Kahramangiller

Bilim Kurgu Dehalarından Öyküler : Korkunun Bütün Sesleri

Metis Yayınlarından çıkan Korkunun Bütün Sesleri, Sedef Öztürk ve Levent Mollamustafaoğlu çevirileriyle içerisinde 7 farklı yazarın Bilim Kurgu Öykülerinden oluşan bir derleme. Peki kim bu yazarlar? Harlan Ellison, Ray Bradbury, James G. Ballard, Isaac Asimov, Stanislaw Lem, Robert A. Heinlen ve Kurt Vonnegut JR. Tam bir cümbüş! Bilim Kurgunun belki de en önemli isimlerinin tek kitapta buluştuğu bu eserin oldukça aydınlatıcı bir giriş yazısı bulunuyor. Öztürk ve Mollamustafaoğlu tarafından kaleme alınan bu giriş yazısında daha ilk sayfalardan okuyacağınız kitabın kalitesini hissediyorsunuz.

Bilim Kurgu neden bir edebiyat sayılmamıştı, tarihçesinde ne gibi önemler var, önemi nedir gibi türe ait bazı olayları/soruları okuyucuya yönelten, işi bilen insanlar tarafından hazırlanmış bir kitapla karşı karşıyayız. Kitaptaki öyküler uzayda geçen Star Wars hissiyatı vermiyor. Aksine distopik ve felsefi olarak yaklaşıyor türe. İşin güzel yanı da bu, bilim kurgu ucu bucağı olmayan şahane bir tür. Şimdi gelin, her öyküyü teker teker inceleyelim. Unutmadan, kitapta her öykü öncesi yazar ve öykü hakkında minik bir yazı bulundurulması da şahane olmuş.

1. Harlan Ellison – Korkunun Bütün Sesleri

Kitabın ilk öyküsü, aynı zamanda kitaba ismini veren öykü. Öykü öncesi verilen minik metinde dediği gibi ”Bu Ellison’un bilimkurgu ögelerini en aza indirdiği öykülerinden biri”  Evet, kitaba başlarken yanılgıya düşmeyin çünkü bu bir bilimkurgu eseri. Ancak Ellison bunu minimum düzeye indirerek ve kelimeleri ustalıkla kullanarak sizleri bir tiyatro oyuncusunun şahane dünyasına götürüyor. Yıllar boyu farklı rollerle sahnede boy gösteren Richard Baker’ın ”Biraz Işık Verin Bana”  diye başlayan sözü, sizleri kafası karışık ve oldukça çarpıcı bir öyküye davet ediyor. Kitaptaki ”Sinemaya aktarılsa şahane olur”  dedirten öykülerden biri. Korkunun Bütün Sesleri hakkında bundan sonra söyleyeceğim en ufak kelime bile büyük spoiler olur o yüzden bu zevki sizin tatmanızı istiyorum.

2. Ray Bradbury – Gülümseme

Fahrenheit 451 adlı yapıtıyla bir efsaneye dönüşen Bradbury belki de gelecek tasvirini en iyi yapan isimlerden biriydi. Kitabıyla aynı isme sahip kült filmi de izlemenizi öneriyor ve sizlere Gülümsemeyi anlatmak istiyorum. Gülümseme, distopik olarak tanımlayabileceğimiz bir öykü. Atom Bombasının yıkımlarıyla beraber dünya yaşanamaz bir hal almış ve insanlar yapılara, sanata ve geri kalan her şeye nefret kusar olmuştu. Kitabın kapağına da ilham veren Mona Lisa’nın ”Gülümsemesi”  işte bu öyküde geçiyor.

kbs2

Her yıl, soğuk kış gününde insanlar sıraya girer ve dünyanın en önemli sanat eserlerine nefretlerini kusarlardı. Dondurucu soğukta geçen bu bekleyişte ise bir çocuk olanlara anlam veremeden insanları izlerdi. İnsanlar bir tabloya tükürmeye çalışıyor, onu yok etmek için birbirlerini eziyorlardı. Artık sanatın, bilimin ve kurtuluşun önemi kalmamıştır. İnsanlar, nefretlerini akıtmak için var güçleriyle polisler tarafından korunan tabloyu tükürükleriyle boğuyorlardı. İşte o küçük çocuk gülümsemeyi yakalamaya çalışır. Naif, kırılgan ve sert gelecek tasviriyle Gülümseme kitabın belki de en iyi öyküsü. Bu öykü için çekilmiş kısa filmi izlemenizi tavsiye ediyorum.

3. J.G. Ballard – Bilinç Eşiğini Atlayan Adam

Reklamlar, bilinç altına işleyen göndermeler, durmadan söylenen “AL AL AL” mottolarıyla yaşıyoruz. Televizyon reklamları, kampanyalar, indirime giren ürünler bilinç altımıza işleyerek bizlere durmadan “AL AL AL” derken Ballard, bunu şahane bir öyküyle yorumlamış. Yaşadığı dünyada yol başı tabelalar olan bir gezegende hikayemiz bir doktor ve paranoyalara kapılmış bir deli arasında geçiyor. Deli, tabelaların korkutucu yüzünü gördüğünü, her yere dehşet saçacağını söylerken Doktor da evde kendini alışveriş çılgınlığına kaptırmış karısıyla yüzleşiyor. Karısı her gün kutularca ürün alıyor. ”Ama bak, eğer yenisini almazsan suç işleriz” diyor. Tıpkı yeni model bir telefon çıkında almak zorunda hissetmemiz gibi. Ballard’ın bu öyküsü günümüzdeki tüketim çılgınlığına şahane bir nefret kusuyor. Acımasız ve delice olan bu sektörün sonuysa bu öyküdeki gibi olacak gibi gözüküyor.

Yorumlar