Kahramangiller

Aynı Ruhun İki Farklı Yüzü: Dr. Jekyl ve Mr Hyde

“Bir ben vardır bende, benden içeri…”

Bazen hayatlarımızın yalnız ve yalnızca, iyinin kötüyle, karanlığın aydınlıkla ihtilafından, birbirine üstün gelme çabasından başka bir şey olmadığını düşünürüm. Esasen tek ve bir olan bir bedende hüküm sürse de, kişinin karanlık ve aydınlık, iyi ve kötü olan tarafları (ki elbette bunlar da toplumun kalıplaşmış değer yargıları sayesinde “iyi” ya da “kötü” olmuşlardır) hep birbiriyle savaşım halinde olagelmiştir. İkisinin uyumunu bir şekilde sağlayabilen insan bile, farkında olmadan birini sindirmiş, diğerinin sesini dinlemiştir. Her iki tarafının sesini dinleyen insanlar “dengesiz” mizaçlarıyla toplum dışına itilmiş, esasen içlerindeki ikiliği dengelemeye çalışmalarına karşın toplum içerisinde çeşitli şekillerde yaftalanmışlardır. Kötülüğün ya da bütünlerinin “karanlık” parçasının sesini dinleyenlerse, yine toplumun nezdinde vahşi tabiatlarının esiri olmuş, huzur bozan kimseler olarak cemiyetin dışına itilmiş, çeşitli cezalara çarptırılmışlardır.

Peki insan hayatının, tabiatları gereği insanların içlerinde baş gösteren bu farklı tarafların esiri olmadan yaşayabilmeleri, bunları birbirinden tam ve kesin hatlarla ayırabilmeleri mümkün müdür?

Robert Louis Stevenson

Robert Louis Stevenson

Kendisini Treasure Island (Define Adası) ve Kidnapped (Kaçırılan Çocuk) gibi eserleriyle tanıdığımız İskoç yazar Robert Louis Stevenson, ölümsüz eseri Dr. Jekyl ve Mr. Hyde’da insanlığın bu en eski ikilemini irdeliyor. Hepimizin, kitabını okumadığımız zamanlarda bile seyrettiğimiz çizgi filmlerden (Looney Tunes karakterlerinden, hatırlayabildiğim kadarıyla Sylvester ve Tweety’nin maceralarından birinde, bir de bir Bugs Bunny bölümünde Dr. Jekyl’ın korkunç deneyinin sonuçlarını görmüştük) bildiğimiz bir hikâye olan Dr. Jekyl ve Mr. Hyde, bir korku klasiği olmaktan ziyade, her şeyiyle bir psikolojik çözümleme olarak karşımıza çıkıyor bu özelliğiyle.

Ülkemizde, aralarında Varlık Yayınları da olmak üzere bazı yayınevleri tarafından “İki Yüzlü Adam” olarak Türkçeleştirilen ve İthaki, Bordo Siyah ve İş Bankası Yayınları tarafından da “Dr. Jekyl ve Bay Hyde” olarak basılan bu eser, Robert Louis Stevenson’ın 1886 yılında yayımlanmış, özgün adı “The Strange Case of Dr Jekyl and Mr Hyde” adlı novellasının (kısa romanının) çevrimidir. Roman Türkiye’de ilk defa 1942 yılında Hamdi Varoğlu’nun çevirisiyle “İki Yüzlü Adam” adıyla Ahmet Halit Kitabevi tarafından yayımlanmış ve daha sonrasında yapılan çevirilerde özgün isme sadık kalınmıştır. Benim okuduğum kitapsa, Cumhuriyet gazetesinin verdiği incecik bir kitaptı ve çevirisi de oldukça iyiydi.

Dr-Jekyl-Bay-Hyde-kitaplar

Roman, Viktorya dönemi İngilteresi’nde geçmekte ve hepimizin bildiği gibi, zengin, soylu, erdemli, zeki ve çalışkan bir doktor olan Dr. Henry Jekyll’in, esasında insanın iyi ve kötü tarafının tam bir ayrımını ortaya koyma merakıyla giriştiği deneylerinin bir sonucu olarak bir tür kişilik bölünmesi (fiziksel sonuçlar doğuran bir kişilik bölünmesi) yaşamasına varan trajedisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hikâye romanda, Dr. Henry Jekyl’ın yakın dostları Avukat Mr. Gabriel John Utterson, Utterson’ın kuzeni Richard Enfield, Utterson ve Hyde’ın yakın arkadaşlarından Dr. Hastie Lanyon ve Dr. Jekyl’ın uşağı Poole gibi karakterlerin bakış açısıyla okuyucuya aktarılmaktadır. Avukat Utterson, bir süre önce dostu Dr. Jekyl’dan bir vasiyet almıştır ve  bu vasiyette, Dr. Jekyll’ın ölmesi veya üç aydan uzun bir süre boyunca ortadan kaybolması durumunda tek varisinin Edward Hyde isminde bir adam olacağı yazmaktadır.

Yorumlar

  • Trent Syndie

    Vay be, ben de birkaç gün önce bu eseri İş Bankası Yayınları etiketiyle okumuştum. Üstelik bunu okumamın nedeni de çocukken aklımda kalan o Sylvester ve Tweety bölümüydü. Teşekkürler yazı için.

  • Bay_Karamsar

    Dr. Jekyll and Mr. Hyde ile tanışmam, Sylvester ve Tweety’de Tweety’nin Hyde’a dönüştüğü bölüm olmuştu. Kitağtaki hikayeden aklımda kalan en belirgin şey; Hyde’ın ilk başlarda çelimsiz olup, yaptığı kötülükler arttıkça güçlenmesi idi.

    • Özge Nur Küskün

      Evet, bahsettiğiniz kesinlikle ilginç bir ayrıntı. Benim de en çok dikkatimi çeken o kısım olmuştu ama yazıda yer vermek istemedim. Özellikle popüler kültürde Mr. Hyde’ın doğaüstü bir karakter, bir canavar gibi gösterildiği düşünüldüğünde, kafamızı kurcalayan bir kısım oldu sanırım bu, öyle değil mi? Oysa kullanılmayan organın giderek körelmesi gibi, sanırım karakterlerin, ruhların da kullanılmayan kısımları köreliyor. En azından Dr. Jekyl’a göre öyle 🙂

      • Bay_Karamsar

        Ve Dr. Jekyl’ın düştüğü en büyük hata, kendi mantığının diğer tezahürü olan “kullanıldıkça güç kazanmasını” unutması. 🙂

        Popüler kültürde, Mr. Hyde’ın, doğrudan güçlü canavar olarak tasvir edilmesi, onu böyle tasarlayanların aklına gelmese bile; simgelediği “kötülüğün” hem her zaman güçlü, hem de korku ile saygının bir arada sunulduğu bir figür haline getiriyor.

        Farkında olmadan yapılan tek fark ile, uyarlamaların zamanlarına göre, kötülüğün gücüne dair görüşlere vurgu yapılmış.

        Ya da ben fazla anlam yüklüyorum!:)