Kahramangiller

Bir Fayton Gezisi

Gözlerim açıldığında, etrafımı göremiyordum. Ancak gözlerim biraz karanlığa alıştıktan sonra anlayabildim ki; karanlık, küçük bir odada, ellerim arkadan zincirlenmiş, yerde yatıyordum. Nasıl burada olduğuma mana veremedim. Bir fare, yine zincirle bağlı ayaklarımın üzerinde geziniyordu.

En son eşimle evlendiğimiz sene yaptığımız gibi, beyaz bir faytona binmiş ve şehir turuna çıkmıştık. Faytoncuya takılmak için birkaç soru sormuş ama cevap alamamıştım. Bir ara boynumda bir ağrı hissettim. Sonra bir uyuşma. Eşime dönüp bir şeyler söyledim. Gerisini hiç hatırlamıyorum.

Halbuki gün çok enteresan başlamıştı benim için. Yolda yürürken, bir el elimi kavramış, şaşkınlıkla elin sahibini ararken eşim olduğunu görmüştüm. Dün kavgalı olmamıza rağmen, bugün fazlasıyla neşeli görünüyordu. Faytonla bir şehir turu atmak istediğinde bu barışma fırsatını kaçırmamam gerektiğini biliyordum. Faytondaki anlar kafamda kalmış son enstantaneler. Peki sonra ne oldu da buradaydım? Peki ya güzel karım? Aman Allahım!

fayton3

Birkaç kez daha bağırdım. O an sesimi duyan yokmuş gibi geldi ama belli bir süre sonra bir kapı gıcırtısı ve yaklaşan ayak sesleri. Giderek yaklaşan sesler, bir  kadının topuklu ayakkabısının çıkardığı seslerdi. Ağzımdan “yardım edin” diye bir cümle çıksa da, kapının yanında duran kişi hiç de iyi niyetli gelmemişti. Ahşap kapının kilidi açıldı. Karanlıkta onu güçlükle seçebildim.

-Dila….

Bana cevap vermedi. Yüzünde kibirli bir gülümseme vardı. Hiç anlam verememiştim olanlara. Gözlerimin içine bakarak yere çömeldi. O’na geçen doğum gününde aldığım siyah çantanın ağzını, fermuarını çekerek açtı. İçinden net göremesem de neşteri andıran kesici bir alet çıkardı. Kısaca bir süre onu inceleyip, gözlerini üzerime dikti.

Yavaş yavaş sağ gözüme doğru yaklaştırdı neşteri ve gözümün çevresindeki etlerde gezdirdi. Sürekli bağırıyor, ona bunu neden yaptığını soruyordum. O benim sevdiğim kadındı ve yıllardır beraberdik. Onun beni sevdiğinden hiç kuşkum olmamıştı bugüne kadar. Tamam arada tartışmalarımız oluyordu. Ama ilişkimizi şu anki duruma getirecek ne yapmış olabilirdim?

Sözlerime hiç aldırış etmeden, neşterin yönünü değiştirdi. Yüzümden aşağıya doğru ağır ağır inerken, yanağımda bir noktaya batırıverdi. Feryat etmiş, ona küfür etmeye başlamıştım. Ben küfür ettikçe, neşteri içeri doğru bastırıyor, canımı daha da yakıyordu. Alışık olmadığım bir acıydı. Gözlerinde gördüğümse artık kibir değil ancak nefret olabilirdi.

Birden neşteri çekti. “Neden?” diye sormaya devam ediyordum. Bunu bana yapan kişinin sevgili eşim olması bana neşterden daha fazla acı veriyordu. Neşteri yüzümden omzuma getirdi. Bu sefer daha sert bir şekilde omzuma gömdü neşteri. Tekrar bağırmıştım. Neşteri çıkarıp bir daha gömdü omzuma. Bağırırken yanağımdan dudağıma doğru süzülen kanım ağzıma kadar geliyordu.

fayton1

Omzuma neşteri soktuktan sonra, gözlerimin içine boş boş bakmaya başladı. Gözlerimiz birleştiğinde acının giderek arttığını hissediyordum. Neşteri omzumdan aşağıya doğru kuvvetlice bastırarak, çekiyordu. Acım giderek artıyor, bir ona bir omzuma bakarak sürekli bağırıyordum. Acıdan gözlerim yaşarmıştı.

Yorumlar