan şey” anlamındadır. İslam inançlarında terim olarak “duyularla idrak edilemeyen, insanlar gibi şuur ve iradeye sahip bulunan, ilâhî emirlere uymakla yükümlü tutulan ve mümin ile kâfir gruplarından oluşan varlık türü”dür. Farsça’dan gelme “peri” ve “dev-div” kelimeleri de anlam olarak “cin”i karşılar. Orta Asya’ya uzandığımızda ve çeşitli Türk halk inanışlarına baktığımızda da “iye”, “sahip”, “izi” daha eski dönemden “yel”, “çıwı” gibi tabirler karşımıza çıkar.

Burada bir noktayı belirtmek gerekir ki; İslam inançlarındaki “cin” motifi, yukarıda bahsi geçen “iye”, “sahip” gibi Türkistan, Azerbaycan veya Anadolu halk inançlarındaki “cinlerin” eski motifiyle aynı değildir. İslami dönemden itibaren “cin” ya yerli Türk halklarındaki ruhların genel adını ifade etmiş ya da ayrı bir varlık türü olmuştur. Ancak bunlara ve inanışa değinmeden önce, ortaya çıkışından ve temas noktalarından bahsedilmelidir. Bunun için ilk bakılması gereken yer tarihin tozlu sayfalarına karışmış Mezopotamya uygarlıklarıdır…

Bu yazı, "Üç Harflilere Dair" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar

  • Süha Başaran

    Elinize sağlık sitenin çapını genişletmiş bu yazı. İnşallah bunun gibi daha çok içerik görürüz sitede