Kahramangiller

Bu Kez Sadece Albino Kral’ın Hikayeleri Değil – Elric: Tanelorn’u Kurtarmak

Melibone’un Son Prensi, bembeyaz teni, gümüş rengi saçları, kızıl gözleri ve kabzasında sabırsızca alacağı ruhları bekleyen Fırtınayaratan’nın sahibi Elric. Diğer adıyla Beyaz Kurt. Melibone’un Son İmparatorunun Tarihçeleri, ikinci cildiyle yeniden karşımızda. Hem de bu sefer daha fazla öykü ve yeni karakterlerle.

Michael Moorcock’un en bilinen karakteri Elric’in öyküleri çeşitli dergilerle hep parça parça yayınlanmış. Ya dergi editörlerinin siparişi ya da okurlarının ısrarları üzerine yazmış Moorcock. Sadece Elric sızmamış zihninden beyaz sayfalara. Eğitimli savaşçı rahip Kızıl Okçu Rackhir ve Ezeli Şampiyon Erekose gibi birbirinden epik karakterlerle okuyucu karşısına çıkmış. Hikaye anlatma işini ne kadar iyi kıvırdığını anlamak için yazdığı herhangi bir öyküyü okumak yeterli olacaktır. Zira hepsi birbirinden güzel.

Ezeli Şampiyon

Elimizdeki Elric hikayelerinin toplandığı bu ikinci cildin ilk öyküsü, yazarın yarattığı kurgu evrenini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Zira içinde barındırdığı etmenlere kitabın ilerleyen sayfalarındaki birçok öyküde rastlıyoruz. Ezeli Şampiyon başlıklı öykü, adına yakışır bir savaş şampiyonu olan Erekose ile de ilk karşılaşmamız -en azından İthaki Yayınları’nın yayınladığı Elric kitaplarında- aynı zamanda. Zamanın birinde, insanlık kendisini yok olma tehlikesi altında bulur. Kendilerinden daha güçlü olan bir ırkla umutsuz bir savaş içerisinde düşmüşken, insanlık ordusuna komuta etmek üzere kral tarafından Savaş Şampiyonu Erekose istirahatinden (mezarından) çağrılır. Daha evvel kim bilir kaç kez kaç farklı isimle çağrıldığını hatırlamayan Erekose çağrıyı yanıtsız bırakamaz. İnsanlık ona muhtaç olduğu sürece her zaman kılıcını kuşanmak zorundadır.

tanelorn-1

İçinde bulunduğu zaman ve mekandan ayrı yerden sıyrılıp gelir ve insanlık ordusunun içinde bulunduğu durumu öğrenir öğrenmez kılıcını ve zırhını ister. Görevi Kaos ve Düzen güçlerinin dünya üzerinde bir Denge’de yani eşit otorite seviyelerinde varlığını sürdürmesini sağlamak olan şampiyon, bu uğurda insanların yanında savaşlarda savaşa zaferlerden zafere gider. Ancak fazla zaman geçmeden bu sefer Denge’nin insanlar tarafından bozulmak istendiğini fark eder. Öncelikli görevinin mevcut dengenin korunması olduğunu hatırlar ve yanında savaştığı insanların Denge’yi tehdit etmelerine engel olur.

Erekose ile ilgili olan hikaye, kitapta yer alan belki de en uzun hikaye. Daha önceki ciltte Elric dışında çok fazla karakter görememiştik bu açıdan kitaba farklı bir karakterle başlamak fena olmamış. Daha önce de dediğim gibi; Ezeli Şampiyon adlı hikaye Moorcock’un kurgusal evreni ya da çokluevrenini anlamamızda etken bir hikaye. Çokluevren içerisinde karakterler yaşadıkları düzlemlerden bazen daha acımasız, bazen daha sade, bazen de yaşadıkları coğrafyaların tam tersi ortamlarda kendilerini bulabiliyorlar. Sebebiyse ekseriyetle tanrılar. İster Kaos, ister Düzen olsun tanrıların ne yapacaklarını kestirmek bir hayli güç.

Tanelorn’u Kurtarmak

Oflayan Çöl’ün kıyısında sakinlerinin çok sevdiği, içinde barınmak isteyen herkese kucak açan Tanelorn şehri yer alırdı. Ne Kaos’a ne de Düzen’e bağlıydı. İnsanların huzur içinde hayatlarını sürdürebildiği ender şehirlerden bir tanesiydi. Ancak bu durumdan her ne kadar insanoğlu memnun olsa da tanrılar, özellikle Kaos Tanrıları memnun değildi. Kendi aralarında bu güzelim şehri ve insanlarını yok etmek için bir plan yaptılar ve uygulaması için Lord Narjhan’ı seçtiler. Kaos’a bağlılık yemini etmiş Lord Narjhan, teklifi hemen kabul etti ve güzellikler şehrine saldırmak için dilencilerden oluşan bir ordu topladı. Kimi sakat kimi sağır binlerce evsiz barksızdan oluşan güruh, yağmur bulutu gibi Tanelorn’un üzerine çökmek için harekete geçti.

Tanelorn

Tanelorn

Şehirlerine saldırıya geçen orduyu fark eden Tanelorn halkı, ne yapacaklarını kara kara düşünmeye başlar. Çoğu eski hayatında birçok savaş ve zafere imza atmış savaşçılar olsa da yaklaşan ordunun büyüklüğü altında şehrin çok fazla dayanmayacağında hem fikir oldular. Ne kadar düşünseler de tanrılardan yardım istemekten başka çare gelmez akıllarına. Ancak ortada şöyle bir sorun vardır; Tanelorn ne Kaos ne de Düzen’in koruması altında değildir. Bu durumda geriye sadece Gri Lordlar kalır. Bu iki gücün arasında kalan, bir nevi buluştukları nokta olan Gri Lordlardan yardım istemek ise başka türlü bir tehlikedir. Kimse göreve yanaşmayınca Phum’da eğitim görmüş savaşçı rahip Rackhir ya da diğer adıyla Kızıl Okçu harekete geçer. Hemen yola koyulur Rackhir. Çölde yaşayan kahini görmeye gider. Zira yolu ancak o biliyordur ve bu görevde Kızıl Okçu’nun kendisine ihtiyacı vardır.

Bu yazı, "İthaki Kütüphanesi" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar