Kahramangiller

Lavuk Evil Paladin’in Hikayesi – Bölüm 4

En son, Gümüşel’in adamlarının yarısını ayartan Tazı lakaplı haydutun peşinden gitmiş, kellesini almıştık. Daha sonra da, Savaş Rahibi olan kuzenimiz Zuros ve beraberindeki Bükülmez Kalkan Şövalyeleri’nin olduğu köye doğru ilerliyorduk.

NOT : Diyaloglarda söylenen sözler birebir olmasa da arkasında yatan fikirler aynıdır.

Halısahada Oynamayız Biz Arkadaşım!

Zuros ve Bükülmez Kalkan Şövalyeleri’nin (BKŞ) olduğu köye doğru bir sorun çıkmadan ilerliyoruz. Bulundukları köye gelince yerlerini soruyoruz, halkta bir gerginlik var. Bu bölgedeki halk, şövalyelerden acayip korkuyorlar. Çok iyi eğitimli, donanımlı ve acımasızlar, bu yüzden korkmakta haklılar. Ben korkmuyorum tabi ki, bunu düşünmeniz bile komik doğrusu. Peeeeh…

Bir şekilde, BKŞ’yi buluyoruz. Büyükçe bir binaya yerleşmişler, önünde antrenman yapıyorlar. Selam verip yaklaşıyoruz, raconumu bozmuyorum.

Estanerion (Ben) : Pardon birader, Bükülmez Kalkancılara bakmıştık…
Şövalye : Evet biziz.
E : Bizim kuzen askerliğini yapıyordu sizin birlikte, onu evci çıkarmaya geldik. Bir görüp konuşalım kendisiyle hele…
Ş : Kendisi bize bağlıdır ve katı kurallarımız vardır. Önce bizim kurallarımıza uymalısınız.
E : La bi gidin elimi kana bulamayın!
Ş : Sizi seveceğiz herhalde (sırıtıyor)
E : Kuzenimi alınca ben de sizi severim elbet. Nerede kuzenim?
Ş : Önce buna hak kazanmalısınız.
E : Kafanızı gözünüzü kıracam ha!
Ş : Demek dövüşmek istiyorsunuz, bizim için de güzel bir antrenman olur.
E : (sinirleniyorum yine) Birader biz oyun için dövüşmeyiz. Yanlış anlama ama sen vurursun dikiş atarlar, ben vururum toprak atarlar o hesap…
Ş : Çok güzel, bir deneyelim şunu…
E : Arkadaş kafanızı uçururum diyorum alo!
Ş : Tamam uçurursunuz, istediğiniz gibi yerleşin de bir dövüşelim hele.

Abooo dellenmiş bunlar. Belli ki mermiye kafa atan cinsten adamlar, kafanızı keseceğim diyorum bana mısın demiyorlar. Tiner mi çekiyorsunuz nedir anlamadım ki…

Bu sırada kuzen Gümüşel ve adamları zaten BKŞ’den korkuyorlar. Bizimki kıllanıyor…
Gümüşel : Biz istediğimiz yere geçelim mi savaşa başlamadan önce?
Şövalye (sırıtarak) : Geçin ya bakın keyfinize. İsterseniz şu yandaki kulübenin çatısına çıkın. O bile olur bize hiç farketmez.
Gümüşel : Olur çatıya çıkalım!

Gümüşel Artık Resmi Olarak Anten Oldun! ANTEN!

Lan! Allah senin gibi kuzeni taş etsin e mi! Hayır şerefimizi iki paralık ettiğin yetmezmiş gibi, bir de düello ettiğimiz adamlara çatıdan ok mu atacaksın? Çıkmayın diyorum, “Olur mu adam çıkın dedi, ben çıkarım o zaman aga” diyor. Düş de geber inşallah! Ben aşağıda yanımda, sadece iki hobgoblin varken eğitimli heriflerle yüz yüze kalacağım o sırada!

Bizimkiler utanmadan çatıya çıkıyorlar, ben o sırada kendi üzerime, küçük bir koruma büyüsü yaparak adamlara dalıyorum. “ÇLANNNGG!” Şövalyenin kalkanından sekiyor kılıcım. Aha vuramadım, hem de çok iyi saldırmıştım. Eyvah diyorum, eyvah ki ne eyvah… Bu kadar yüksek atmama rağmen vuramadıysam, bu herifler bizi şişe geçirirler. Arkamdan hobgoblinler de geliyor, bizimkilerde ok atmaya başlıyorlar ama BKŞ’nin çoğunda ilahi büyüler var, sürekli birbirlerini iyileştiriyorlar. Ön saflardaki heriflerin zırhları çok sağlam, biraz hasar vermeyi beceriyorum ama nafile… Az daha debeleniyoruz ama sonunda olan oluyor.

Bu kısmı çok uzatmayacağım, adamlar neticede beni bir güzel dövüyorlar. Baya baya ağzımı burnumu kırıyorlar, hiç kıvırtmayalım. Siz deyin bir, ben diyeyim iki kamyon dayak yiyoruz. Gümüşel ve okçuları da yarım dakika boyunca, hırsla oklaya oklaya ancak 1 tane çömez rahibi öldürebiliyorlar. Ön saflardaki tecrübeli şövalyeler, beni döve döve bayıltınca da (böhühüü) hemen silahları atıp teslim oluyorlar. Bravo!

Dayak Yedikten Sonra Abi Çekmek…

Bu dayaktan bir süre sonra kendime geliyorum, BKŞ rahipleri beni iyileştiriyorlar. Atar gider yapsam mı diye düşünüyorum ama nafile, yemişiz dayağı oturuyoruz aşağıya. Heriflere abi çekmeye başlıyoruz. Ben neyse de, Gümüşel çok pis yalakalık yaptı açıkçası.

Estanerion (Ben) : Abi… Kuzenimizle konuşabilir miyiz abi?
Şövalye : Evet değerli bir rakip oldunuz ve hak kazandınız, size teşekkür ederiz bunun için.
Gümüşel: Değil mi abicim ya, güzel abim benim! Sizin çömez rahibi de öldürdük bu arada artık kusura bakmazsınız değil mi?
Ş : Eğer bir antrenman müsabakasında bile hayatta kalamadıysa ölmesi caizdir, aksi halde gerçek bir savaşta ölüp taktiğimizi bozabilirdi.

Bu sırada kuzenimiz binanın içinden çıkıp yanımıza geliyor. Sarılıp kucaklaşıyoruz…

Estanerion (Ben) : Kuzen senin asker arkadaşlarının maşallahı varmış. Gavura vurur gibi vuruyor şerefsizler. 
Zuros (rahip kuzen) : Öyleler ya, zımba gibiler demi?
E : Ağzımıza ettiler afedersin ama sen dövüşü izlemiş gibisin?
Z : He içeriden sesleri duyunca izledim.
E : Niye yardıma gelmedin o zaman?
Z : Kendinizi kanıtlamanız gerekiyordu.
E : Oğlum bana DM gibi konuşma, oyuncular npclerle dövüşürse diğer oyuncular yardıma gelir! Oyuncu musun npc misin nesin sen aslanım?

Bu yazı, "Lavuk Evil Paladin'in Hikayesi" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar