Kahramangiller

Dev Böceklerin Gölgesinde – Doctor Who: Dehşet Ağı

Doctor Who’nun yeni sezonunu henüz sindirmiş ya da ben gibi “Hepsini bir anda izlerim!” diyerek tüm bölümleri en sona bırakmış olanlar! Hepimizi bir araya toplayacak yepyeni bir Doctor Who öyküsü taptaze İthaki Yayınları’ndan çıkarak raflarda yerini aldı. Evet, bu yazımızın konusunu güzel kurgusu ve heyecanlı olaylar dizisiyle Doctor Who: Dehşet Ağı oluşturuyor.

Doctor ve Clara’nın zaman ve mekanlar arası yolculukları, TARDIS’in onları bir ley hattı bozulmasının bulunduğu Ringstone isimli küçük kasabaya getirmesiyle kesintiye uğrar. Clara için şehrin gürültüsünden uzak, oldukça sakin olan bu  küçük kasaba aslında bir nebze de olsun kafa dinlemek için harika bir mola noktası gibidir. Ancak kasabada hakim olan huzur ve sükunet hissi aslında fırtına öncesi sessizlikten başka bir şey değildir. Bunun en büyük kanıtı da yol üstünde gördükleri büyük bir örümcek ağına takılmış olan bir cesettir.

Kasabanın bir başka yerinde, Kevin Alperton isimli genç, uyumadan önce penceresinin dışında duyduğu seslerin kaynağını bulmak için dışarı baktığında aklının ona bir oyun oynadığını düşüneceği bir “şey” görmüştür. Gördüğü böceğin boyutları normaldekinden oldukça büyükken bir tilkiyi alt edip yiyebilecek kadar da güçlüdür.

doctor-who-clara

Aynı dakikalarda iki küçük çocuğuyla evde tek başına duran Gabby Nichols, kızının çığlıkları üzerine odasına gider ve onu korkutan örümceği uzaklaştırmak için penceresini açar. Gördüğü şey ise baş edebileceğini düşündüğünden çok çok daha büyük bir örümcektir.

Kasaba halkını gittikçe belirginleşen böcek tehlikesine karşı bir araya getirerek uyarmak isteyen Doctor ve Clara’yı tedirgin eden başka bir şey daha vardır. Bu tedirginliğin kaynağı kasaba merkezinden biraz daha uzağa kurulmuş olan bilim parkı ve başındaki Profesör Jason Clearfield’dan başkası değildir. Bilim parkında insanlardan uzakta değişik deneyler yapan ve yüzünün yarısını bir maskeyle saklayan Profesör’ün yüzünden başka sakladığı gerçekler ve gizemler vardır. Bir de unutmadan kasabanın giriş çıkışları da, telefon sinyalleri de bir şekilde engellenmiştir. Yani Ringstone içindeki dehşetle kendini tüketecek bir kapalı kutu konumuna gelmiştir.

Bu hikayede de alışık olduğumuz Doctor Who hikayelerinde olduğu gibi, sürekli bir kovalamaca ve merak dolu bir macerayla baş başa kalıyoruz. Mevzubahis Doctor Who olunca tabi ki zamanlar arası gidiş gelişler de oldukça normal oluyor. Bu seferki gidiş gelişlerde İkinci Dünya Savaşı sırasında bu küçük ve huzurlu kasabanın oynadığı rolün önemini de görebiliyoruz. “Tamam, zamanlar arası gidiş gelişler var da hiç mi uzaylı yok?” diyenler için de cevabımız hazır: “Doctor’un olduğu yerde dış diyarlardan kimsenin olmama ihtimali var mı?”

doctor-who-crawling-terror

Clara ve Doctor’un henüz yeni tanıştıkları dönemde geçen hikayede bir yandan Clara’nın 12. Doktor’u tanımaya ve anlamaya aslında biraz da alışmaya çalıştığını diğer yandan da aynı sürecin Doctor açısından işleyişini görüyoruz. Doctor için durumun biraz daha karışık olduğunu ayrıca belirtmeye gerek yoktur sanırım; nihayetinde Doctor yalnızca etrafındakileri ve Clara’yı tanımaya çalışmamaktadır, tanıması gereken bir de kendi benliği vardır.

Dehşet Ağı, yazar Mike Tucker’ın Doctor Who evreninde geçen ilk romanı değil hatta yazar Doctor Who evrenine oldukça yakın çalışma imkanı bulmuş olan biri. Özel Efekt Uzmanı olarak çalışan Mike Tucker, Doctor Who’nun orijinal serisinde de bu görevle bulunmuş. Daha sonrasında da Doctor’un yardımcılarından olan Sophie Aldred ile Ace! isimli kitabın yazımında beraber çalışmışlar. Mike Tucker’ın Doctor Who evrenine alışık olduğunu kitap boyunca her satırda hissedeceğinize dair güvence verebilirim. Bu tadı devam ettirmek adına yazarın Dehşet Ağı haricindeki diğer beş kitabının Türk Whovianlara kazandırılmasını İthaki Yayınları’ndan beklediğimizi belirtmeden de geçmeyeyim.

Doctor Who severlerin mutlaka edinmesi gereken, bir çırpıda bitecek güzel bir Doctor Who öyküsü Dehşet Ağı. Hem macera hem de gizem dolu bu güzel öykü sizi bulunduğunuz ortamdan TARDIS gibi alıp uzaklara, çok küçük bir İngiliz kasabasındaki dehşetin ortasına götürecek. Şimdiden iyi okumalar!

Bu yazı, "İthaki Kütüphanesi" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar