Kahramangiller

Harry Potter Severleri Ayıran Eser: “Harry Potter and the Cursed Child”

Sanırım bu zamana kadar en çok dile getirdiğim temennilerden biri Harry Potter evrenine dair yeni bir şeyler görebilmekti. Kitaplar bittikten ve filmleri de gördükten sonra “Kocaman şaton var sen yazmayacaksın da ben mi yazacağım Rowling!” diyerek dolaşıyordum. Sonunda “Fantastik Canavarlar Nelerdir ve Nerelerde Bulunurlar?“ın filminin çıkacağını öğrenince hele de fragmanı görünce mutluluk patlaması yaşamadım desem yalan olur. Filmi beklerken bir anda bambaşka bir söylenti daha çıktı ortaya ki bunu duyup da yüreği pırpır etmeyen Potterhead yoktur sanırım. Bu söylenti serüvenin Harry’nin oğlu Albus üzerinden devam edeceği yeni bir macerayı müjdeliyordu.

Eserin kendisi çıkmadan gıyabındaki olaylar çoktan alıp yürüdü, kimisi yeni kitapların geldiğini söylerken başka birisi bunun fan yapımı bir şey olduğundan söz ediyordu. Nihayetinde gerçek bir süre sonra ortaya çıktı, gelen yeni kitaplar değil bir tiyatro oyunuydu. Harry Potter sevenlerin en çok istediği şey kısmen gerçek olsa da eser sevenleri ikiye ayırdı. Bir kesim tiyatro eserinin pek çok açıdan kabul edilemez olduğunu söylerken diğer kesim eserden oldukça keyif aldığını belirtiyordu.

cursedchild1

İngiltere’de yaşamadığım ve gitme imkanım da olmadığı için izlemeden eser hakkında yorum yapmak istemedim; ama sonunda senaryo metnini okuduktan sonra artık üzerine birkaç kelam etme hakkım var diye düşünüyorum. Öncelikle üzerinde kocaman J.K Rowling ismi ve de kapakta resmi de olsa; hayır senaryo doğrudan Rowling’in elinden çıkmadı. Jack Thorne ve John Tiffany tarafından yazılan senaryoda J.K. Rowling de bir nevi danışman konumunda rol alıyor. Yani benim en baştaki temennilerim birazcık suya düşmüş oluyor. Neden sevildiğinden ve de sevilmediğinden bahsetmeden önce hafifçe konudan bahsetmeyi uygun görüyorum.

Harry Potter ve arkadaşlarının yedi yıl boyunca Lord Voldemort ile süren ve nihayetinde zaferle sonuçlanan savaşlarının üzerinden 19 yıl geçmiştir. Büyük savaş sonrasında Harry başka sorumlulukların taşıyıcısı olmuştur ancak en zorlandığı nokta nasıl erişebileceğini bilemediği küçük oğlu Albus Severus’tur. Diğer çocuklarının aksine daha içine kapanık ve asi bir tavrı olan Albus seçimleriyle Harry’i zorlamaktadır. Hepsinin ortadan kaldırıldığı düşünülen döndürücülerden biri ise Sihir Bakanlığı tarafından saklanmaktadır. Bu büyülü nesnenin peşinde ise hiç umulmadık bir isim vardır: Cedric Diggory’nin babası Amos Diggory. Oğlunun ölümünün geri döndürülmesi gereken bir hata olduğunu düşünen Amos, yeğeni Delphi Diggory’nin de yardımıyla zaman döndürücünün peşine düşmüştür. Babasının hataları olduğunu ve bunların düzeltilmesi gerektiğini düşünen Albus, yanına en yakın dostu Scorpius Malfoy’u da alarak zaman ve mekana meydan okuyarak aslında hiç de tahmin edemeyeceği büyüklükte bir tehlikenin içine atılır.

cursedchild2

Öncelikle şunu söylemeliyim; Harry Potter’la ilgili ne okusam etkilenirim (Watpad romantizmi hariç). Yani duygusal bakmadan bu senaryoya dair bir şeyler söylemem imkansız. Bazı diyaloglarda gözümden bir damla düşmedi diyemem. Kurgu sürükleyici ve başlayınca insan bitirmeden bırakamıyor. Bir tiyatro metni olduğu için arada kopukluklar olduğu doğru; hele de Rowling’in ustalıkla kullandığı kelimelerle bize aktardığı duygu değişimleri ve ruh halleri olmayınca kitap diyaloglar serisinden başka bir şey olmuyor ama yine de belli noktalarda sürekli kendime bunun bir senaryo olduğunu söyleyerek bu aksaklığı göz ardı edebildim.

Yorumlar